PAYLAŞ

Yavuz Sultan Selim ( 1. Selim) Kimdir? Hayatı ve Dönemin Önemli Olayları Nedir ?

Yavuz Sultan Selim, 10 Ekim 1470 günü doğdu. Babası Sultan II. Bayezid, annesi Gülbahar Hatun’dur. II. Bayezid padişah olduktan sonra, devlet idaresini öğrenmesi için , Şehzade Selim’i Trabzon Sancağı’na tayin etti.

Şehzade Selim, Trabzon’da devlet işlerinin yanında ilimle de meşgul oldu. Devrin büyük alimlerinden Mevlana Abdülhalim Efendi’nin derslerini takip etti. Valiliği sırasında Trabzon halkını rahat bırakmayan Gürcüler üzerine üç sefer yaptı. En önemlisi olan Kütayis Seferi’nde Kars, Erzurum, Artvin illeri ile birçok yeri fethederek Osmanlı topraklarına kattı (1508). Buralarda yaşayan Gürcülerin hepsi Müslüman oldular.

22 Eylül 1520’de ‘’Aslan Pençesi’’ denilen bir çıban yüzünden henüz 50 yaşında iken vefat eti. Oğlu Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Camii’nde babasının cenaze namazını kıldıktan sonra, onu Sultan Selim Camii avlusundaki türbeye defnetti.

Yavuz Sultan Selim Döneminin Önemli Olayları Nelerdir ?

İran Seferi ve Çaldıran Meydan Savaşı (1514)

Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail’e bir mektup göndererek üzerine yürümekte olduğunu bildirdi. Kayseri üzerinden Sivas’a geldi. Bu sırada Osmanlı donanması da İstanbul’dan Trabzon’a hareket etmişti. Yavuz,ilerledikçe, Şah İsmail geri çekilmeyi sürdürüyordu.

Şah İsmail’in Van Gölü’nün kuzeydoğusundaki Çaldıran Ovası’nda karargah kurduğu ve savaşa hazırlandığının haberi alındı. Nihayet kovalamaca bitiyordu.

Savaş, Şah İsmail’in kuvvetlerinin saldırısıyla başladı. Yeniçerileri arkadan vurmak amacıyla Rumeli kuvvetlerinin üstüne var gücüyle saldıran Şah İsmail, ilk anda başarılı oldu. Rumeli Beylerbeyi Hasan Paşa ile birlikte birçok sanacak beyi hayatını kaybetti. Osmanlı ordusunun kuvvetleri ise Sinan Paşa’nın usta manevraları ile afalladı. Etkili topçu ateşi altında ağır kayıplar verdiler. Bu arada Mehmet Han Ustaclu öldü.

Savaşın gidişi Osmanlı zaferini müjdeler gibiydi. Şah İsmail’in emrindeki İran kuvvetleri de bozularak geri çekilmeye başladı. Osmanlı ordusu Tebriz’ê girdi. Yavuz Sultan Selim, Tebriz’deki bilim ve sanat adamlarından bazılarını İstanbul’a gönderdi.

Merc-i Dabık Savaşı (1516)

Çaldıran Savaşı’ndan sonra, Osmanlılar’ın Mısır’a saldırmalarından çekinen Memluklar, Şah İsmail ile bir anlaşma yaptılar. Bu anlaşmayı öğrenen Yavuz Sultan Selim, Sadrazam Sinan Paşa’yı 40,000 kişilik bir kuvvetle İran üzerine gönderdi.

Memluklar, Osmanlı kuvvetlerinin Suriye’den geçmesine izin vermediler. Bunun üzerine Yavuz Sultan Selim, ordusunun başında Suriye’ye yürüdü. Osmanlı donanması da Suriye kıyılarına geldi. Memluk Sultanı Kansu Gavri ( ya da Guri), Halep yakınlarına gelerek, ordugah kurmuştu. Kansu Gavri’nin yanında Yavuz Sultan Selim’in yeğeni Şehzade Kasım da bulunuyordu. Bu açıkça Osmanlı Padişahını tehdit anlamına geliyordu.

Kansu Gavri’nin yanında ayrıca Abbası halifesi de yer alıyordu. Osmanlı ve Memluk ordusu Halep yakınlarında Merc-i Dabık denilen yerde karşılaştılar. Toplar ve ateşli silahlarla donatılmış olan Osmanlı ordusu, Memlukluları kısa zamanda büyük yenilgiye uğrattılar (1516). Savaşı kazanan Yavuz Sultan Selim, üç ay Suriye’de kaldı. Suriye’de Osmanlı düzeni kuruldu, adalet sağlandı.

