PAYLAŞ

Uzay Yarışı Nedir? Ne Zaman ve Kimler Arasında Olmuştur ?

Uzay yarışı, bu sitede değişik vesilelerle dile getirilen ,Soğuk Savaş’ın belki de en ilginç safhalarından biriyidi. İlginçti, zira uzay yarışı, aralarında cep telefonundan dijital fotoğraf makinesine varıncaya kadar, bugün günlük hayatımızda kullandığımız 35  bine yakın aracın ortaya çıkmasına vesile oldu. Daha teknik bir şekilde tarife çalışırsak, Amerika ve Sovyetler Birliği arasında atmosfer ve uzayda ve hatta Ay’da 1957’den 1975’e kadar süren gayri resmi rekabet de diyebiliriz.

Bu dönemde her iki ülke de yapay uydularla dış dünyayı keşfetmek, uzaya insan göndermek ve Ay’a ilk ayan basan olmak için birbirine paralel çabalar göstermiş, ellerinden geleni ardlarına koymamıştı. Her ne kadar bu rekabetin kökleri İkinci Dünya Savaşı’nı takip eden gerilimli günlerin akabinde emeklemeye başlayan roket teknolojine kadar uzansa da, Uzay Yarışı’nın genel olarak Sovyetler’in 4 Ekim 1957’de Sputnik uydusunu yörüngeye oturtmasıyla başlamıştı.

Uzay yarışı terimi, silahlanma yarışından örneklenerek üretilmişti. Yarışın kendisi ise, Soğuk Savaş boyunca iki düşman bloğun arasındaki kültürel ve teknolojik düşmanlığın bir parçası olmuş, uzay teknolojisi, hem potansiyel askeri uygulamaları, hem de moral artıran psikolojik yararlarından dolayı bu savaşta önemli bir rol oynamıştır.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika ve Sovyetler, Soğuk Savaş istihbaratı ve propagandası arasında sıkışmış kalmıştı. İşte bu safhada gözler uzaya dikildi. Uydu teknolojisi diğer ülkelerde casusluk yapmaya yardımcı olurken, uzayla ilgili başarılar da ülkenin askeri potansiyelini ve bilimsel yeteneğini göstermesi açısından bir propaganda malzemesi olarak kullanılmıştı. Üstelik uzaya insan gönderebilen veya Ay’a belli bir hedefe ulaşabilen roketler, herhangi bir ülkeye atom bombası da gönderebilirdi. Bir uzay yolculuğu için gerekli olan teknolojik gelişmelerin büyük kısmı, Kıtalararası Balistik Füze gibi Soğuk Savaş uygulamaları üzerinde yükselmişti.

Uzay Yarışı Nasıl ve Ne Zaman Başladı ?

Sovyetler, 4 Ekim 1957,2de ilk yapay uydu Sputnik’, ( Yoldaş ) başarılı bir şekilde yörüngeye oturttu. Uydunun ağırlığı 80 kilogramdan fazlaydı ve dünyanı  yörüngesinde 2 aydan fazla kaldı. Uzay yarışı böylece başladı. Sputnik, askeri ve ekonomik potansiyelinden dolayı Amerika’da tam bir panik havası estirdi. Sputnik’in fırlatılması ve ardından gerçekleştirilen uzay araştırmaları programı, Sovyet halkı tarafında da büyük ilgi gördü. Yıkıcı bir savaştan çıkmış ve biraz iyileşmeyi başarmış bir ülke için, Yeniçağ’da teknik ilerleme gerçekleştirildiğinden kanıtını görmek çok önemli ve cesaret vericiydi. Üstelik Sovyet rejimi, Sputnik’i propaganda savaşlarında cepheye sürmekte gecikmedi. Artık tüm dünyaya ‘’ Komünizm ile Yıldızılara!’’ mesajı veriyorlardı. Sputnik’ten önce Amerikan halkındaki genel kanoysa, Amerika’nın teknolojinin her alanında herkesten daha üstün olduğu şeklindeydi. Üstelik Sputnik’i uzaya gönderen R-7 roketini tasarlayan mühendis Sergey Korolev boş durmuyordu. Bu kez kozmonotları Ay’a indirmek için N-1 isimli uzay aracını tasarladığı haberleri, Washington’a bomba gibi düşecekti. Sputnik’e karşılık olarak Amerika, teknolojik üstünlüğü yeniden ele geçirmek için büyük bir çaba başlattı. Hatta yeni uzay kahramanları yetiştirmek için okul müfredatları bile değiştirildi.

