Bu makalede “Dünya katılım bankası helal mi ?” sorusunu “sıradan bir Müslüman” kimliğimle cevaplamak istedim.
İlk önce genel olarak katılım bankalarından para alıp vermeye değineceğim, daha sonra Dünya Katılım Bankası’nın helallik durumunu sorgulayacağım.
Kazandığın helal olmadıkça, yediğin içtiğin, verdiğin sadakalar, zekatların önemi de kalmıyor. Bu yüzden evvela helalinden kazanmak gerekiyor.
Dinimizde helaller belli, haramlar da belli. Arada kalan kısımda “şüpheli” sayılan ameller var. Eğer şüphe duyduğumuz amelin haram veya helal olduğunu kesinleştirebiliyorsak ne kadar güzel.
“Dünya katılım bankası helal mi ?” sorusunu da içimizdeki “şüphe”yi gidermek, açıklığa kavuşturmak için soruyoruz.
Uzun yıllar boyunca yatırımcılar için bankalar “helal-haram” ayırmayan, dini hassasiyeti olmayan kurumlardı. Daha sonra katılım bankaları kuruldu. “Murabaha” yöntemi ile ticaret yapan katılım bankaları faize bulaşmak istemeyen Müslümanlar için bir seçenek oldu.
Katılım bankalarıyla çalışmanın -kredi çekmenin veya para yatırmanın- ” helal, haram veya “şüpheli” olması konusu eskiden olduğu gibi şimdilerde de Müslümanları “düşündürmektedir”.
Aslında katılım bankalarıyla çalışmanın İslam’a uygunluğu hakkında dini çevrelerden, hatta Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan gelen olumlu görüşler var. Ama bu konuda verilen her fetva veya görüş , “şart” veya “ama” lar (şöyle olursa, böyle olursa) içerdiği için katılım bankaları ile çalışma konusunda bir türlü %100 helal noktasına varamıyoruz.
Katılım bankaları ile çalışmanın helallik açısından iki yönü var. Birincisi katılım bankasından ihtiyaç için kredi çekmek, ikincisi ise katılım bankasına para yatırıp kar payı almak.
İlk soru :Katılım bankasından kredi çekmek helal mi ?
Söz konusu katılım bankaları olunca “Kredi çekme” kavramı biraz nahoş karşılanıyor ama bu kelimenin yerine başka kelime grupları da kullanılsa aynı şeyi ifade ettiği için ben “kredi çekme” kelimesini kullanacağım.
Bildiğiniz gibi sadece faiz almak değil faiz ödemek de haram .Bu yüzden normal bankalardan kredi çekmemeye çalışıyoruz.
Katılım bankaları da normal bankalar gibi kredi veriyor ama “kağıt üzerinde” murabaha olarak gösteriyor. Murabaha peşin fiyatla aldığın malı vadeli olarak ve üzerine artı para koyarak satmak demek.
İslam’a göre bu caiz. Çünkü satın aldığın malı ister peşin satarsın, ister vadeli satarsın. Ayrıca elindeki malı aldığın fiyattan satmak zorunda değilsin, üzerine kar koyabilirsin. Ticaretin amacı da budur zaten.
Katılım bankaları kredi vermeyi “murabaha” kılığında yapıyor. Hakikaten elinde mal olup da müşterilerine vadeli satsa orijinal “murabaha” olacak ama işler “kağıt üzerinde” yürüdüğü için insanların katılım bankalarının işleyişi üzerindeki helal-haram şüphesi yıllardır devam ediyor.
Din adamları “murabaha şartlarına uyuyorsa helaldir” diyor ama sorun da bu, katılım bankaları murabahayı tam olarak uyguluyor mu, yoksa uyguluyor gibi mi yapıyor ?
