PAYLAŞ

Dandanakan Savaşı Nedir? Nedenleri, Sonuçları ve Tarihi Hakkında Bilgiler

Oğuzlar 10. Yüzyılda Altay dağlarının batı yamaçlarından Sibirya ormanlarının güneyindeki Aşağı Volga’ya kadar uzanan steplerde yaşıyorlardı. Bir taraftan Roma-Bizans’la, diğer taraftan Çinlilerle ilişki içindeydiler. İki-üç yüz yıl süredir de güneyden İslam dünyası ile temas halindeydiler. Oğuz boylarının belli başlı grupları İslamiyet’i kabul etmiş ve önce Samanilerin, sonra da Gaznelilerin egemen olduğu İran sınırlarına kadar yayılmışlardı.

Doğu Türklerinin ilk göç hareketi, Kıtayların ilk baskısı ile gerçekleşmişti. Bundan yarım asır sonra yine Kıtayların Moğolistan’dan Orta Asya’ya doğru istilaları ile ikinci Türk göçü başlamıştı. İbnü’l Esir, Çin’den çıkan bu Türk boylarının sayısını 300 bini aşkın çadır halkı olarak verir. Maveraünnehir’e ulaşmaları Oğuzları, Türkistan hakimiyeti üzerinde mücadele halinde bulunan Karahanlı – Gaznenilerle karşı karşıya getirecekti.

Dandanakan Savaşı’nın Sebepleri ve Nedenleri Nelerdir ?

Harem ülkesi 1017’de Gazneliler tarafından işgal edilmişti. Gazneliler, ellerini Azerbaycan’a kadar uzanan ilk Müslüman Türk devletiydi. Bu sırada Gazneli Mahmud’un izni ile Türkmenlerden bir zümre, Horasan’a geçerek yerleşmişti. Balkan Türkmenleri olup daha sonradan Irak Türkmenleri denilen bu Oğuzlar, Siriderya havzasından gelmişlerdi. Balkan üs olmak üzere İran içlerine akınlar yapıyorlardı. 1015-1038 senelerinde Yağmur, Kızıl ve Boğa Beylerin idaresi altında Amuderya ile Dicle arasındaki  ülkeleri; hatta Mükran, Sind ve Sistan taraflarını kasıp kavuran Irak Türkmen kuvvetleri, dört bin civarında, yani az sayıda ama zinde bir orduydu.

Bu sırada Selçukoğlu Çağrı Bey, kardeşi Tuğrul Bey’i Moyun Kum taraflarında bırakarak, Harezm ve Buhara arasında Horasan’a geçmişti. Önce bu Oğuz grubuna, daha sonra muhtemelen Gazneli ordusuna katılarak, onlarla birlikte Hazar’ın güney sahilinden Azerbaycan’a geçip orada bulunan Şeddadoğulları ile birleşmişti. Oradan Van’a ve Aras nehrini aşarak Nahçivan, Devin ve Nik taraflarına geçti. Sonra tekrar Maveraünnehir ve Sinderya taraflarına döndü. Bu gidiş ve dönüşü 1015-1021 seneleri arasında gerçekleştirdi.

Urfalı Meteos, bu Selçuklu akınları sırasında o güne kadar Türk süvarisi görmeyen ahalinin uzun saç örgülü, ok ve yay silahlı Türk süvarilerini hayretle seyrettiklerini anlatır. Çağrı Bey’in bu cesur hareketleri Selçuklular için bir nevi keşif seferiydi. Tecrübeli bir devlet adamı olan Gazneli Mahmud, Selçukoğulları’nın bu hareketlerini titizlikle takip ediyordu. 1025’lerde Selçuklu Arslan Yabgu, Gaznelilerin elinde esir iken kendi memleketinden, diğer bir deyişle Siriderya ve Amuderya arasındaki Oğuzlardan yüz bin kadar asker çıkarabileceğini söylüyordu. Selçukluların o taraflarda yaşayan oymakları yaklaşık yarım milyondu. Arslan Yabgu’nun bu kitle üzerinde etkisi vardı. Sultan Mahmud, Arslan Yabgu’yu yanına çaığırıp rehin sıfatı ile alıkoymuş ve Hindistan hududunda Kalincer kalesine hapsetmişti. Bu durum Gaznelilerle Selçukluların arasını açmıştı.