Başlangıçta Sputnik ile moralleri kırılan ve umutsuzluğa düşen Amerikan kamuoyu, ardından gerçekleştirilen Amerikan projeleri ile büyülenecekti. Okul çocukları için en büyük eğlence roket fırlatmalarını izlemek ve roket maketi yapmak olmuştu. Aynı zamanda Başkan Kennedy, halka uzay programını desteklemeleri için seslendirici konuşmalar yapıyor ve uzay çalışmalarına harcanan milyonlarca doların, fakirlikle mücadelede veya mevcut silah sistemlerinin geliştirilmesinde kullanılmasının daha iyi olacağı şeklindeki itirazları kırmaya çalışıyordu.

Uzaya İlk Gönderilen Hayvan Hangisidir ?

İkinci Dünya  Savaşı sonrasında Almanya’dan ele geçirilen V-2 roketleri ile 1946’da Amerika tarafından uzaya gönderilen meyve sinekleri, uzaya bilimsel araştırma için gönderilen ilk canlılar olacaktı. Ruslar karşılık vermekte gecikmedi. Yörüngeye gönderilen ilk evcil hayvan olan Leika isimli köpek, 1957’de Sputnik 2 ile dünya dışına çıkan ilk canlı oldu. O zaman için kendisini kurtarabilecek bir teknoloji olmadığından dolayı Leika, uzaya ulaştıktan sonra stres ve aşırı ısıdan dolayı öldü. 1960 yılında Rus uzay köpekleri Belka ve Strelka, yörüngeye gönderildikten sonra başarılı bir şekilde dünyaya döndü. Amerikalılar da boş durmuyordu. Uzay programı için Afrika’dan şempanze getirdiler. Uzaya ilk insanı göndermeden önce bu hayvanlardan en iki tanesi yörüngeye gönderildi. Sovyetler’in Eylül 1968’de Zond 5 ile uzaya gönderdiği kaplumbağalar ise ayın etrafında dönen ilk hayvanlar oldu.

Uzaya  Gönderilen İlk İnsan Hangisidir ?

Yuri Gagarin, 1 Nisan 1961’de Rus roketi Vostok 1 ile yörüngeye ulaştığında uzaya gitmeyi başarabilen ilk insan oldu. Bugün Rusya’da ve bazı ülkelerde 1 Nisan halen tatil olarak kutlanır. 23 gün sonra Alan Shepard, Freedom 7 ile uzaya çıkan ilk Amerikalı oldu. John Glenn ise Friendship 7 gemisiyle 20 Şubat 1962’de dünyanın etrafında 3. Turunu tamamlayarak dünyanın etrafında dolaşan ilk Amerikalı olacaktı. Aynı anda iki kişinin birden uzaya gönderildiği ilk proje ise, yine ilklerin adresi olan Ruslar, 11-15 Ağustos 1962’de imza attı. İlkler konusunda durmaya niyetleri de yoktu. Sovyetler Valentina Tereşkova 16 Haziran 1963’te Vostok 6 ile uzaya giden ilk kadın oldu.

Her iki tarafın da halklarına büyük gurur veren bu başarıların ardından ideoloji soslu uzay yarışının tarafları gözlerini yeni bir hedefe; Ay’a dikmişti. Bu arada insansız uzay araçları Ay üzerine inmiş, fotoğraflar çekmiş ve Ay’a güvenli bir şekilde inilebildiğini kanıtlamıştı. Sovyetler, uzay yarışının ilk etaplarında Amerikalıları yenmiş ve Başkan Kennedy, bunu hiç unutmamıştı. Yardımcısı Lyndon Johnson ile birlikte ulusu tek bir hedef etrafında kenetlendirecek bir proje arıyorlardı. Bu programın adı, nihai hedefi insanoğlunun Ay’a taşıyacak olan Apollo idi. Üstelik Kennedy, bu program ile bir taşla kuş katliamı yapabilecekti. Program, hem seçimlerde anahtar rol oynayan eyaletlere ekonomik katkı sağlayacak ( Apollo projesinde 400 bin kişi çalışmış, 30 milyar dolar harcanmıştı), hem Kennedy’nin 1960 seçimlerinde vaat ettiği ‘’ füze açığını ‘’ kapatacak, hem de teknolojik ve bilimsel zıplamaya yol açacaktı.

