PAYLAŞ

Mumyalama Nedir? Mumyalama Nasıl Yapılır? Mumyalamanın Tarihi Nedir?

Kral Narmer Aşağı ve Yukarı Mısır’ı birleştirdikten sonra Mısır zenginleşip güçlendi. Mısır tarihindeki bu döneme ‘’ Eski Mısır Krallığı ‘’ diyoruz. Eski Krallık bin yıl kadar sürdü, aşağı yukarı 2100 yılına kadar.

Mısırlılar ilke kez Eski Krallık’ta mumya yapmaya başladılar. Mumya, bozulmaması için baharat ve tuzlarla işlem görmüş, bezlere sarılmış ölü insan bedenleridir. Mısırlılar ölülerin öbür dünyada başka bir yaşama geçtiklerine inanırlardı. Fakat vücutları korunursa öbür dünyaya girebileceklerine de inanırlardı. Bu koruma işlemine mumyalama denir.

Mumyalama çok karmaşık bir işlemdi. Yalnızca, tanrılara ibadet etmekle yükümlü rahiplerin mumya yapmasına izin verilirdi. Bir mumya yapmak da ki aydan uzun sürerdi.

Şimdi, Mısır’da Eski Krallık döneminde, Firavun Keops zamanında olduğumuzu hayal edelim. Keops yıllardır firavundur. Mısır’ın ordusunu ordusunu güçlendirmiş, Mısır’ı düşmanlardan korumuştur. Ancak bir gece yarısı saraydan Keops’un öldüğü haberi gelir.

Rahipler vakit kaybetmeden hazırlıklara başlarlar. Keops’un bedenini mumya yapmak için gereken tuz, baharat, yağ ve bez gibi bütün gereçleri toplarlar. Keops saraydan, rahiplerin beklediği tapınapa taşınır.

Rahipler Keops’un cesedini tapınağın içindeki kutsal bir yere götürür. Şarap ve baharatla yıkadıktan sonra bütün iç organlarını, yani karaciğer, mide, akciğer ve bağırsaklarını çıkarırlar. Organları muhafaza etmek için özel baharatlarla kaplarlar.

Keops’un kalbine ise özel bir işlem yapılır. Başrahip kalbi çıkardıktan sonra yıkar, bez şeritlere sarar ve Keops’un göğsüne geri koyar. Mısırlılar Keops’un öbür dünyada kalbine ihtiyacı olacağına inanırlar. Keops öbür dünyaya vardığında, tanrı Osiris onun kalbini özel bir terazide tartacaktır. Eğer kalbi iyiyse hafif olur ve Keops da öbür dünyada  mutlu yaşar. Ancak günahla doluysa ağırlaşır ve bir canavar kalbin yer.

Kalple işleri bittikten sonra rahipler firavunun vücudunu tuz ve baharatla kaplar ve kırk gün boyunca bekletirler. Bu süre zarfında Mısırlılar krallarının yasını tutarlar.

Kırk gün sonunda rahipler bedene ve organlara sardıkları bezleri açarlar. Organları ve bedeni tekrar yıkayıp yağ ve baharatlarla kaplarlar. Karaciğer, mide, akciğer ve bağırsaklar dört ayrı toprak kavanoza yerleştirirler. Her kavanozun kapağı bir tanrı başı biçimindedir. Bu tanrıların Keops’un organlarını koruduğu farz edilir.

Daha sonra rahipler Keops’un bedenini bez şeritlerle sarar, bu şeritlerin arasına mücevher parçaları koyarlar. Mücevherlerin Keops’u, tıpkı büyü gibi öbür dünyaya olan yolculuğunda koruyacağına inanılır. Sonra öbür dünyaya vardığında tanrılar onu tanıyabilsinler diye Keops’a benzeyen altın bir maske yapıp mumyanın yüzüne yerleştirirler. Son olarak başrahip özel bir tören yapar. Mumyanın ağzına özel bir aletle dokunur. Bu hareketin, Keops’un mumyasının, öbür dünyada duymasını, görmesini ve konuşmasını sağlayacağına inanır.

Sonunda mumya biter. Ancak Keops gömülmeden önce üç tabuta konulması gerekir. Altından yapılma ilk tabutun dışında Keops’un yüzü vardır. Altın tabut korunması için tahta bir tabutun içine konur. Sonra Keops’un tahta tabutu muazzam bir cenaze alayıyla ta mezarına, yani piramide kadar sokaklarda taşınır.

Piramidin içinde özel bir mezar odası, odada lahit denilen büyük, taş bir mezar vardır. Tahta tabut lahidin içine konur. Lahidin taş kapağı öyle ağırdır ki ancak dört adam birlikte iterek yerleştirebilirler. Artık Keops’un mumyası tabutu içine güvendedir. Ruhu ölüler diyarına yapacağı yolculuğuna başlayabilir.

Mısırlılar mezar odasından ayrılmadan önce, Keops’un sonraki yaşamında rahat etmesi için gereken her şeyi temin ederler. Odaya mobilya, mücevher, kıyafet ve yiyecekle doldururlar. Oynaması için oyun ve oyuncak, okuması için de parşömen tomarı bırakırlar. Hatta Keops öbür dünyada denize açılabilsin diye, piramidin yanına gerçek boyutlarda bir tekne bile gömerler. İşleri bittiğinde, mezar odasından çıkıp kapıyı kaparlar. Keops’un bedeni yıllarca rahatsız edilmeden yatacaktır, ta ki mezar hırsızları kabrinin hazineyle dolu olduğunu keşfedene kadar.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here