Sultan Mahmud’un oğlu ve Irak-ı Acem valisi Mesud, Horosan’da kalan Türkmenlere vaatlerde bulunarak onları maiyetine almış, babasının ölümünden sonra onun yerine geçtiğinde de bu Türkmenlerden istifade etmişti. Bunlardan Yağmur, Sultan Mahmud’un oğlu Mesud’un Rey şehrine tayini ile birlikte kuvvetleriyle onun ordusuna katıldı. Boğa’nın komuta ettiği Oğuzlar, Rey’deki Oğuzlarla birleşip şehre saldırdılar. Mansur ve Göktaş’ın komutasındakiler ise, Hemedan’a gidip şehri kuşattılar. Bir süre sonra Türkmen beylerinden Yağmur Bey’in Rey havalisi kumandanı tarafından öldürülmesi ile yöredeki Türkmen oymakları harekete geçti. Boğa, Dana, Göktaş, Anasıoğlu ve Kızıl gibi liderlerinin maiyetindeki 10 binden fazka Türkmen, Sultan Mesud’un gönderdiği Gazneli kuvvetlerini bozguna uğrattı. 1036’da bir kısmı Irak-ı Acem’e dağıldıysa da önemli kısmı Azerbaycan’a yürüdü ve kendilerinden evvel oraya gelmiş olan soydaşları ile birleşip bölgenin çeşitli yerlerine yayıldı ve kışlaklar kurdular.

Selçukluların kazandıkları ilk zaferden sonra Gaznelilerin bölgedeki siyasi ve askeri durumu ciddi bir şekilde sarsıldı. Ama Karahanlı hanedanına mensup Böritekin’in, 1038’de Toharistan ve Huttalan taraflarına bir akın yapmasıyla, onunla Ali Tekin oğulları arasında başlayan gerginlik, Gaznelilerin işine yaramıştı. Sultan Mesud, Selçuklulara ve Harzemşah İsmail’e karşı Cend Emri Şah- Melik’i ittifakına aldı. Gönderdiği bir menşur ile de Harezm vilayetini ona havale etti. Bu tedbirleri aldıktan sonra 1038’de 60 savaş fili de dahil olmak üzere, 30 bin kişilik bir orduyla Gazne’den Belh’e hareket etti. Subaşı kumandasındaki bir orduyla Gazne’den Belh’e hareket etti. Subaşı kumandasındaki bir orduyu Herat’a, başka bir orduyu da Merv üzerine göndermişti.

Gazne ordusu, Oğuzları uzaktan takip ediyor, Oğuzlar uzaklaşınca takip sürüyor, fakat yakınlaşınca savaşa girmek istemedikleri için geri çekiliyorlardı. Görünen o ki, Gazne Devleti, Selçukluları ve Türkmenleri tamamıyla ezmek kararındaydı.

Sultan Mesud, Belh’e vardığı zaman, Çağrı Bey de süratle Talekan, Faryab ve Şapurgan taraflarını istila etti. Hatta 1039 Mart’ında gönderdiği akıncılar, bizzet Sultan’ın bulunduğu Belh civarını yağmalamış ve sultanın bir filine de el koymuştu. Çağrı Bey’in bu çevik hareketi ile tehlikenin kapıya geldiğini gören Mesud, artık daha fazla bekleyemezdi. Nisan ortalarında Sarahs’a doğru yürüyen ordu, 70 bin süvari ve 30 bin piyadeden oluşan, devrin en kuvvetli ve teçhizatlı savaş gücüydü. Bu sebeple ‘’ bütün Türkistan harekete geçse ‘’ bu orduyu durdurmanın imkansız olduğu düşüncesi hakim olmuştu. Bu durum karşısında Çağrı Bey de Sarash’a varmış, Yabgu 20 bin süvarisi ile Merv’den, Tuğrul Bey de Nişabur’dan gelerek, güçlerini birleştirmişti.

Selçuklular savaşa hazırlanmakla beraber, bu muazzam ordu karşısında endişeye de kapılmışlardı. Bundan dolayı Horasan’ı terk edip, Ciban bölgesine çekilmeyi düşünüyorlardı. Fakat Çağrı Bey, kımıldamanın ve başka bir yerde tutunmamın imkansız olduğu fikrini savunuyordu. Ayrıca Gazne ordusunun ağır, hareket kabiliyetinin zayıf, kendilerinin ise hafif ve hareketli olduğu ileri sürerek, Bey Toğalı ve Subaşı ordularını bu sayede bozguna uğrattıklarını hatırlattı. Askeri bilgisini gösteren bu fikir kabul edilidi.