İslam’da bir malı satabilmen için öncelikle o malın senin elinde olması lazım. “Kabz” deniyor buna. Eğer kabzetmediğin malı bir başkasına satarsan ticaretin dinen batıl olur. Banka görevlileri ne malı, ne de satıcıyı görüyor ama malı satıcıdan alıp müşteriye satan sözleşme hazırlayıp murabaha şartlarını kağıt üstünde de olsa gerçekleştirmiş oluyorlar.
Çoğu din adamı “bu kadar olsa bile kafi” diyor. (İslam dini kolaylık dini diye olsa gerek) Bazıları da bu işi helallik açısından “flu” gördüğü için uzak durmayı tercih ediyor.
İkinci soru : Katılım bankasına para yatırıp kar payı almak helal mi ?
Katılım bankasına para yatırıp kar payı almak, İslam’daki “mudarebe” ticaretine giriyor. “Mudarebe” bir grup insanın ortaya para koyup, ortak iş yapıp, daha sonra karı bölüşmesine dayanıyor.
Eğer para helal yolla kazanıldıysa, kar edip bunu bölüşmenin İslami açıdan bir sakıncası yok. Bu yüzden bir çok din adamı katılım bankalarından kar payı almanın helal olduğunu düşünüyor.
Ama bu işte de “flu” taraflar var.
Birincisi; Katılım bankaları murabaha yapıyorlar ama gecikme cezası gibi başka gelir kalemleri de var. Ayrıca murabaha olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği net olmayan krediler de verebilirler. Acaba katılım bankasının yaptığı her işlem helal çerçevesinde midir ?
İkincisi; “Kar” dediğin şey belli zamanlarda belli olur. Bilançoda belli olan bir şeydir. Ben pazartesi günü para yatırdım, ertesi pazartesi günü çekmek istediğimde bankanın 7 günde ne kadar zarar-kar ettiği bilinen bir şey midir ki paylaştırılabilsin ? Yoksa faiz verip adına kar payı mı diyorlar ?
Netice itibariyle katılım bankalarında İslami açıdan biraz “flu” kısımlar var. Helal-haram düşüncesi olan insanlar doğrudan faize bulaşmak yerine “helal olabileceği” veya “haramsa da seyreltilmiş haramdır” gibi bir düşünceyle katılım bankalarına yönelmektedirler.
Benim kişisel düşüncem mecbur değilseniz katılım bankalarına da bulaşmayın, takva ehlinin şüpheli amellerden de uzak durası gerekir.
Diyelim ki bir gün katılım bankaları hakikaten de “ticaret” yaparlar, yani ellerinde menkul veya gayrimenkul pörtföyü olur da bunu peşin satın alıp üzerine kar koyarak vadeli satarlar, işte o zaman İslam’a gerçekten hizmet ederler.
Katılım bankalarının mevcut çalışma sistemi Allah’tan korkan birine sevimli gelecek bir sistem değil.
Dünya Katılım Bankası helal mi ?
Katılım bankalarının helal olup olmaması yönündeki görüş ve fetvalarda özetle “… şu kurallara uyuluyorsa helaldir” denilmektedir. İşte asıl mesele budur. Bir katılım bankası hakikaten İslami usullere göre mi çalışıyor, yoksa “biraz öyle, biraz böyle” mi çalışıyor ?
Bunu kim denetleyecek ?
Bu sorunu aşmak üzere katılım bankalarının danışma komiteleri var. Katılım bankası yaptığı, yapacağı işlemlerin İslam’a uygunluğunu danışma komitesine soruyor.
Fakat ortada saçma ve komik bir durum var. O da danışma komitesinin maaşını katılım bankasının ödüyor olması. Yani hukuk diliyle ifade edersem ortada “çıkar çatışması” var.
Maaşını ödediğin kişi seni denetleyemez. Katılım bankalarının bağımsız kurumlarca denetlenmesi lazım ki hakikaten helal iş mi yapıyorlar bilelim.
