PAYLAŞ

Tüp Bebek Tedavisinde Yeni Gelişmeler Nelerdir ?

Çocuk sahibi olmak isteyen ama bunu doğal yollardan gerçekleştiremeyen kişilerin en büyük yardımcısı olan tüp bebek tedavileri, gelişen teknolojinin de yardımıyla daha çok çiftin hayalini gerçeğe dönüştürüyor.

Dolay yoldan bebek sahibi olamayan bu kişilerin dilekleri, 1978’den bu yana tüp bebek tedavileriyle gerçekleşiyor. Tedavi süreci, sağlıklı sperm ile yumurtanın embriyo haline getirilerek, rahim içine yerleştirilmesi mantığını işliyor. Yumurtanın geliştirilmesi, kaliteli sağlıklı embriyoların tedavide kullanılmasına yardımcı oluyor. Bu noktada günümüzün en önemli gelişmesinin genetik araştırmalar ve testler olduğunu söyleyen Acıbadem İnternational Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ahmet Fatih Öğüç, ‘’ Özellikle tekrarlayan düşükler ve başarısız tüp bebek tedavilerinin temelinde genetik faktörler yatıyor. Bu sorun da gebeliğin ulaşmamasına, düşüklere, ileri yaşta hamile kalan anne adaylarının çocuklarında bir takım riskler görülmesine yol açıyor. Bugün gelinen noktada ise beşinci güne ulaşabilen  embriyolarda 24 ve üzeri kromozom test edilebiliyor’’ diyor.

Embriyo Her An Takip Ediliyor

Gebeliğin oluşması için öncelikle sağlıklı embriyo elde edilmesi gerekiyor. Ancak embriyonun sadece genetik değil, biyolojik ve metabolik yapıları da önem taşıyor. Biyolojik yapı, özellikle de gelişim süreçleri ‘’embriyoskop’’ adı verilen cihazda izlenebiliyor. Çünkü embriyonun kalitesinde; transferin gerçekleşeceği beşinci günde nasıl olduğundan çok, o süreçte hangi aralıklarla ne şekilde, ne kadar geliştiği, performansının nasıl olduğu gibi faktörler daha önemli rol oynar. Embriyoların gelişim hızının inkübatörlerden hiç çıkartılmadan alınan görüntülerin karşılaştırılmasıyla takip edildiğini belirten Dr. Öğüç, ‘’ Yapılan incelemeyle yani time-lapse yöntemiyle zamanlamaya bakarak embriyo seçimi yapılıyor. Böylece saha sağlıklı ve başarılı tüp bebek tedavileri uygulanabliyor’’ diyor.

Spermin Zarar Görmesi Engelleniyor

Embriyonun metabolik özellikleri denildiğinde enerjisi öne çıkıyor. Tüm hücreler enerjisini mitokondriden sağlıyor. Bu noktada uygulanan mitokondriyal DNA testi, hangi embriyonun daha sağlıklı ve kaliteli enerji düzeyine sahip olduğuna bakarak seçim yapmaya olanak sunuyor.

Genetik, biyolojik ve metabolik testlerin daha iyi embriyo geliştirmek için değil, var olanı değerlendirmek amacıyla uygulandığına dikkat çeken Dr. Öğüç, şunları söylüyor; ‘’ bunların dışında, bağışıklık sistemiyle ilgili çalışmalar var. Özellikle anne ve babanın eşlere karşı oluşturduğu bağışıklık sistemi aktivasyonları tekrarlayan düşüklere neden olabiliyor. Çözüm içinse yine bağışıklık sistemini baskılayan medikal tedavilerin uygulanması etkili olabiliyor. Bunun dışında tabi ki hastaların iyi değerlendirilmesi, geçmiş uygulamaların sonuçları ve embriyo kalitesi gibi kişinin daha önce gördüğü tedavilerin özgün bir biçimde değerlendirilmesi, sonraki tedavilerin planlanmasında büyük önem taşıyor. Çünkü hem yumurtanın geliştirilmesi hem de sperm seçme teknikleri açısından pek çok yenilik gündeme geliyor.’’

Tüp bebek tedavisinde daha önce hangi yöntemin uygulandığını bilmek, başarısızlıkla sonuçlanan tedavi yöntemlerinin tekrarlanmamasına yardımcı oluyor. Örneğin, sperm seçimi günümüzde mikroçip yöntemiyle yapılıyor. Geçmişte ise spermler özel bir cihazda santrifüj işleminden geçirilerek seçiliyordu. Ancak bu yöntem, spermlerde oksidatif stres nedeniyle DNA kırıkları oluşturuyordu. DNA yapısının kırılmması için kadın genital sistemine çok benzeyen özel çip yöntemleriyle spermler santrifüje sokulmadan da seçilebiliyor.

Sağlıklı Embriyo İçin Kaliteli Yaşam Şart

Tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin üzerine düzen bazı görevler olabiliyor. Teknololjik gelişmeler her ne kadar onların yardımına koşsa da kadın ve erkeğin dikkat etmesi gerekenler olduğunu belirten Dr. Ahmet Faith Öğüç, ‘’ Öncelikle kadının çok kilolu olmaması ve özellikle alkali besinlerle yumurtlama dönemine hazırlanması önem taşıyor. Çünkü yapılan çalışmalar, alkali besinlerle beslenen, protein tüketimi az olan kadınların yumurtalarının daha sağlıklı olduğunu gösteriyor. Bunun yanı sıra hazır ve katkılı gıda maddelerinin tüketimi yumurta kadar, sperm kalitesini de olumsuz etkiliyor. Organik ve sağlıklı beslenmenin yanında radyasyon, zararlı kimyasallar, sigara ve alkolden uzak durmak sağlıklı üreme hücrelerine sahip olmaya yardımcı oluyor. Düzenli egzersiz yapan, kaliteli beslenen, fiziksel ve psikolojik olarak stressiz bir yaşam süren kişilerin sperm ve yumurta kalitesinin arttığının unutulmaması gerekiyor’’ diyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here