Kennedy ve Johnson, halk desteğini kazanmayı başarmıştı; 1963’te Apollo’ya olan halk desteği yüzde 33 iken 1965’te bu oran yüzde 58’e çıktı. Johnson’un suikaste kurban giden Kennedy’in yerine 1963’te başkan olmasının ardından projeye destek vermeye devam etmesi, başarıya ulaşılmasını ağladı. Sovyetler ise Ay’a inme konusunda işi yavaştan alıyordu zira maliyet gözlerini korkutmuştu. Sovyet lideri Kruşçev, Ekim 1963’te ‘’ Şu an için Ay’a adam göndermeyi planlamıyoruz’’ açıklamasını yaptı; ancak yarıştan çekilmediklerini de ekledi. Bu arada karşılıklı ayak oyunları da devam edyordu. Kennedy’nin ‘’ Ortak uzay çalışmaları yapalım’’ şeklindeki teklifinin Rus teknolojisini çalmaya yönelik bir girişim olduğundan şüphelenen Kruşçev, teklifi reddetti. Lakin bir yıl sonra hava değişti ve Sovyet yönetimi Ay’a insanlı uçuş projesine destek vererek, bütün projelerin yönetimini Korolev’e devretti. Korolev’in ölümü ve Soyuz’un 1967’deki başarısız uçuşuyla, Sovyetler’in Ay’a seyahat hayalleri sekteye uğradı. Ay’a iniş için tasarlanan N1’in 1969’daki başarısız fırlatma girişiminin ardından insanlı Ay projesi ilk önce ertelendi, ardından da iptal edildi. Sovyetler sahadan çekilmişti.

Her ne kadar Rusların insansız araştırma gemileri Ay’a Amerikalılardan önce ulaşmış olsa da, Amerikalı astronot Neil Armstrong, 21 Temmuz 1969’da Ay’a ayak basan ilk insan oldu. Apollo 11 seferinin komutanı olan Armstrong, dünya genelinde 500 milyon kişinin canlı yayında izlediği seferde, kumanda modülündeki Michael Collins ve ay modülünde bulunan ve kendisinden sonra Ay’a ayak basan ikinci insan olan Buzz Aldrin’den destek alıyordu. Sosyologlar Ay’a ayak basılmasını, 20, yüzyılın en önemli olaylarından biri olarak niteler. Armstrong’un  Ay’a ilk ayak bastığında sarf ettiği sözleri, aynı zamanda en şöhretli repliği de oluyordu : ‘’ Bir insan için küçük; ama insanlık için büyük bir adım…’’

Bu arada ilginçtir, diğer uluslararası düşmanlıktan aksine uzay yarışı, toprak elde etme arzusuyla yönlendirilmemiştir. Amerika, Ay’a gerçekleştirdiği 6 insanlı sefere rağmen, herhangi bir yerini sahiplenmeyi reddetmiştir.

Uzay Yarışı Ne Zaman Sonlandı ?

17 Temmuz 1975’te Sovyet mekiği Soyuz 19 ve Amerikan Apollo uzay aracı, uzayda kenetleniyor ve iki ‘’ düşman ‘’ ulusun astronotları birbirlerinin araçlarını ziyaret ederek el sıkışıyordu. Bu olay, en azından kağıt üzerinde uzay yarışının bittiğine işaret ediyordu. Zaten birçok gözlemciye göre Armstrong’un Ay’da yürümesiyle birlikte uzay yarışı da hararetini ve cazibesini kaybetmişti. Öyle ki canlı olarak yayınlanan son AY yürüyüşünün reytingleri, aynı esnada yayınlanan bir beyzbol maçının grisinde kalmıştı! Öte yandan 1973’teki petrol krizi sonrasında, Batı ekonomilerindeki tasarruf tedbirleri ve Sovyet ekonomisinin yaşadığı güçlükler nedeniyle kaynak ayırmakta zorlanması, yarışın küllenmesine neden oldu. Lakin 70’lerin sonunda Amerikan uzay mekiği projesine Rusların Buran uzay mekiği projesi ile cevap vermesi ile yarış canlanır gibi olmuş, 1980’lerin başında Amerikan Stratejik Savunma Girişimi’nin ( Yıldız Savaşları projesi ) başlatılması rekabeti daha da kızıştırmış ve ancak Doğu Bloğu’nun 1989’da çöküşüyle yarış sona ermişti. Peki, Uzay yarışın galibi kim ? Eğer ilkleri göz önüne alırsak, yarışın ilk döneminde Sovyetler’i, ilk uzay aracı, uzayda ilk canlı, uzayda ilk insan ve uzayda ilk kadın gibi unutulmaz ilklere imza attıklarını söyleyerek onları galip ilan edebiliriz. Amerikalılar ise, halen birçok insanın inanmadığı bir şekilde Ay’a insan indirmiş olmak ve ulaştığı teknolojik düzeyle yarışın galibi olmak için iddialı. Karar sizin! Şimdi gelelim bu akıl almaz yarışın getirdiklerine…

Uzay Yarışının Getirdiği Teknolojik Yenilikler Nelerdir ?

