PAYLAŞ

Banka Nedir ? Bankalar Nasıl Para Kazanır? Nasıl Çalışır? Özellikleri Nelerdir ?

İşletmeler, insanların aksine eşit yaratılmamıştır. Bazı şirketlerin varlığının son bulması durumunda hayat yine de devam edecektir. Bazılarının batması ise ekonominin ve toplumun çeşitli katmanlarının çökmesi anlamına gelir. Bankalar, bu ikinci kategoriye girer.

Bankacılık ve finans sektöründeki şirketler sadece tasarruf ettiğiniz paramızı saklamak ve ihtiyacımız olduğunda borç vermekle kalmaz, ekonomide parayı taşıyan atar damar sistemini de oluşturur. Bu yüzden aynı zamanda finansal aracı olarak da bilinirler. Anahtar görevleri parayı, borç vermek isteyenlerden borç almak isteyenlere toplu halde transfer etmektir.

Bankanın Görevleri Nelerdir ?

Bankalar, yüzyıllardır toplumların sosyal yapısının önemli bir parçası olmuştur. ‘’ Banka ‘’ kelimesinin kökeni Latince Banca’ya dayanır. Banca, Antik Roma’daki avlularda döviz değişimi yapanların kurduğu uzun masalara verilen addır.

Zengin ya da yoksul, bir ekonominin doğru işleyebilmesi için, gelişmiş ve sağlıklı bir finans sistemi olmalıdır. Neden ? Çünkü hem şirketler hem de bireyler, yeni, heyecanlı ve yenilikçi bir iş kurabilmek için borca ihtiyaç duyarlar. Bankalar olmadan neredeyse kimse ev alamaz, çünkü çoğu insanın bir ev alabilmek için mortgage veya kredi alması gerekir.

Banka, aynı şekilde, değiş tokuş aracı olarak da önemli bir role sahiptir. Bankasız bir gün geçirdiğinizi düşünün. Alış verişlerimizin çoğunda banka kartı, kredi kartı veya çek kullanırız. O halde, yaptığımız tüm işlemlerde bankalar dolaylı yoldan işin içine girer.

Bazen bankalar devlere dönüşür. Yatırım yönetiminden, holding sahipliğine hatta otel işletmeciliğine kadar pek çok iş yaparlar. Çoğunlukla bu boyutta güç, insanların hoşuna gitmez; insanlar bankaların asalak olduğunu, kendi servetlerini arttırmak için insanların servetini yediklerini düşünür. Zaman zaman bu eleştirilerin hakkı da vardır. 2000’lerin sonunda bankalar birbiri ardına batarken, yayılmalarının aslında gerçek bir büyümeye dayanmadığı anlaşılır. Yine de bankalar olmadan insanların borç alamayacağı ve yatırım yapamayacağı ( yani üretken bir hayat geçiremeyecekleri ) aşikardır.

Bankalar Nasıl Para Kazanır ?

Dünyanın neresine giderseniz gidin temel bankacılık yapısı ve işletme tipi aynıdır.

Öncelikle, bankalar verdikleri borçlara, yatırılan paralardan çok faiz koyarak kar eder. İki oran arasındaki fark, bu hizmet için kar etmelerini sağlar. Teklif ne kadar riskliyse ( yani kredi dereceniz ne kadar kötüyse) bu fark o kadar büyük olur. Bu yüzden, almak istedikleri evin yüze 80 veya üstü değerinde mortgage alanlar genelde diğerlerinden daha fazla ödemek zorunda kalır. Sonuçta ödeyemez duruma düşmeleri ve bankanın cebinden ciddi oranda para çıkması daha muhtemeldir.

İkinci olarak, bankalar müşterilerine belli bir ücret karşılığı veya sadece paralarını yatırmaya teşvik etmek için finansal danışmanlık hizmeti sunarlar. Bireyler için bu hizmetler, sigorta ve yatırım danışmanlığını da kapsayabilir. Şirketlere ise, hisse ve tahvil çıkarmalarında ( yani borç alanları verenlerle birleştirerek para toplamalarında ) yardımcı olurlar. Başka şirketleri satın alıp almamaları konusunda danışmanlık da yaparlar. Bu, yatırım bankacılığının görevidir. Ayrıca fazla paralarının bir kısmını, daha da kazanabilmek amacıyla yatırım için kullanırlar.

