PAYLAŞ

Gökyüzü Neden Mavidir?

Yaz mevsimi en azından bazı zamanlarda bulutsuz mavi gökler vaat ediyor. Peki gökyüzüne bu rengi veren nedir?

Bilim insanları için bu sorunun cevabı gayet açık: Rayleigh saçılımı. Güneşten gelen beyaz ışık, yeryüzüne ulaştığında atmosferi oluşturan gaz moleküllerine çarpar. Esasen nitrojen ve oksijenden oluşan bu moleküller, görünür sepktrumda ışığın dalga boyundan daha küçük olduğundan, ışığın saçılmasına yol açar. Işık, farkı dalga boylarından meydana gelir. Isaac Newton tarafından 17. Yüzyılda prizmalarla yapılan deneylere dayanarak, ışığın yedi farklı renk içeren bir spektrum olduğunu söyleyebiliriz: Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, çivit mavisi ve mor. Spektrumun sonundan bulunan mor ışık, daha kısa ve dar dalgalar şeklinde olduğundan kırmızı alandaki daha uzun ve alçak frekanslı dalgalardan daha fazla molekül etkisi altına girer. Bu olguya, 19. Yüzyılda keşfi gerçekleştiren İngiliz fizikçi Lord Rayleigh’in ismi verilmiştir. Gökyüzü mavi renkte görünür çünkü kısa dalga boylu ışıklar, uzun dalga boylu ışığa göre daha fazla saçılır. Bu yüzden, doğrudan güneşe değil de gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz saçılmış güneş ışığı ağırlıklı olarak mavi renktedir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir huşu var: Herkes gökyüzünün mavi olduğu konusunda hem fikir değil. 19. Yüzyıl boyunca dört dönem Birleşik Krallık Başbakanlığını yapmış William Gladstone tarafından, 1858 yılında Homeros üzerine bir bilimsel inceleme yayımladı. Burada, Yunan şairin şaşırtıcı biçimde bir kere bile mavi kelimesini kullanmadığı belirtiliyordu. Şair, tuhaf renk isimleri kullanmayı tercih etmiş, denizi şarap karası, demiri mor ve balı yeşil olarak tasvir etmişti. Başka araştırmalar sonucunda; Kuran, Yahudi İncili, İzlanda Destanları ve Hindistan’da MÖ 1500 ile 1000 yılları arasında yazılan Hint ilahilerinde cennetten bahsederken bile bu renge atıfta bulunulmadığı ortaya çıktı. Spektrumun yeşil ve mor dilimleri arasında kalan dilimi kesin olarak tanımlayan bir ifade günümüzde hala pek çok dilde bulunmuyor. Ruslar gökyüzüne goluboe ( açık mavi ) ya da sinee ( koyu mavi ) olarak tanımlıyor. Japoncada ‘’ ao ‘’ kelimesi, hem gökyüzünün hem elma ve çimen rengini tanımlarken kullanıyor. Nabimya’daki Himba kabilesi gökyüzünü ‘’ koyu ‘’ olarak tercüme edilebilecek olan ve mavinin yanı sıra kırmızı, yeşil ve mor tonlarını da içeren zoozu kelimesiyle tasvir ediyor.

Bu, tam doğru çeviri yapılması meselesinden fazlasını ifade ediyor. Kanıtlar, insanların dünyayı yorumlamasında dillerin büyük etkisi olduğunu gösteriyor. İnanılmaz görülebilir, ama bir renk için tek bir belirleyici kelime olması, onu diğer renk tonlarından ayrıştıracak olan algıyı pekiştirip kuvvetlendirir. Bu kelime olmadan olguyu kolayca kavrayamazsınız. Bunu kanıtlamak amacıyla bilim insanları Himbalara gruplar halinde renkli seramikler gösterdi. Himbalar, 11 yeşil seramiğin olduğu grupta mavi olanı ayırt etmekte zorlandı. Himbaların ananas renginde olan seramiklerin arasına gizlenmiş sarı-yeşil seramiği bulması, anadili İngilizce olanlardan daha kolay oldu. Bu nedenle anadili İngilizce olanlara göre gökyüzünün mavi oluşu doğru olmasına karşın, bu tartışmalı bir renk tonu çünkü sadece onlar tarafından böyle tanımlanıyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here