İki ordu 15 Mayıs 1039’da davul ve boru sesleri ile savaşa başladı. Gözne ordusu şiddetli bir hücuma geçince bozulan Selçuklular çöle çekilmişlerdi. Çöl harekatına alışık olmayan Gazne ordusu, Selçukluları takip edemedi. Selçuklular da düşmanı hırpalamak için sık sık çölden çıkıp Gazne ordusuna baskınlar yapıyor, su kuyularını tahrip edip tekrar çöle dönüyorlardı.

Kısmi bir başarı kazanan Sultan Mesud, sıcakları geçirmek için Herat’a çekilmek ve Selçukluları barışa zorlamak düşüncesindeydi. Birbirlerini oyalamak maksadıyla geçici bir anlaşmaya vardılar, fakat iki taraf da bir yandan hazırlıklarını sürdürüyordu. Türkistan’dan gelmekte olan Oğuz göçmenlerini de yardıma çağıran Selçuklular, gittikçe çoğalıyor ve kuvvetleniyorlardı. Bundan dolayı bu geçici anlaşma Selçukluların işine yaramıştı.

Sultan Mesud, 1039 Ağustos’unda ordusu ile birlikte Herat’a döndü. Fakat daha yolda iken Türkmenlerin takip ve hücumlarıyla kayıplara uğramış ama karşı saldırıyla onlara da kayıp verdirmişti. Sultan Mesud, Herat’ta hazırlık ile uğraşırken, Tuğrul ve Çağrı Beyler, takrar Nişabur, Merv taraflarına hakim olmuşlardı. Harezmşah İsmail ile bağ kurarak, Ceyhun bendlerini açtırdılar. Selçukluların kazandığı iki zafer, Oğuzların Horasan’a geçişini hızlandırmıştı. Horasan’a öyle bir insan akını başlamıştı ki Gazneli tarihçi Beyhaki’ni yazdığına göre, Horasan hazinelerinin topraktan çıkarıldığını duyan ihtiyar ve topal bir kadının da bir hisse koparmak maksadı ile yola koyulduğuna dair hikayeler bile anlatılıyordu.

Dandanakan Savaşı’nın Önemi ve Sonuçları Nelerdir?

Sultan Mesud hazırlıklarını bitirmiş ve ordusunu çöl harekatına elverişli hale getirmişti. 1039’da harekete geçti ve Tuğrul Bey’i yakalamak üzere Nişabur’a girdi. Tuğrul Bey’in Şadyah’ta oturduğu eski sarayına yerleşip kışı burada geçirdi. Selçuklular endişe içindeydi. Uzun müddetten beri Tuğrul Bey’in zırhını ve çizmelerini çıkarmadan uyuduğuna dair haberler yayılıyordu. Tuğrul Bey’e kararını sordukları zaman, ‘’ Dehistan, Gurgan istikametine çekileceğiz ‘’ cevabı alınmıştı. Aynı zamanda Tuğrul Bey, Gazne ordusunun gelemeyeceği düşüncesiyle, Rey ve Cibal taraflarına göçmek ve oralardaki Türkmenler ile birleşmek niyetindeydi. Çağrı Bey ise buna karşı çıkıyordu. Gazne ordusunun çölden gelirken yorulacağını ve karşılaştıkları zaman Selçukluların daha iyi durumda olacaklarını söylüyordu: ‘’ Şimdi Gazne kuvvetleri atlarından inip endişesiz bir şekilde istirahata çekilmiştir. Takip edilmediklerinden de emindirler. Eğer hemen onların üzerine yürürsek belki de amacımıza ulaşırız. ‘’

Sonunda Selçuklular Çağrı Bey’in fikrini kabul edip, Balhar Dağı yönünde yola çıktılar. Çağrı Bey’in askeri görüşleri hakim olduğu için 1040 yılının Mayıs ayı ortalarında, Ramazan’ın ilk günlerinde çarpışmaya giriştiler. Selçuklular ağırlığı 2 bin atlı ile gerilere gönderdiler. Asıl ordu 16 bin atlıdan oluşuyordu. Bötü Tekin ile Yınalıların öncü olarak gönderilmesi kararlaştırılmıştı. Yınallıların emrinde bin Türkmen atlısı, Börü Tekin’in emrinde ise 500 mülteci atlısı bulunuyordu. Çağrı Bey, hafif süvarilere süratle saldırıp çekilme hareketleri yaptırıyor, surları ve kuyuları tahrip ederek Gazne ordusunu susuz bırakıyordu.

