PAYLAŞ

Kanuni Sultan Süleyman ( 1. Süleyman ) Kimdir? Hayatı, ve Dönemin Önemli Olayları Nelerdir ?

Kanuni Sultan Süleyman, 1494’te Trabzon’da doğdu. Babası Yavuz Sultan Selim, annesi Hafsa Hatun’dur. Kanuni Sultan Süleyman devri, Türk hakimiyetinin doruk noktasına ulaştığı bir devir olmuştur. Babası Yavuz Sultan Selim, onu küçük yaşlardan itibaren çok titiz bir şekilde yetiştirmeye çalıştı. Benzeri görülmemiş bir terbiye ve tahsil gördü. İlk eğitimini annesinden ve ninesi Gülbahar Hatun’dan ( Yavuz Sultan Selim’in annesi ) aldı.

Yedi yaşına gelince eğitim için İstanbul’a, dedesi II. Bayezid’in yanına gönderildi. Şehzade Süleyman, burada Karakızoğlu Hayreddin Hızır Efendi’den tarih, fen, edebiyat ve din dersleri alırken; bir yandan da savaş teknikleri konusunda öğrenim görüyordu. 15 yaşınababası Yavuz Sultan Selim’in yanında kalan Şehzade Süleyman, kanunlar gereği sancak istemesi üzerine, önce Şarki Karahisar’a oradan da Bolu, kısa bir süre sonra ise Kefe Sancakbeyliği’ne tayin edildi. (1509)

Yavuz Sultan Selim’in 1512’de tahta geçmesi üzerine İstanbul’a çağrılan Şehzade Süleyman, babasının kardeşleriyle mücadelesi sırasında İstanbul’da kalarak babasına vekalet etti. Bu sırada Saruhan Sancakbeyliği’nde de bulundu.

Babası Yavuz Sultan Selim’in ölümü üzerine, 30 Eylül 1520’de 25 yaşındayken Osmanlı tahtına geçti. Kendisinden başka erkek kardeşi olmadığı için tahta geçişi kolay oldu. Kanuni Sultan Süleyman, azim ve irade sahibiydi. Yapacağı işlerde hiç acele etmez, gayet geniş düşünür ve verdiği emirden asla geri dönmezdi. İş başına getireceği adamları, kabiliyet derecelerine göre seçerdi.

Zigetvar kuşatmasını idare ederken, 7 Eylül 1566 tarihinde 71 yaşında vefat etti. Kendisine ‘’ Kanuni ‘’ denmesi, yeni kanunlar icat etmesinden değil, mevcut kanunları yazdırıp çok sıkı bir şekilde tatbik etmesinden dolayıdır.

Kanuni, düşmanlarının bile kabul ettiği gibi, adil bir padişahtı. Mısır Beylerbeyi Hüsrev Paşa’nın Mısır’dan topladığı vergileri haddinden fazla bulması üzerine, vergi artışının baskıyla sağlanıp sağlanmadığını belirlemek üzere Mısır’a müfettişler göndermiş, vergi artışının yağış ve sulamayla ilgili olduğu belirlenmesine rağmen, her ihtimale karşı Hüsrev Paşa’yı görevden almıştı.

Kanuni Sultan Süleyman Döneminde Hürrem Sultan ve Şehzade Mustafa Olayı

Tarihçinin görevi teşhis ve tespittir. Yargılamayı tarih yapar. Herhangi bir kişi hakkındaki en yanılmaz hükmü ise sadece Allah verir. Bu bakımdan padişahların, sadrazamların, vezirlerin ve hepimizin hesap vermesi kaçınılmazdır. Günah işleyen padişah bile olsa bunun sonuçlarına katlanacaktır. Bu girizgahtan sonra, diyeceğim şu ki, Şehzade Mustafa’nın katlinde gerçi Hürrem Sultan’la Sadrazam Damat Rüstem Paşa’nın parmağı var, ama Şehzade’nin bazı yanlış davranışlarının da bunda payı yok mu?

