PAYLAŞ

Georgius Agricola Kimdir? Hayatı, Çalışma Alanları ve Eserleri Nelerdir ?

Ünlü Fransız kimyager Antoine Laurent de Lavoisier ile birlikte kimya bilimine en çok katkı yapan ve bu alanın ‘’simya’’dan  kimyaya dönüşmesini sağlayan isimlerden biri de Alman Georgius Angircola’ydı. Madenler üzerine yazdığı ve ölümünden sonra 1556’da yayınlanan Madenler Üzerine (De Re Metallica) adlı eseri asırlar boyunca madenciliğin ana kitabı olarak kabul edildi. İlginçtir, asıl eğitimini tıp üzerine almış olmasına rağmen, madencilik alanında yaptığı katkılar, o zaman daha doğum aşamasında olan metalürji biliminin temelini oluşturacaktı.

Agricola, 24 Mart 1494 yılında Almanya’nın Saxony eyaletindeki Erzgebirge bölgesinde bulunan Glauchau kasabasında boyacı ve yünlü kumaş yapımcısı bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Asıl ismi George Bauer olan Agricola, ilk eğitimini Glauchau ve Magdeburg kasabalarındaki okullarda tamamladı. O dönemlerde üniversitelere girme yaşı 12-15 olmasına rağmen, 20 yaşına kadar herhangi bir üniversiteye girmemişti. Yirmisinde Büyük Zwickau Okulu’na girdi. Burada 2 yıl kaldıktan sonra 1506 yılında Leipzig Üniversitesi’nde Tıp Fakültesi’ne girdi. Burada dönemin ünlü hümanistlerinden olan Peter Mosellanus ile beraber çalıştı. Kimya, tıp ve fizik alanında dersler aldı. Bauer, 1515’te Leipzig^den mezun oldu. Ancak doktorluk yerine Yunanca öğretmenliği yapmaya başladı. Bu dönemlerde isimlerini Latinceleştiren bilim adamlarına uyarak George Bauer olan ismini ‘’Agricola’’ şeklinde değiştirdi. Agricola, Almanca’da çiftçi anlamına gelen Bauer’in Latince karşılığıydı.

Kendisine her konuda büyük destek olan hümanist dostu Mosellanus’un ölmesi üzerine, Latincesini geliştirmek  ve eğitimini devam ettirmek amacıyla İtalya’ya gitti. 1524-1526 yılları arasında iki yıl kaldığı İtalya’da antik Yunan’dan kalma felsefe ve tıp alanındaki klasik eserleri okudu. Doğum yeri olan Erzgebirge’de bolca bulunan madenlerin tedavi amaçlı kullanabileceği düşüncesini, ilk kez burada antik eserleri okuduktan sonra edindi.

On bin nüfuslu küçük bir kent olan Joachimsthal’da yaşayanların çok büyük bir kısmı sadece madencilikle ve onunla ilgili mesleklerle uğraşıyorlardı. Doktorluğu sırasında madenlere girip çıkan, madencilerden bu konuda birinci elden bilgi edinen Agricola, madencilik ve metalürji hakkındaki asıl çalışmalarına ve araştırmalarına burada başladı. Sahip olduğu filoloji ve felsefe bilgisi, onun sistematik bir düşünce yapısı oluşturmasına yardımcı oldu. İlk makalelerini 1728’de yayınlamaya başladı.

1530’da Saxony eyaleti Prensi Maurice tarafından resmi tarihçiliğe (vakanüvisliğe) atandı ve kendisine maaş bağlandı. Joachimsthal’dan diğer bir maden kenti olan Chemnitz’e taşındı. 1533’te kent halkı tarafından kent doktoru olarak seçildi. Aynı yıl antik Yunan’ın ölçü birimlerini anlattığı ‘’De Mensuis et Ponderibus’’ adlı kitabını yayınladı. Koyu bir Katolik olmasına rağmen Protestanların yaşadığı Chemnitz’e belediye başkanı seçildi; ancak bu görevi kısa süreli oldu. Katoliklikle olan bağlantısından dolayı bu görevinden uzaklaştırıldı.

Buradaki görevinden ayrıldıktan sonra kendisini, devrin akımlarından tamamen soyutlayarak öğrenmeye verdi. En büyük ilgi alanı hala metalürji idi; ancak tıp, matematik, teoloji ve tarih alanındaki araştırmalarını da sürdürdü. Georgius Agricola, 21 Kasım 1555’te Chemnitz’de yaşamını yitirdi. Ölümüne kadar da sıkı bir Katolik olarak kalan Agricola’nın hayatını kaybetmesine yol açan, bir Protestan ile girdiği dini münakaşadan sonra geçirdiği kalp rahatsızlığı oldu. Kent halkı Chemnitz’e gömülmesine izin vermediği için elli kilometre uzaklıktaki Zeitz kentine gömüldü.

Georgius Agricola’ın Eserleri Nelerdir?

