PAYLAŞ

Akciğer tansiyonu nedir, akciğer tansiyonunun yükselmesi tedavi gerektirir mi ? Halk arasında tansiyon olarak bilenen kavram kalbin atardamara pompaladığı kanın basıncı yani atardamar basıncıdır. Bundan başka bir de pulmoner tansiyon vardır. Akciğer tansiyonu akciğer damarlarındaki kan basıncıdır. Pıhtı, enfeksiyon gibi nedenlerle akciğer damarlarındaki basınç yükselir ve pulmoner hipertansiyona yani akciğer tansiyonuna sebep olur.

Akciğer tansiyonu vücudu dolaşıp akciğere kirlenerek gelen kanın akciğere götüren damarlardaki basıncıdır ve bu basınç normalde atardamardaki kan basıncının çeyreği kadardır. Akciğer tansiyonunun ölçülmesi için damar içine girilmesi gerekir. Kasık veya boyundaki toplardamara katater (bir çeşit çok ince boru) sokulur ve bu boru kalbin sağ odalarından geçirilip akciğerlere kadar ilerletilir ve ölçüm yapılır. Bu şekilde elde edilen sonuç çok nettir ama zorluğu nedeniyle ancak çok gerekirse yapılır. Akciğer tansiyonu daha az hassas şekilde kalbin ultrasonla muayenesi esnasında elde edilen ölçümler çerçevesinde tahminle de bulunabilir.

Akciğerlerdeki kan basıncı artmaya başladıkça sağ karıncığın duvarı direnç göstermeye ve kalınlaşmaya başlar. Daha sonra yorulur ve  genişler. Bir süre sonra kalbin sağ üst ve alt odaları arasındaki kapak tam kapanamaz olur. Kanın bir kısmı akciğerlere gideceğine geriye,  sağ kulakçığa kaçmaya başlar, bu odacıktaki basınç yükselir. Yükselen basınç, kanı kalbe geri döndüren damarlara yansır. Dirençle karşılaşan kan organlarda birikmeye başlar. Doktor muayene ettiğinde karaciğerin büyüdüğünü, bacakların şiştiğini, ağır vakalarda karnın şiştiğini kolayca anlar. Başka organlar da şişer ama muayeneyle anlamak kolay değildir.

Hem kanın kalbe dönüşü güçleştiği hem de her kalp atımında sağ karıncıktaki kanın bir kısmı ileri gideceğine geri gittiği için akciğerlere giden kan azalır. Bu da akciğerlerde oksijenle dolup sol karıncık tarafından vücuda atılacak kanı azaltır. Dokulara ihtiyaçlarından daha az kan ve bu nedenle daha az oksijen gittiği için halsizlik, bitkinlik, çabuk yorulma gibi şikâyetler ortaya çıkar.Akciğer tansiyonu tedavi gerektiren bir hastalıktır.

 

Akciğer tansiyonu nedenleri

Akciğerlere atılan kan, bir ağacın gövdesinden giderek küçülen dallara ve sonunda yapraklara gidermişçesine hava keseciklerin çevresini saran kılcal damarlara gider. Burada oksijenle dolduktan sonra akciğer toplardamarları yoluyla kalbin sol üst odası sol kulakçığa, aradaki kapaktan geçip sol karıncığa, oradan da aorta atılıp tüm vücuda dağılır. Akan kan bu uzun yolun herhangi bir yerinde bir engelle karşılaşırsa basınç yükselir. Akciğer tansiyonunun nedenleri şunlardır:

Kalbin delik olması:Kalbinde delikle doğan bebeklerde kan kalbin sol tarafından sağ tarafına geçer. Böylece her kalp atımında akciğere normalde gitmesi gerekenden çok daha fazla kan gider.  Bu durumla baş etmek zorunda kalan akciğer damarları yavaş yavaş duvarlarını kalınlaştırır. Bir süre sonra bu kalınlık o kadar artar ki kan akımına engel oluşturur, basıncı yükseltir. Kaş yapayım derken göz çıkarmaya benzer bu durumu önlemek için kalpteki delik hastalık ilerlemeden kapatılmalıdır.

Kalbin zayıf olması: Sol karıncık güçten düşüp kasılması zayıflarsa pompalaması gereken kanın hepsi vücuda atılamaz, geride kan birikir. Bu da yeni gelecek kana engel oluşturur, basınç yükselmeye başlar. Kalp krizi veya kalp kası hastalıkları sonucu ortaya çıkan kalp yetersizliğinde sık görülen akciğer yüksek tansiyonu böyle oluşur. Kalp yetersizliği tedavisi bir ölçüde de olsa basıncı düşürür.

Kalp kapağının bozuk olması:Akciğerlerden sol kulakçığa gelen kan, mitral adlı kapaktan geçip sol karıncığa akar. Eğer bu kapak iyi açılmazsa veya iyi kapanmayıp geriye kan kaçarsa akciğerlerdeki basınç yükselir. Kapak darsa balonla açılınca, iyi kapanmıyorsa ameliyatla tedavi edilince akciğer basıncı düşer.

Akciğer hastalıkları:Soluduğumuz hava giderek küçülen borulardan geçip hava keseciklerine ulaşır. Keseciklerin çevresi gözle görülemeyecek kadar küçük kılcal damarlarla sarılıdır. Havadaki oksijen keseciklerin duvarından süzülüp kılcal damarlara girer. Vücudun atmak istediği karbondioksit de aynı yolla damar duvarından süzülüp keseciğin içine girer. Sigara içenlerde sıkça görülen amfizem gibi çeşitli akciğer hastalıklarında hava kesecikleri ve çevresindeki kılcal damarlar tahrip olur. Kan akımının önüne çıkan bu engelle yükselen kan basıncı tedaviyle, özellikle oksijen verilerek düşürülmeye çalışılır.

Akciğer damarlarının sorunlu olması:Sağ karıncıktan akciğerlere pompalanan oksijenden fakir kan hava keselerine kadar giderken birçok damarın içinde akar. Eğer bu damarlar lupus gibi -bağışıklık sisteminin kendi vücudunu düşman sayıp saldırdığı- hastalıklar nedeniyle daralırsa basınç yükselir. Zayıflamak için alınan bazı ilaçlar, kuvvetli uyarıcı etkisi olan amfetamin grubu ilaçlar da benzer yolla yüksek tansiyona sebep olabilirler. Altta yatan hastalığı tedavi ederek veya suçlu ilacı keserek basınç düşürülür.

Pıhtı:Bir diğer neden de küçük damarların pıhtıyla tıkanmasıdır. Bacaklardan veya karındaki toplardamarlardan kaynaklanan küçük bir pıhtı akciğere gidince hiçbir belirti vermez. Ama yıllar içinde birçoğu giderse kan akımı zorlaşır, basınç yükselir. Pıhtı önleyici ilaçlarla yeni pıhtıların oluşmasının önüne geçilerek basıncın daha da yükselmemesi sağlanır.
Bazen hiçbir sebep bulunamaz:Akciğerlerdeki basıncın ciddi biçimde yükselmesinin nedeni bazen tüm aramalara rağmen bulunamaz. Daha çok kadınlarda görülen bu hastalıkta damarların kalınlaşması, esnekliklerini kaybetmelerinin nedeni bilinmediği için tedavisi çok zordur.   Son 10 yıl içinde bulunan ilaçlarla daha önce çaresiz olan hastalara yeni umut ışığı doğdu.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here