Boris Karloff ( 1887 – 1969) Kimdir ? Hayatı ve Oynadığı Filmler Nelerdir ?

Perdenin gelmiş geçmiş en ünlü korku filmleri aktörü, Frankenstein’la özdeşlemiş ve tıpkı onun gibi, herp bir canavar sanıldığı halde aslında bir kurban olan eşsiz sinema efsanesi.

Rus çağrışımları yapan adına rağmen, Boris Karloff İngiliz kökenliydi. Ve asıl adı William Henry Pratt’tı. Özel hayatında dünyanın en nazik ve yumuşak insanlarından biri olduğunu bilmek şaşırtıcı olabilir, onun gibi 50 yıl boyunca, çoğu korku filmi olan 150 filmde her türden canavarlar, manyaklar, deli doktorlar, çılgın kaşifler, şeytani ruhlar, sihirbazlar, büyücüler, kan emiciler, mezar kazıcıları, ölü diriltenler ve başka sevimli yaratıklara kişiliğini vermiş birisi için.

Lonfra banliyösünde doğmuştu, sekizi erkek dokuz kardeşin en sonuncusuydu. Kardeşlerinin hemen hepsi, babalarının yolundan giderek uslu akıllı birer devlet memuru oldular. Ama William’ın kanında tiyatrocu olmak vardı. Çok küçük yaşta sahneye çıktı. Şöyle diyor: ‘’Daha dokuz yaşında Cinderella’da şeytan kral rolüne çıktım ve bu benim uzun ve mutlu canavarlık hayatımın başlangıcı oldu!’’ Sonra serüven tutkusu onu Kanada’ya attı. Yıl 1909’du. Seattle’de bir tiyatro trupuna kabul edildiğinde, adını anne tarafından Rus atalarından esinlenerek Boris Karloff’a çevirdi.

Karloff, çeşitli işlere girip çıktıktan sonra, 1919’da Douglas Fairbanks filmlerinde figüranlıkla sinemaya başladı. Tüm 20’ler boyunca hep küçük rollerde harcandı, ancak ayakta duracak kadar para kazandı. Sesli sinemayla birlikte sesinin ve aksanının avantajlarını kullanmaya başladı. 1931 – 32 yıllarında toplam 33 filmde oynadı: her bir filmden fazla. Ama Frankenstein çıkıp gelmeseydi, belki hiçbir zaman gerçek üne kavuşamayacaktı.

Peki, bu rol nasıl gelip onu buldu? Sinema tarihinin malıdır artık bu hikaye. Universal şirketi ve ünlü patronu Carl Leammle, o yıllarda ucuza çıkacak korku filmleri çekmek ve kimileri sessiz sinemada ele alınmış koku, dehşet hikayelerini ve türlü çeşitli canavarları perdede yeniden yaratmak kararındaydı. İlk örnek Dracula olmuş ve yönetmeni Todd Browning’le baş oyuncusu Bela Lugosi’yi bir anda büyük üne kavuşturmuştu. Sıra, Mary Shelley’in ünlü romanı ‘’Frankenstein’’ da idi. Başlangıçta filmi Robert Florey çekecek, canavarı ise Bela Lugosi oynacaktı. Ama, öylenceye göre, Lugosi ağır makyajı altında ‘’hayranlarının kendisini tanımayacakları’’ düşüncesiyle filme yanaşmamıştı. Florey de çekimler başlamadan başka bir filme (Lugosi’yle birlikte Morg Sokağı Cinayetleri’ne ) transfer olmuş, yerini İngiliz kökenli gizemli yönetmen James Whale almıştı.

Karloff’a birkaç aktörle birlikte deneme filmleri çektirildi. Whale şöyle diyor: ‘’ Karloff’un yüzüyle büyülenmiştim. Düşündüğüm kadar iriyarı değildi. Ama müthiş bir kişiliği vardı ve küçük değişikliklerle, tam istediğim gibi olacaktı.’’ Karloff, daha sonra ünlü makyaj ustası Jack Pierce’le birlikte haftalarca çalıştı. Psonuçta çekilen deneme filmi, patron Laemmle’ın onayından geçti: ‘’ Gözlerine bayılmıştım. Sözden yoksun olan talihsiz yaratığın çirkin görünüşü ve ürkünç kuvvetiyle zıt olan tüm ıstırabını vermeyi başarıyorlardı.’’ Karloff ise başarıyı hep Jack Pierce’e bağlamıştır: ‘’ İyi bakıldığında Frankenstein’ın asıl yaratıcı Jack Pierce’dir. Ben sadece bir kılığı ve kimliği harekete geçirdim.’’