Agricola’nın en ünlü eseri ve madencilik ile metalürji alanındaki temel kitaplardan biri olan ‘’Madenler Üzerine’’ (De Re Metallica) adlı kitabı ancak ölümünden sonra 1556’da yayınlandı. Agricola, devrin ünlü hümanistlerinden Erasmus’un önsöz yazdığı, kardeşine adamış olmasından dolayı 1550’de bitirdiği tahmin edilen ve 200 yıl boyunca madencilik ve metalürji alanlarında çalışanların el kitabı olacak olan 12 ciltlik bu eserinde, dönemin madenlerinden, madencilik tekniklerinden ve sektörün en ince ayrıntılarından bahsediyordu. Maden ocaklarının yapımı, maden filizlerinin ocaklardan çıkarılması ve ocaklarda biriken suyun boşaltılması gibi konuların yanı sıra metal işletmeciliğine de değiniyordu. Temel olarak kimya ile değil metalürji ile ilgilenen Georgius Agricola, kitabında sadece çevresinde gördüğü madenlerden ve bu konuda edindiği izlenimlerden değil, ağaç filizlerinin kökenleri, erozyonun oluşumu ve önlenmesi gibi önemli konulardan da bahsetti. O dönemde bilinmekte ve işlenmekte olan madenlerin listesine yenilerini ekledi.

Kitaplarında yer verdiği ve bir çığır açan diğer bir konuş ise madencilik ve endüstri alanındaki teknikleri yayınlaması oldu. Bu tür teknikler o zaman gizli tutuluyordu ve belli bir sınıf veya uzmanların dışında, halkın bunları öğrenmesine izin verilmiyordu. Bu yüzden Agricola, sadece Almanya’da değil, tüm Avrupa’da yayılmasını istediği bu bilgileri içeren kitabını Latince yazı ve bu eseri yaklaşık 200 yıl boyunca değerini yitirmedi.

Avrupa’da Ortaçağ sonlarına doğru kimyasal üretimin en önemli dallarından biri metalürji idi. Georgius Agricola da ‘’De Re Metallica’’ ile o zamana değin simyacıların sahip oldukları birçok yanlış bilgiyi değiştirdi. Kitabında özellikle deney yöntemini savunan Agricola, kitabına, nasıl maden inşa edileceğini gösteren ve kendisinin de uzun yıllar anılmasını sağlayacak resimler çizdi. Kitabında mineralleri topraklar, taşlar, katılaşmış özsular(tuzlar), metaller ve bileşikler diye sınıflandıran Agricola, ayrıca madenlerin ve minerallerin bulunabilecekleri yerler hakkında da bilgiler verdi. Kitabında çizdiği resimlerle cevher arama çalışmalarını anlattı, gizli maden yataklarının bulunması için çatal şeklinde bir değnek kullanılmasını tavsiye etti. Bu değnekler hakkında bilgi verirken de gümüş için fındık ağacından, bakır için dişbudak ağacından, kurşun, altın, kalay ve demir için ise köknar ağacından değnekler yapılmasını önerdi. Kitabında bugün hala madenlerde uygulanmakta olan bazı pompalar ve düzenekleri, yine resimler yoluyla anlattı. Denektaşı üzerinde derişik halde bulunan nitrit asit ile deneme yapma ve yirmi dört şit altın-gümüş alaşımıyla karşılaştırma gibi işlemleri en küçük ayrıntısına kadar verdi.

Tüm bunlara dayanılarak kimya teknolojisinin özgün yaratıcılarından biri olarak kabul edilen Agricola’nın anısına 1926 yılında Münih’teki Deutshes Museum’da ‘’Agricola Derneği ‘’ kuruldu. De Re Metallica Almancaya çevrilerek 1935’te Düsseldorf’ta yeniden basıldı.

De Re Metallica’nın İngilizce tercümesi ise ilk olarak 1912 yılında yapıldı ve Londra merkezli The Mining Magazine dergisi tarafından yayınlandı. Kitabın İngilizce tercümesi ise bir maden mühendisi olmasına rağmen daha çok, ABD Başkanlığı yapmış olmasıyla tanınan Herbert Hoover ve eşi Lou Henry tarafından yapıldı.

De Re metallica, yakın zamanlarda ise dünyadaki madenlerin tüketilmesi gerektiğini savunan ve tarhçi Carolyn Merchant’ın ‘’doğanın ölümü ‘ diye tanımladığı ‘’mekanik azalma’’ isimli akım tarafından eleştirildi. Ancak Agricola, kitabında madencilik yoluyla ‘’Dünya Ana/Doğa Ana’yı (Mother Earth) ‘’ ihlal ettiği için kendisinden özür dilemişti.

Georgius Agricola’nın Fosil Bilimine Katkısı

Georgius Agricola, De Re Metallica ve diğer araştırmalarının yanı sıra paleontoloji bilimine de katkıda bulunduğu bir eser kaleme aldı. 1546’da yayınladığı ‘’Maden Bilimi’’ (Natura Fossilium) adlı eserinde fosil kelimesini ilk kez ‘’topraktan çıkarılan nesne ‘’ anlamında kullanarak tarihe geçti. Daha önce Leonardo Da Vinci, toprak altında canlı kalıntıları bulduğundan bahsetmiş ancak bu bilgilere o zaman itibar edilmemiş, 1726’da Johannes Beringer adlı bilim adamı fosilleri, Allah veya şeytanlar tarafından insanın imanını denemek için dünyaya yerleştirilen nesneler olarak betimlemiş ve çalışma sahası toprağın altı olan paleontoloji, ancak 20. Yüzyıldan sonra yrıo bir ilim sahası olarak görülmeye başlanmıştı.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here