Sultan Mesud ise, Merv ve Sarahs arasında, kum çölü kenarında, surları ve kuyuları bol Dandanakan hisarına doğru ilerleyip, ordunun susuzluğunu gidermek niyetindeydi. Fakat Gazne ordusu oraya varınca, bu kuyuların Selçuklular tarafından imha edilmiş olduğunu gördü. Kuyuların tamir etmektense, ilerdeki kuyulara yetişmek üzere harekete devam ederken, Selçuklu baskınları şiddetlenmişti. Bu andan itibaren Gazne ordusunun disiplini bozuldu.

Türk-İslam tarihinin dönüm noktalarından birini teşkil eden Dandanakan Meydan Muharebesi üç gün sürdü. Susuzluki yorgunluk, açlık ve nihayet fikir ayrılıkları ayrılıkları içinde bitkin durumda bulunan Gazneliler, Çağrı Bey’in saldırışları ve bu esnada 370 Türk kölesinin Selçuklulara geçişi ile bozguna uğradı. Başta Beg-Toğdı olmak üzere, askerlerin firarı ile sağ-sol kanatlar çöktü. 30 Mayıs 1040 Cuma günü Gazne ordusu diye bir şey kalmamıştı ortada. Sultan Mesud, 100 süvari ile savaş meydanını terk ederek güçlükle kurtuldu. Selçuklular Gazne ordusunun bütün hazinelerini ele geçird. Çağrı Bey, bu ganimetleri kendine ayırmaksızın adamlarına paylaştırdı ve Mesud’un otağına inip tahtına oturdu.

Selçuklu askerleri, Mesud’un askerlerinin geri dönmesinden çekinerek üç gün boyunca at sırtından inmemişlerdi. Diğer yandan Sultan Mesud, bütün bir yılın vergisini affetmiş ve Gazne’ye çekilmişti. Tuğrul Bey, buradan Nişabur’a geçti. Çağrı Bey, Belh üzerine, Yabgu ise Herat üzerine yürüdü. Artık bu bölgede Selçukluların karşısına çıkacak ciddi bir kuvvet kalmamış tarihin bu bölgedeki akışı bu savaşla değişmişti. Selçuklular, Dandanakan’da kazandıkları zaferle güçlerini Gaznelilere kabul ettirdiler ve savaş sonunda İran yaylasının bütün yolları Selçuklulara açıldı.

1040 Dandanakan Savaşı ile Selçuklu Devleti bağımsız bir devlet halinde yükseldi. Anadolu seferlerine yönelmelerinin yolu bu zaferle açıldı. Tuğrul Bey 1043’te Kazvin’e geldiği zaman hakimiyeti altına girmeyi reddeden Oğuzlar, ertesi yıl yeni göçlerle kuvvetlenecekler ve büyük kitleler halinde Doğu Anadolu’ya gireceklerdi. Diğer Oğuz kitleleri Diyarbakır istikametinde ilerleyerek, Meyyafarikin ( Silvan ), Mardin ve Cizre’ye ulaştılar. Bizans İmparatoru II. Basilaios ( 976-1025) Doğu’da ilhak politası izlemiş, İmparator Konstantinos Monomakhos ( 1042-1055) da Ermeni ve Gürcüleri baskı altında tutup, Türk akınlarını durdurmak üzerw Ani ve Dovin şehirlerine ordu göndermişti. Sultan Tuğrul ise bu Bizans saldırısına karşın İbrahim Yınal, Kutalmış ve Hasan’ı büyük bir ordu ile Azerbaycan’a gönderdi ve bu sistemli Selçuklu seferinde, 1046’da, Gence önlerinde Bizans ordusu yenilgiye uğradı. Bu seferleri diğerleri takip etti ve Türkmenler değişik kollar halinde Erzurum, Ahlat, Muş, Malatya, Irfa, Şarki, Karahisar, Sivas ve Kızılırmak havzasına kadar ulaştı. Neticede Büyük Selçuklu Devleti’nin temelinin atılışı, Türkmen göçü ve Anadolu’nun Türkleşmesinin önemli odak noktası, Dandanakan Savaşı olmuştur.

Selçuklu Devleti’nin kuruluşundan Malazgirt’e kadar 30 yıl süren seferler bir yandan Türkmen göçüyle, diğer yandan  da Selçuklu ordularının himayesinde Anadolu’da yayılıyordu. Bizans İmparatorluğu’nun direnişi kırılarak Türklere yeni bir vatan hazırlanıyordu. 1044’te Halife’nin elçisi Maverdi’ye ‘’ Benim askerlerim çok kalabalıktır ve memleketler onlara kafi gelmiyor’’ diye Tuğrul Bey, Selçuklu Devleti’ni kurunca Türkistan’da sel halinde gelen Türkmen göçleri için engel kalmamış, bu bölgeler Türklere açılmıştı.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here