Çekimler aktör için son derece zor biçimde geçmişti. Her gün sabah beş buçukta geliyor, tam üç buçuk saat makyajı yapılıyor ve çok canı yanıyordu. Büyük bölümde bir masaya uzanmış olarak kaldı: ‘’ Hiç kımıldamadan yatmam gerekiyordu. Üstümde bir sürü teknisyen kaynıyor, habire çakan şimşekleri vermek için dev makasları birbirine çarpıyorlardı. Ben bir kaza olmaması için dua ediyordum!’’

Sonuç müthiş oldu. Gerçi afişlerde adı neredeyse yoktu, galaya davet edilmesi bile unutulmuştu. Ama film gösterime çıkınca, halkın asıl ilgisini onun çektiği anlaşıldı ve Universal’dan parlak bir kontrat önerisi aldı. Şöyle dedi: 20 yıllık çabadan sonra, nihayet ilk kez yarınki yemeğimi ödeyebileceğimi biliyorum.’’ Ancak ‘Frankenstein, Karloff’un hem şansı, hem de şanssızlığı oldu. 44 yaşında son derece hak edilmiş bir üne kavuşmuştu, ama kariyeri artık hep canavarın ipoteği altında olacaktı. Yaklaşık 50 dehşet korku filminde rol aldı. Bunların arasında birkaçı çok iyiydi, bir düzine kadarı idare ederdi, çoğu ise çöp dememek için önemsizdi. Ama Karloff, en kötü filmlerdeki en önemsiz rollerine bile beeli bir seçkinlik getirmeyi başardı.  ‘’ Canavarın Maskesi’’ altında, gerçekten de iyi, çok iyi bir oyuncu vardı.

Karloff, 20. Yüzyılda sinemanın kolektif bilincimize armağan ettiği sayısız korku ve dehşet karakterinin perdedeki yüzüdür. Ve sanırım geçen yüzyılın en önemli oyuncularından biridir. Çokluk bu tür rolleri oynamaktan o da yakınmış ve şöyle demiştir: ‘’ Ben şanslıydım. Bir oyuncuya bir imaj vermek için bir servet harcanıyor. Ben bir gecede, bir filmde kendi imajımı yarattım. Ve çok da ucuza çıktı. Bana kalsa, duygusal filmlerde oynardım: örneğin çok iyi bir Küçük Lord Fauntleroy olacağıma hep inandım. Ama bunu görmek için kim para verirdi?!! Ekleyecek bir şey var mı?

Karloff üzerine çeşitli biyografiler var. Peter Underwood, Denis Gifford ve Richard Bojarski/Kenneth Beale ikilisinin çalışmaları öncelikle hatırlanabilir.

Boris Karloff’un Oynadığı Fimler Nelerdir ?

  • His Majesty the American – 1919
  • Two Arabian Nights – 1927
  • The Criminal Code – 1930
  • Graft – 1931
  • Frankenstein – 1931
  • Scarface – 1932
  • The Old Dark House – 1932
  • The Mask of Fu Manchu – 1932
  • The Mummy – Ölmeyen Mumya – 1932
  • The Black Cat – Kara Kedi – 1934
  • The Bride of Frankenstein – 1935
  • The Raven – 1935
  • Charlie Chan at the Opera – 1937
  • Wrong Detective – 1938
  • Tower of London – 1939
  • Son of Frankenstein – Frankenstein’in Oğlu – 1944
  • The Body Snatcher – Yeraltı Canavarı – 1945
  • Bedlam – Tımarhane – 1946
  • The Secret Life of Walter Mitty – Rüyalar Peşinde – 1947
  • Unconquered – Mağlup Edilemeyenler – 1947
  • Abbort and Costello Meet the Killer – 1949
  • The Black Castle – Kara Şato – 1952
  • Frankenstein 70 – 1958
  • Targets – Hedefler – 1968
  • The Fear Chamber – 1970

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here