Şehzade öyle şeyler yapmış ki, babası ( Kanuni ), tahtı üvey kardeşlerinden ( Bayezid, Cihangir ve Selim ) kapmak için, Şehzade Mustafa’nın bir isyan hazırlığında olduğunu hatta bunun için İran Şahı Tahmasb’la gizli ittifak kurduğuna inanmış, yahut inandırılmıştı. Sonuçta bu inancını dönemin Şeyhülislamı Ebussuud Efendi’ye aktardı ve ondan ‘’ idam ‘’ fetvası istedi. Şehzade Mustafa bu fetva ile idam edildi. Yani Şehzade Mustafa’nın idamı için gereken yüksek mahkeme kararı vardır. Öte yandan, tarihi tüm ayrıntısıyla bilmek, bizim durumumuzdaki ülke tarihçisi açısından, elbette mümkün değildir. Çünkü zaten tarihin belgelerin tamamı henüz tasnif edilememiştir. Demektir ki, yeni birkaç belge tarih bilgimizi kökünden sarsabilir. Bu bakımdan tarihin kişilikler hakkında hüküm vermede, özellikle de onları suçlamada acele etmemek gerekir.

Hayırda Yarışan Kadın: Hürrem Sultan

Kanuni Sultan Süleyman’ın sevgili eşi Hürrem Sultan genelde tarihçilerimiz tarafından lanetlenmekle birlikte müthiş bir hayır eseri tutkunudur. Buna rağmen lanetlenmesinin sebebi, ‘’ Elinin hamuruyla ‘’ erkek işine karışması, oğlunu hayatta tutmanın tek yolu olan padişahlığa oğlunu getirmeye çalışmasıdır. Çünkü Osmanlı töresine göre Selim ya Padişah olarak, ya da ölüm şerbetini içecektir. Bunun başka çaresi yoktur. Hürrem Sultan bunu dikkate alarak, oğlunun öldürülmemesi için çabalamıştır. Oğlunu hayatta tutmaya çalıştığı için hangi anne suçlanabilir? Ama Hürrem insafsızca suçlanmış, Kanuni’yi etkilediği için ‘’ kötü kadın ‘’ ilan edilmiştir. Oysa her kadın kocasını etkilemeye çalışır. Kuşkusuz o da etkilemeye çalışmıştır. Bunun için onu suçlamak yerine anlamaya çalışmak lazımdır.

Eğer ortada bir suç, ya da günah varsa, sorumlusu Hürrem Sultan’dan ziyade, hüküm mevkiinde olan Kanuni’dir. Sanırım tarihleri erkek kalemler yazdığı için Kanuni’yi beraat ettirmekte, Hürrem Sultan’ı ise ipe çekmektedirler. Oysa Hürrem Sultan uhrevi endişeler taşıyan bir annedir. Aynı zamanda bir hayır eseri tutkunudur. Mimar Sinan’a cami, medrese, şifahane, hamam, kervansaray ve su tesislerini de içeren Haseki Külliyesi’ni o yaptırmıştır. Ayasofya’nın karşısındaki Çifte Hamamda bir Hürrem Sultan hayrıdır. Manisa ve Haseki Darüşşifaları ise onun adına kurulmuştur.

Hürrem Sultan’ın hayır eserlerinden bazıları;

Hürrem Haseki Sultan İstanbul Haseki’de bir cami ile şadırvan, yanında imaret, medrese, darüşşifa, çeşme, sebil ve mektep. Ayasofya’da bir hamamç Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere ile Kudüs’te birer imaret. Birçok şehirde medrese, cami, imaret, kervansaray, çeşme, su yolları ve köprüler yaptırmıştır. Ayrıca Mekke, Medine’de dağıtılmak üzere her sene 3000 altın gönderirdi. Hayır eserleri yaptırırken parasız kaldığı ve sefalet çektiği, seferde olan Kanuni’ye yazdığı mektuplardan anlaşılmaktadır.