Suriye’nin Osmanlı topraklarına katılmasından sonra, Lübnan alındı ve burada da sancak teşkilatı oluşturuldu. Ardından Filistin’e giren Osmanlı ordusu, Sina Yarımadası’na yaklaştı.

Yavuz Sultan Selim İlk Halife Sultan Oldu.

Osmanlılar ile Memlukler arasında, Fatih döneminden beri süregelen anlaşmazlıklar bulunuyordu. II. Bayezid döneminde, iki devlet arasında çıkan ve altı yıl süren savaşlar sonunda, anlaşmaya varılmıştı. Ancak bu durum,iki devlet arasındaki sürtüşmeleri tümüyle ortadan kaldırmamıştı. Yavuz Sultan Selim döneminde, Dulkadiroğulları Beyliği’ne son verilmesi, Osmanlılar ile Memluklar arasındaki mevcut gerginliği daha da arttırdı. Ayrıca Mısır’ın alınması, ekonomik yönden de Osmanlılar için önemliydi. Çünkü Mısır alınırsa, buradan geçen ticaret yolları (Baharat Yolu) ele geçirilecek ve bu sayede Avrupa ülkeleri, ekonomik yönden Osmanlı Devleti’ne bağımlı duruma geleceklerdi. Yavuz Sultan Selim, Mısır Seferine karar verirken, siyasi, dini ve ekonomik faktörleri de dikkate almıştır.

Zafer sonrasında, Yavuz, amacına ulaştı: Halfeliği, son Abbasi halifesi III. El Mütevekkil Alellah Muhammed’den aldı. ‘’Halife ‘’ unvanı, Halep’te Sultan Selim’e geçti.

Halep’e girilmesinin ardından ilk Cuma namazında hutbe Yavuz’un adına okundu. Daha önceki halifeler ‘’ Hakimü-l Haremeyni’ş Şeirfeyn’’ olarak anılıyordu. Yavuz Sultan Selim, ‘’Mekke ve Medine’nin hakimi ‘’ anlamına gelen bu unvanı, ‘’Mekke ve Medine’nin hizmetkarı’’ anlamına gelen ‘’Hadimü’l- Haremeyni’ş Şerifeyn’’ olarak değiştirdi. O günden sonra gelen bütün Osmanlı padişahları bu unvanla anıldı.

Ridaniye Savaşı (1517)

Ertesi yıl Mısır üzerine yürüdü. Kansu Gavri’nin ölümünden sonra Memluk Sultanlığı’na Tomanbay getirilmişti. 15 Aralık 1516’da Şam’dan hareket eden Yavuz Sultan Selim, Hanyunus ve Elariş üzerinden Sina Çölü’nü geçerek altmış bin asker ve 500 toptan oluşan ordusuyla Kahire yakınlarına ulaştı (21 Ocak 1517). Daha önce keşif yapmakla görevlendirdiği Rumeli Beylerbeyi Küçük Sinan Paşa burada Yavuz’a katıldı. Bu arada Memluk Sultanı Tomanbay, 30,000 kişilik ordusuyla Kahire’ye giden yol üzerindeki Ridaniye’de savaş düzenine girmişti.

Tomanbay az sayıda bir kuvvetle kaçmayı başardı (1517). Savaşı kazanan Osmanlı ordusu Kahire’ye girdi. Tomanbay, yakalandı ve idam edildi.

Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferinin çok önemli sonuçları oldu. Bir kere Suriye, Filistin ve Mısır Osmanlı topraklarına katıldı. Özellikle Mısır’ın fethi Osmanlılar’a Kuzey Afrika’nın yolunu açtı. Mısır’ı üs olarak kullanıp Kuzey Afrika’ya yürünecekti. Hicaz Emiri, oğlunu Yavuz Sultan Selim’e göndererek Mekke’de bulunan kutsal emanetlerle birliktei Kabe’nin ve Mekke-Medine’nin anahtarlarını gönderdi. Bu sembolik anlamda hakimiyet nişanesi demekti. Sonra kutsal emanetler İstanbul’â getirildi. Venedikliler, Kıbrıs adası için her yıl Memluklulara ödedikleri vergiyi, bundan sonra Osmanlılar’a vermeye başladılar. Mısır’ın fethiyle birlikte Baharat Yolu Osmanlılar’ın eline geçti. Ancak bu tarihlerde Portekizliler, Ümit Burnu’nu dolaşarak Hindistan Deniz yolunu bulmuş oldukları için, Baharat Yolu’ndan istenilen ekonomik kazanç sağlanamadı. Yavuz Sultan Selim, Mısır’daki bilim ve sanat adamlarını da beraberinde İstanbul’a getirdi.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here