Dünya Katılım Bankası’nın da danışma komitesi var, aynı diğerleri gibi. Dünya Katılım Bankası helal mi diye sorunca danışma komitesine danışıyoruz diyorlar. Maaşlarını ödedikleri ilahiyat profesörlerine danışıyorlarmış !?
Kimse kusura bakmasın ama katılım bankaları olmadan önce helal-haram işi çok daha netti. Parasını faize yatırmak istemeyen altın alıyor, gayrimenkul alıyor veya bir iş kuruyordu. Katılım bankası diye güya faizsiz sistem ortaya çıkardılar. Aynı banka gibi kredi çekiyorsun, para yatırınca da faiz gibi kar payı alıyorsun, hiç zarar etmek yok. Risk ve emek olmadan paranı artırıyorsun ama ne hikmetse faiz de olmuyor.
Dünya Katılım Bankası’nın eski katılım bankalarına göre bir çekincesi var. Kuveyt Turk, Türkiye Finans, Bank Asya gibi katılım Bankaları arkasını İslami kesimlere dayandırıyordu. Yani banka helaldan sapacak olsa onu destekleyenler uyarır gibi düşüncemiz vardı. (Belki de boş bir düşünce)
Yani katılım bankasının destekleyicilerinin bir “İslami” hassasiyeti vardı. Dünya Katılım Bankası’na öyle bir şey yok. Sadece para kazanmak üzere kurulmuş ve “katılım bankası” olmanın avantajlarından yararlanmak isteyen bir kuyumcu ailesi. Dini hassasiyeti ne durumda bilmiyoruz.
Dünya Katılım Bankasından altın almak caiz mi ?
Dünya Katılım Bankası veya başka bir yerden “online” altın almak kuyumcudan fiziksel altın almak gibi değildir. Çünkü İslam ticarette “elinde olmayan şeyi satmayı” yasaklar. Bu şekildeki ticaretler İslam’a uygun değildir.
Şu şekilde olsa;
Katılım Bankası elindeki mevcut altınları online olarak satsaydı caizdi. Yani diyelim ki 1 gram altın aldın. Aldığın 1 gram altının künyesi, numarası depodaki 1 gram altın ile ilişkilendiriliyorsa sorun olmazdı.
Mevcudu satıyorsan helallik açısından sorun yok, hem mevcudu, hem de olmayanı satıyorsan sorun var.
Online olarak altın aldığımızda aslında altın almıyoruz sadece paramızı altına endekslemiş oluyoruz.
Mevcut sistemde ille de depondaki kadar altın satacaksın diye bir şey yok. Diyelim ki bankanın deposunda hiç altın olmasa bile online olarak tonlarca altını müşterilerine satabilmesi teknik olarak mümkün. Bu da “finansal köpük” oluşmasına zemin hazırlıyor.
“Altınımı fiziksel olarak istiyorum” derseniz sizden ekstradan kuyumcu komisyonu talep edip kuyumcudan aldıkları altını size teslim ediyorlar. İşte o zaman gerçekten altın satın almış oluyorsunuz.
“Olmayanı satma” meselesi vurgun, dolandırıcılık, finansal balon hadiselerinin mimarıdır.
“Dünya katılım bankası helal mi ?” sorusunu içimizdeki “şüphe”yi gidermek, açıklığa kavuşturmak için sormuştuk, peki şüpheler bertaraf oldu mu , hayır olmadı !
Makalemin sonunu bir hadisle bitiriyorum:
“Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu) şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmez. Bu durumda, kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, ırzını da tebrie etmiş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse harama düşmüş olur, tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır. Haberiniz olsun, her melikin bir koruluğu vardır, Allah’ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz olsun, cesette bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa cesedin tamamı sağlıklı olur, eğer o bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et parçası kalptir.” [Buharî, İman 39, Büyû 2; Müslim, Müsakat 107, (1599); Ebu Davud, Büyû 3, (3329, 3330); Tirmizî, Büyû 1, (1205); Nesâî, Büyû 2, (7, 241).