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi Olayları

Seferleri :

  • Macaristan Seferi ( 1541)
  • Hint Deniz Seferleri ( 1538-1553)
  • Malta Seferi ( 1565)
  • Kapitülasyonlar

Osmanlı-Fransız İlişkileri ve Kapitülasyonlar:

Osmanlı-Fransız ilişkileri, Fransa Kralı I. François’in, Alman İmparatoru V. Karl’a tutsak düşmesi ve yardım istediği ile başladı. Osmanlılar’ın, batıda genişledikleri be güçlü oldukları dönemde, Avrupa2nın en güçlü devleti, Alman İmparatorluğu idi. Kanuni’nin padişah olduğu dönemde, Alman İmparatorluğu’nun başında V. Karl bulunuyordu. V. Karl, akrabalık yoluyla, hemen hemen Avrupa’nın yarısına sahip olmuştu.

1516’da Alman imparatorluk tacı için mücadele ettiği Fransa Kralı I. François ile arası açıktı. I. François, Fransa’nın her yandan V. Karl’ın topraklarıyla çevrili olmasından dolayı, bu çemberi kırabilmek için yaptığı Pavia Savaşı’nda yenildi ve V. Karl’a esir düştü. Önce annesi, daha sonra da I. François, Kanuni’ye mektup yazarak yardım istediler. Kanuni, yardım sözü verdi ve sözünü tutmak için 1526’da Macaristan seferine çıktı. Bu seferin sonucu Mohaç Zaferi oldu.

Kanuni, I. François’i esaretten kurtardı. Böylece, Osmanlı-Fransız ilişkileri de başlamış oldu. Kanuni, İstanbul’a dönüşünde Fransa Kralı’nın kendisinden istediği ekonomik, ticari ve hukuki ayrıcalıkları kabul ederek, Fransa ile bir antlaşma imzaladı (1535). Fransa tarihinde ‘’ Kapitülasyon’’, Osmanlı tarihinde ‘’ Uhud-u Atik ‘’ ya da ‘’ İmtiyazat-ı Mahsusa ‘’ olarak geçen bu antlaşmanın ( 1535) başlıca maddeleri şunlardır:

  • Fransa ticaret gemileri, Osmanlı denizlerinde serbestçe dolaşabilecek ve istedikleri limana girebilecekler.
  • Fransız tüccarlardan, diğer milletlerin tüccarlarına göre, daha az gümrük vergisi alınacak.
  • Osmanlı Devleti’nde Fransız tüccarlar arasındaki ticari ve hukuki davalara gönderilecek bir Fransız yargıcı bakacak.
  • Fransız tüccarlar ile Türkler arasındaki davalara, divandan kazasker bakacak, ancak Fransızca bilen bir de tercüman bulundurulacak.
  • Osmanlı ülkesine yerleşmiş Fransızlar din ve mezheplerinde serbest olacak.
  • Osmanlı vatandaşları da Fransa topraklarında ve denizlerinde aynı haklardan yararlanacak.
  • Antlaşma, iki taraf hükümdarları sağ kaldıkça geçerli olacak.

Kanuni’nin Fransa ile anlaşması ve bazı ayrıcalıklar tanıması, Osmanlı Devleti’nin gücüne güvenmesindendi. Ayrıca bu sayede Fransa’yı kendi yanına çekecek, sonuç olarak Hristiyan birliği parçalanacaktı. Antlaşma, Kanuni döneminde hem Fransa, hem de Osmanlı Devleti açısından yararlı oldu. Bu antlaşma ile Osmanlı donanması, Batı Akdeniz’de, Fransız limanlarından yararlanmaya başladı.

Fetihler ve Zaferler

  • Belgrad’ın Fethi – 1521
  • Rodos Adası’nın Fethi – 1522
  • Mohaç Meydan Savaşı ve Macaristan’ın Alınması – 1526
  • Cezayir’in Osmanlı Topraklarına Katılması – 1533
  • Birinci Viyana Kuşatması – 1529
  • Almanya Seferi – 1532
  • Preveze Deniz Savaşı – 1538
  • Trablusgarp’ın Osmanlı Topraklarına Katılması – 1551
  • Cerbe Savaşı – 1559
  • Zigetvar Seferi ve Kanuni’nin Ölümü – 1566

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here