Teknoloji, özellikle de elektronik haberleşme, havacılık ve uzay mühendisliği teknolojisi, uzay yarışı ile birlikte patlama yaptı. Ancak uzay yarışının etkileri, roket sanayi, fizik ve astronominin de ötesine geçti. ‘’ Uzay çağı teknolojisi ‘’, ev ekonomisi, ormanların bozulmaları hakkındaki çalışmalar gibi birçok farklı alanlara girdi ve yarışı kazanma düşüncesi öğrencilerin bilimi öğrenme şekillerini değiştirdi. Amerikalıların, yarışta Sovyetler’in gerisine çok çabuk düşmelerinden duydukları endişe, milletvekillerinin ve eğitimcilerin okullarda fizik ve matematiğe daha fazla önem vermelerine yol açtı. 1958’deki Amerikan Ulusal Savunma Eğitimi Yasası, bu amaçlar doğrultusunda ilkokuldan mezuniyet sonrası dönemler için bile eğitime ayrılan fonların arttırılmasını sağlamıştı. Bugün bile 1200’den fazla Amerikan okulunda palenteryum ( yıldız gözlem evi ) bulunuyor. Bu çabalarlar teşvik edilen bilim adamları, mutfaktan atletizm sahalarına kadar hayatın her alanında rastlanan uzay araştırmaları teknolojisinin gelişmesini sağladı. Kurutulmuş ve hazır yiyecekler, kuru temizleme, pilotların giydiği anti-sis gözlüklerinin temeli hep uzay bilimleri sayesinde atıldı. Bugün, dünyanın etrafındaki yüzlerce uydu, iletişimden iklim bilimine, navigasyondan bitki örtüsüne kadar akla gelebilecek her konuda insanoğluna hizmet ediyor. Skylab, Mir ve şimdi de ISS gibi uzay istasyonlarında yapılan deneylerle birçok yeni ürün, ilaç ve hastalıklar için tedavi yöntemleri geliştiriliyor. Bu arada askeri amaçlı casus uydular da var! Bunun yanında her gün çok kez kullandığımız mikroteknoloji de uzay teknolojisinin ürünüdür. Ruslar, bugün de Soğuk Savaş’ta olduğu roket sanayinin tartışılmaz lideridir. Zira her ne kadar Amerikan uzay araçları teknolojik olarak daha gelişmiş olsa da bugüne kadar iki uzay mekiğinin düşmüş olması, buna karşın Korolyov’un tasarımı olan Soyuz uzay araçlarının halen en güvenilir personel taşıyıcı olarak kabul edilmesi, Rusların ‘’ tasarım ‘’ konusunda rakipsiz olduğunu gösteriyor. Buna karşın Amerika’nın elektronik, uzaktan kontrol, algılama ve robotbilimdeki bariz üstünlüğü devam ediyor. Uzay yarışının en büyük yansıması, hiç şüphe yok ki savaş teknolojisinde oldu. Hatta uzay teknolojisi savaş kazandırır oldu.

Savaş Kazandıran Yarış

1991’deki Birinci Körfez Savaşı uzayın yardımcı rol oynadığı ilk savaş olduğu için ‘’ İlk Uzay Savaşı ‘’ olarak adlandırılır. Körfez savaşı sırasında uzay biriminin başında bulunan General Kutyna bu konuyla ilgili olarak ‘’İlk Uzay Uygulamaları Savaşı’’ tabirini kullanmıştı. Uzay gücü daha önce Vietnam’da foto, Falklan Savaşı’nda foto ve sinyal istihbaratı amacıyla kullanılmıştı. Körfez Savaşı’dan ise savaşın her safhasında istifade edildi. Komuta kademesi savaş alnında Amerika ile iletişimi telekomünikasyon uyduları ile gerçekleştirdi. Hava durumu ile ilgili veriler ve görüntüler meteoroloji uydularından alınarak, hava saldırılarına ve yer birliklerinin operasyonlarına destek sağlandı. Küresel yer belirleme sistemi ( GPS ) hava, deniz ve kara kuvvetleri tarafından kullanıldı. Füze uyarı verileri uydular tarafından alınarak İsrail ve Suudi Arabistan’a yapılan saldırıların önlenmesinde kullanıldı. Bu durum İkinci Körfez Savaşı’da da gelişerek devam etti.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here