PAYLAŞ

Töz Kavramı Nedir? Ne Anlama Geliyor? Filozofların Töz Kavramı Hakkındaki Görüşleri Nelerdir?

Antik çağdan beri çoğu düşünür töz ( cevher ) kavramına değinmiştir. Genel olarak töz, nesnelerin altında yatan veya onları temellendiren; nesnelerin şeklinin, görüntüsünün, boyutunun vs. değişmesiyle değişmeyen yönüne işaret eder. Töz kavramı genel olarak felsefeciler tarafından şu anlamlarda kullanılmıştır.

  1. Ontolojik olarak temel varlık
  2. Kendi başına var olan ve süre giden varlık
  3. Değişmenin öznesi veya nedeni varlık
  4. Niteliklerin taşıyıcısı ve ilişkilerin ana öznesi veya nedeni varlık
  5. Nesnelerin veya nesne türlerinin tipik olarak gösterdiği varlık.
  6. Madde türlerinin tipik olarak gösterdiği varlık

Nesnelerin töz olduğu konusunda filozoflar farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Sokrates öncesi felsefede töz kavramı varlığn özü veya arkesi anlamında kullanılmıştır. Doğa filozofları olarak adlandırılan bu düşünürlere göre varlık bize farklı farklı biçimlerde, şekillerde, renklerde veya türlerde görünse de aslında onun özü veya arkesi, doğadaki değişmenin ve hareketin ana nedeni bu görünenlerden farklıdır. Thales’e göre bu töz veya arke su; Anaksimenes’e göre hava; Empedokles’e göre su, toprak, hava ve ateş; Demokritos’a göre ise atomlardır.

Maddeci töz anlayışına karşı çıkan Platon’a göre ise töz, Form veya İdeaların kendileridir. Değişmez, ezeli, ebedi ve gerçek genel veya tümel varlıklar olarak idealar diğer varlıklara varlık verirler. Tıpkı güneş ışınlarının Güneş’ten çıkması gibi tek tek varlıklar da ideadan pay alarak varlık alanına gelirler. Güneş’ten ışınların çıkmasıyla ondan bir şey eksilmediği gibi, idealardan da tek tek varlıkların çıkmasıyla onlardan bir şey eksilmez. Kısaca, Platon’un felsefesinde Formlar veya onunla eş anlamlı olarak kullandığı İdealar tözdürler.

Aristoteles ise tözün tümel bir varlık olmayacağını, asıl gerçekliğin tek tek bireyler veya nesnelerin kendilerinin olduğunu savunur. Tek tek bireysel varlıklardan hareket eden Aristoteles, tözü bireysel varlıkların veya öznenin kendisi ve kategorik olarak özneye yüklenebilen belli nitelik, özellik veya ilişkileri anlar. Buna göre, tek tek bireysel varlıkların kendileri birincil töz, onlara yüklenen çeşitli niteikler ise ikincil tözdür. Aristoteles’in bu töz anlayışı onun Organon adlı eserinin Kategoriler bölümünde açıkça yer alır. Ona göre, bir bireysel varlık ve ona yüklenen ikincil tözler olmak üzere toplam on kategori vardır: Öz ( Cevher), nitelik, nicelik, görelik, mekan, zaman, durum, sahip olma, etki ve edilgi. Şimdi bu kategorilerin özneye, örneğin Mehmet Zeki’ye, nasıl yüklendiğine bir örnek verelim:

  1. Öz (Cevher ) : Mehmet Zeki
  2. Görelik : Aslı ve Sedat’ın oğludur.
  3. Nicelik: Yirmi iki kilodur ve
  4. Nitelik : Uzun boyludur.
  5. Zaman : Bugün öğleden sonra
  6. Mekan: Kreşte
  7. Sahip Olma : Resim defteriyle
  8. Durum: Masaya oturmuş
  9. Etki: Resim çiziyor ve
  10. Edilgi : Yoruluyor.

Görüldüğü gibi, burada Mehmet Zeki töz olmak üzere ona yüklenen dokuz kategori vardır.

Aristoteles, Metafizik adlı eserinde töz kavramını bir başka anlamda kullanır. Bu kullanışında töz madde ve form açısından ele alınır. Form, varlığın ne tür bir şey olduğunu, madde ise onun neyden meydana geldiğini belirtir.

Descartes’e göre ise ruh ( zihin ) ve beden olmak üzere birbirinden özce farklı olan iki töz vardır. Bu iki tözden ruhun niteliği düşünme, bedenin ise yer kaplamasıdır. Descartes’in bu düşüncesi felsefe tarihinde Kartezyen ikicilik ( düalizm ) olarak bilinir. Descartes, bu iki tözün hem birbirinden ayrı olduğunu hem de aynı zamanda biri olmadan diğerinin de olabileceğini söyler. Buna göre, madde olmadan ruh olabilir. Descartes, insan olarak var olmak için ne yer kaplamaya, ne şekle, ne de bir yerde olmaya ihtiyacımızın olmadığını; sadece düşündüğümüz için var olduğumuzu belirtir.

Spinoza’ya göre ise töz, var olması için kendisinden başka hiçbir şeye muhtaç olmayan bir şey ise, böyle bir töz Tanrı’nın kendisinden başka bir şey olamaz. Öyleyse, tek bir töz vardır, bu töz de Tanrı’dır. Felsefe tarihinde Tanrı’nın bir töz olduğunu, kimilerine göre asıl töz olduğunu, kimilerine göre de var olanın asıl nedeni olduğunu savunan birçok filozof vardır.

Örneğin, Aristoteles’e göre varlıklardaki, sürekli değişme ve hareket sonsuza dek gitmez, mutlaka bir ‘’ ilk hareket ettirici ‘’ vardır. İşte bu ilk hareket ettirici, yani Tanrı, var olanların ilk hareket nedenidir. İslam filozoflarından İbni Sina varlığı, varlığı zorunlu olan ve varlığı mümkün olandır, O’nun var olmaması düşünülemez. Yukarıda gördüğümüz gibi, Spinoza da Tanrı’yı asıl töz olarak kabul ederken benzer görüşü savunur.

Filozofların yukarıda verdiğimiz görüşlerini incelediğimizde, töz  kavramıyla ilgili şu dört temel felsefi sorunun cevaplanmaya çalışıldığını görürüz.

  1. Kaç çeşit töz vardır? Görüldüğü gibi, kimi flozoflar tözün tek olduğunu savunmaktadırlar ki bunlara tekçi (monist) düşünürlerdir. Diğer bazıları da tözün birden fazla olduğunu savunduklarından çoğulcu töz anlayışını benimsemiş olmaktadır.
  2. Neler tözdür? Bu soruya karşılık olarak da kimi filozoflar su, hava, ateş, toprak, atomlar, ruh, madde vs olarak cevap vermektedir.
  3. Bireysel şeyler neyden oluşmaktadır? Onları nasıl tanımlarız veya ayırt edici özellikleri nelerdir? Aristoteles’in kategorilerinin bu soruyla ilişkili olduğunu düşünebiliriz.
  4. Eğer töz birden fazlaysa, birbirinden farklı tözler nasıl etkileşime girerler? Descartes felsefesinin temel probleminin de bu soru olduğunu söyleyebiliriz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here