Bankalar Nasıl Çalışır ?

Bankaların kasalarında müşterilerine borçlu olduklarından daha az para tuttukları modern sistem bankacılık, para yatıranların güvende olduğunu hissettiği zamanlarda iyi işler. Fakat kriz zamanlarında büyük sorunlar çıkabilir. Herhangi bir sebepten bir bankanın batacağı dedikodusu yayılırsa ( mesela bir soygun ya da doğal afet sonrasında ) büyük sayılarda mudi yatırdıkları parayı çekmeye çalışabilir. Buna, bankaya hücum denir. 2007’de İngiliz bankası Nothern Rock’ın başına gelen de budur. Bankanın İngiltere Merkez Bankası’ndan ( son kredi merci ) acil yardım aldığı duyulunca, binlerce müşteri kuyruğa girerek paralarını çekmek istedi.

Kısmi rezerv bankacılığı yüzünden, modern bankalar tüm müşterilerine aynı anda ödeme yapabilecek kadar parayı ellerinde bulundurmaz. Şirket olarak kısa vadeli borçlanma ile ( para yatırma ) uzun vadeli borç vermeyi ( mortgage ve uzun borçlar ) finanse etmek zorundadırlar. Uzun vadeli borçlar likit değildir. Bu yüzden tüm müşteriler paralarını geri isterse, banka batma tehlikesine girer. Eğer İngiliz Hazinesi müdahale edip kamulaştırmamış olsaydı, bu Nothern Rock’ın da başına gelebilirdi.

Bankacılığı ilk dönemlerinde, banka battığında müşteriler tüm paralarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalırdı. Bu, Büyük Buıhran zamanında pek çok insanın başına geldi. Fakat bunun toplumsal bir kargaşa yaratacağını ve ilk tehlike sinyalinde insanların paralarını çekmeye çalışacağını fark eden hükümetler, mevduat sigortası sistemleri geliştirdi. Amerika’da buna Federal Mevduat Sigorta Kurumu, İngiltere’de de Finansal Hizmetler Tazminat Planı denir. İkisi de banka mevduatlarını belli bir miktara kadar korur ( 2008’de ilki 250 bin dolar ve ikincisi 50 bin pound).

2008’de başlayan finansal kriz, hükümetlerin bankalar batmasın diye neleri göze alabileceğini gösterdi. Bankalar battığında, ekonominin geneli için kötü sonuçlar ortaya çıkar; tüketici güveni ve serveti sarsılır, ayrıca bankalar borç vermek yerine rezervlerini arttırmaya çalışacakları için para arzı hızla düşer. Bu da deflasyona yol açar.

Dolaşımdaki para miktarını etkileyebilen, insanların tasarruflarını koruyan, yarımı kolaylaştıran ve harcamalar için ana atardamarlar sağlayan bankaların diğer tür şirketlerden daha fazla düzenleme altında olması şaşırtıcı değildir. Bankaların sağlığıyla ekonominin sağlığı ayrılmaz biçimde birbirine bağlıdır.

Bankaların Rezervleri Nelerdir ?

Modern finansın anahtarı kısmi rezerv bankacılığı sistemidir. Diyelim ki banka hesabınızda 1.000 pound olsun. Bunu bir anda çekmeniz muhtemelen gerekmeyecektir. Sonunda birikiminize ihtiyaç duyarsanız elbette, ama gerçekte paranızı kısmi olarak, vezneden, ATM’den veya banka kartıyla çekersiniz.

Bu yüzden, bankalar bu parayı kasalarında tutmaktansa, sadece bir kısmını rezervlerinde muhafaza eder. Rezerv ettikleri miktar, paraya ne kadar talep olacağı beklentisine göre değişir. Merkez bankaları genelde bankaların rezervlerinde bulundurması gereken miktarı kontrol eder. Mesela Amerika’da yüzde 10’luk bir miktar, yani 100 dolarlık bir mevduatın 10 doları rezervde tutulur. 90 doları borç verilir.

Ekonomik açıdan bu mantıklıdır. Bankaların, fırsat maliyetini azaltmak için, yatırılan parayı boşta tutmak yerine kullanması gerekir. Yine de ekonominin geneli için daha büyük yan etkileri vardır. Bankalar bu ekstra parayı borç vererek para arzını arttırır ve enflasyonu yükseltir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here