PAYLAŞ

Homeopati Nedir? Homeopati Bir Saçmalık Mı?

Herhangi bir sağlık ürünleri mağazasına girdiğinizde onlarla karşılaşmanız olasıdır: Öksürükten ateşe, uykusuzluktan astıma kadar sizi hasta eden ne varsa iyileştireceğini iddia eden homeopatik ilaçlar. İlaç paketinin arkasına göz attığımızda, içindekiler kısmı kafanızı karıştırabilir. Bazıları ezilmiş arılar, ısırgan otu ve hatta arsenik, laktoz ve sakaroz gibi şekerler içerir. Sadece Amerikalılar, homeopatik ilaçlar için yılda 3 milyar dolar harcıyor. Peki bu konuda ne düşünüyorlar?

Kelime anlamı ‘’ benzerin benzerle tedavisi ‘’ olan homeopatinin geçmişi, 18. Yüzyıl sonlarına uzanıyor. Modern tıbbı umursamayan Alman Doktor Samuel Hahnemann’ın geçerli bir sebebi vardı. Doktorlar kanı boşaltmak için sülükleri ve su toplamalarındaki suyu çekmek için de sıcak yakı kullanıyorlardı. 1790 yılında Hahnemann, kariyerinde dönüşüm yaratacak bir şeyi keşfetti. Kınakına ağacı kabuğundan elde ettiği tozu yutunca, vücut ısısının yükseldiğini fark etti. Kınakına ağacında sıtma tedavisinde kullanılan kinin bulunuyordu. Hahnemann, bu olguları değerlendirdi: Kınakına ağacı onun ateşini yükseltmişti, ateş de sıtmanın bir belirtisiydi, kınakına sıtmayı iyileştiriyordu. Daha sonra büyük bir mantıksal sonuca vardı. İlaçlar, hastaları iyileştirdiği gibi, sağlıklı insanlarda da benzer belirtilere sebep oluyordu. Bir belirtiye sebep olan bir madde, başka birinde o belirtiyi tedavi etme amaçlı kullanılabilirdi.

Hahnemann, karışımların seyreltilip durmadan çalkalanarak kullanılması gerektiği fikrine vardı. Buna ‘’ potansiyalizasyon ‘’ deniliyordu. Etken madde ne kadar az kullanılırsa, ilacın o kadar etkili olacağına inanıyordu. Homeopatik ilaçların varsayılan etkilerini tanımlamak amacıyla değişik bir terminoloji kullanılır. Yaygın kullanılan bir işaret ‘’ NC ‘’ dir, burada ‘’ C ‘’ bileşenin 1:100 oranında seyreltildiğini, ‘’ N ‘’ ise kaç kez seyreltiğini gösterir. Yani 200 C, bir gram bileşenin 100 gram suyla seyreltildiğin ve bunun 200 kez tekrarlandığı anlamına gelir. Bu seyreltide orijinal bileşenin tek bir molekülü bile sağlam kalmaz, su da ilaçların yapımında kullanılır. Pek çok homeopatik ilaç, tümüyle şeker içerir. Yine de su ve ilaçların, orijinal bileşeni anımsatması beklenir.

Bu pek de mantıklı değil. Tıbbi araştırmalara maddi kaynak sağlayan en büyük kuruluş olan Birleşmiş Milletler Ulusal Sağlık Enstitüleri homeopati alanında araştırma yapmanın güçlüklerine dikkat çekiyor. Çünkü etken maddesi çok az olan ya da olmayan bir ilacın etkilerinin incelenmesi çok zor. Araştırmacılar da ne ilacın iddia ettiği şeyi içerdiğini, ne de seyreltilmiş ilacın vücuda etkisi olduğunu doğrulayabiliyor. Homeopati alanındaki en kapsamlı çalışma, 2005 yılında meşhur tıp dergisi Lancent’te yayınlandı. Araştırmacılar, homeopatik ilaç örnekleriyle modern ilaç örneklerini karşılaştırdı. Büyük miktarlı örneklerde homeopatinin plasebo etkisinden ( Farmakolojik olarak etkisiz bir ilacın telkine dayalı bir etki ortaya çıkarma hali ) daha güçlü bir etkisi olduğuna dair ‘’ yeterli bir kanıt ‘’ bulunamadı. Bununla birlikte, modern ilaçların daha küçük dozlardaki örnekleri kullanılınca belirgin klinik etkileri olduğu görüldü. Ulusal Sağlık Enstitüleri şuna dikkat çekti: ‘’Homeopatinin bir takım ana kavramları, kimya ve fizik biliminin temel kavramlarıyla çelişmektedir.’’ Sonuç, en hafif deyimle bu şekilde ifade edildi.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here