PAYLAŞ

 

Günümüz demokrasileri başkanlık sistemi ve parlamenter sistem olarak ikiye ayrılabilir. Halk birincisinde devlet başkanının, ikincisinde parlamentoyu seçer.

Temsili dpemokrasilerde halk söz gelimi eski Atina’da olduğu gibi siyasal konular için doğrudan oy kullanmaz. Bunun yerine anasayada ön görülmüş devlet organlarına seçilen temsilciler halk adına siyasal kararlar alır. Temsilcilerin kural olarak sadece kendi vicdanlarına karşı sorumlu olmalarına karşın, yeniden seçilmek için düzenli aralıklarla halkın karşısına çıkma gereği bir baskı yaratır. Çeşitli temsili demokrasilerde esas olarak parlamento, idare ve devlet başkanı arasındaki ilişkiler açısından farklılık gösteren iki temel yönetim biçimi gelişmiştir.

Parlamenter Demokrasiler

Parlamenter yönetim sisteminin geçerli olduğu Almanya ya da İtalya gibi ülkelerde, devlet başkanını seçen parlamento aynı zamanda onu istifaya zorlayabilir. Hükümet parlamentonun güven oyuna bağlıdır; bu yapıya genellikle parlamento çoğunluğuyla yakın iş birliği eşlik eder. Hükümetin parlamentoda çoğunluğu yitirmesi halinde, devlet başkanı çoğu kez yeni parlamento seçimini isteme hakkına sahiptir. Yürütmenin başında esasen temsili ve törensel işlevleri yerine getirmek üzere seçilmiş bir cumhurbaşkanı ya da İngiltere ve Hollanda’da olduğu gibi bir hükümdar yer alır.

Başkanlık Demokrasileri

ABD’dekine benzer başkanlık sistemlerinde, parlamento ya da yasama organı ile hükümet açık seçik birbirinden ayrılmıştır. Halkın doğrudan yürütmenin başına seçtiği kişi hem devlet başkanı, hem de hükümet başkanı işlevini görür. Yasama organından bağımsızdır ve onun oyuyla görevden alınamaz. Buna karşılık, o da yasama organını dağıtamaz. Birçok ülkede başkanlık ve parlamenter demokrasi unsurlarını barındıran karma bir yönetim biçimi vardır. Örneğin Fransa ve Finlandiya’da doğrudan seçilen bir cumhurbaşkanı ve bir başbakan parlamentonun güven oyuna bağlıdır ve hükümet yetkilerini paylaşır.

Doğrudan Demokrasiler

Bütün temsili demokrasilerde yurttaşların doğrudan katılımının sınırlı biçimleri vardır. Özellikle federal yapılı devletlerde, yurttaşlar belirli bir kkonuya destek vermek üzere bölgesel düzeyde yeterli imza toplayarak parlamentoya bir yasa tasarısı sunabilir. Hükümet ve parlamento da önemli konularda referandum yoluyla halkın görüşüne başvurabilir; ama bu şekilde alınan kararlar hükümet her zaman için bağlayıcılık taşımaz.

Otoriter Demokrasiler

1990’larda özellikle Afrika ve Asya’da ayrıca Avrupa’nın bazı eski komünist devletlerinde (örneğin Rusya) teknik bakımından demokratik sayıları, ama otoriter eğilimleri taşıyan birçok yönetim sistemi ortaya çıktı. Serbest seçimlerin güvence altına alınmasına ve demokratik kurumlara yer verilmesine karşın, bu sistemlerde devletin yurttaşlık hakları müdahelesine karşı koruma ve iktidar üzerindeki denetim genellikle yetersizdir.

Çoğu zaman parlamento dışında canlı bir sivil toplumun gelişebileceği, özgür demokratik yapılar yoktur. Basın özgürlüğüne genelde kısıtlamalar getirebilir. Söz konusu devletlerin çoğu eskiden diktatörlüğe dayandığından, bu durum gelişken demokrasiye doğru kısa süreli bir geçiş aşamasını yansıtıyor olabilir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here