PAYLAŞ

Dolmabahçe Sarayı Nerede, Nasıl Gidilir, Tarihi Hakkında Bilgiler

17. yüzyıla kadar Dolmabahçe, çok derin ve hayli geniş bir koy halindeydi. Liman olarak kullanılan koy, İnönü Stadyumu’nun sonuna kadar ulaşıyordu. Buradaki derenin kuruyup balçıklı bir alana dönüşmesinden sonra, Evliya Çelebi’nin Sultan Osman-ı Şehid dediği, 2. Osman ( Genç Osman ) döneminde veya 1. Ahmet zamanında koy dolduruldu ve ismi Dolmabahçe olarak anılır oldu. 19. Yüzyı tarihçisi Bizantios, kıyının Barbaros Hayrettin Paşa tarafından, Akdeniz’den getirilen 16.00 savaş tutsağına doldurttuğu yazar.

Dolmabahçe Sarayı’nın Tarihi

Burada bulunan en eski bina 2. Bayezid zamanında devlete intikal eden Cağalzade Yusuf Paşa yalısıydı. Bunun yerine Dolmabahçe Kasrı ( ya da o zamanki adıyla Beşiktaş Saray-ı Hümayunu ) kurulmuştu. Kıyının hemen arkasındaki sırta da 2. Selim bir kasır daha yaptırmış, bir de büyük havuz eklenmişti. Dönemin öne çıkan mimarlarından Melling’in yaptığı, Batı zevkine uygun ilk binalar bu padişahın döneminde Boğaziçi’ni süslemeye başladı. 1. Mahmut zamanında bu örneklere uygun olarak Bayıldım Köşkü yapıldı. Daha sonraki dönemlerde yan yana farklı mimari üsluplarla yapılan sahil saraylar, Beşiktaş’a kadar uzamış durumdaydı. Bu hattın imarlaşması özellikle 2. Mahmut zamanında hızlandı. Bu padişah yapıları onarttıktan sonra zamanının büyük bölümünü Beşiktaş-Dolmabahçe arasında geçirir olmuştu. Ancak Abdülmecit, bütün binaları ortadan kaldırarak şimdiki Dolmabahçe Sarayı’nı inşa ettirdi.

Dolmabahçe Sarayı Kim Tarafından Yapıldı ?

Dönemin önde gelen mimarlarından Garabet Balyan ve oğlu Nigoğos Balyan tarafından tasarlanan yeni saray, geniş ve çok işlevli hacimlerden oluşuyor. Giriş bölümü selamlık, Beşiktaş kanadı ise harem bölümüdür. Selamlık bölümünün kuzey kanadı diplomatik ve bürokratik işlerin görüldüğü Mabeyn-i Hümayun ve Muayede Salonu olarak iki işlevsel birime bölünmüş. Yani kabaca söylemek gerekirse, saray üç ana kanattan oluşuyor: Harem, selamlık ve ikisinin arasındaki muayede salonu. Haremin hemen dışında, müştemilat sayılabilecek bölümler ve şehzade konutlarıdır.

Bir anlamda Boğaziçi yalı geleneğine uygun bir yapı şeması izlenmiş ancak süslemede aşırı hareketli cephe ve dekorasyon tercih edilmiş. Belli bir mimari üsluba bağlı kalınmamış. Barok, Alman rokokosu, neoklasik, İtalyan Rönesansı üsluparının harmanlanmasıyla süslenmiş. Saraydaki anıtsallığı en çok vurgulanmış birim olan 2 dönümü aşkın bir alanı kaplayan muayede salonu, neobarok üslupta ele alınmış ve türünün en iyi örneklerinden sayılır. Diğer bölümlerde olduğu gibi buradaki tavan, kiriş ve duvar süslemeleri Fransız ve İtalyan sanatçıların eseri. Bu resimlerde Rönesans etkisi, perspektif ve çok planlılık etkileri öne çıkar genellikle. Salonun galeri bölümleri konuklara ve orkestraya tahsis edilmiş.

Dolmabahçe Sarayı Nasıl Isınıyordu ?

Salon, buradaki çok sayıdaki sütunun kaidesinden verilen sıcak havayla ısınırdı ki bu da erken bir klima örneği kabul edilir. 1910’lu yıllarda elektrikli ısıtma sistemi devreye girinceye kadar da bu ‘’ prototip ‘’ klima işlevini sürdürdü.

Dolmabahçe Sarayı Ne Zaman Açıldı ve Ne Kadara Mal Oldu ?

Her ne kadar saray 1855 yılında bitirildiyse de savaş nedeniyle açılışı bir sene ertelendi. Nihayet, Paris Antlaşması’ndan sonra 7 Haziran 1856 tarihinde resmi olarak açıldı. 5 milyon altın liraya mal olmuştu ve Sultan Aziz zamanında yıllık masrafı iki milyon sterlin civarındaydı.

Dolmabahçe Sarayı’nın Mimari Yapısı

Güzel, simetrik bir bahçede yapılan sarayın 285 odası ve 46 salonu bulunmakta, 56 sütunlu büyük kabul salonu, 4-5 tonluk bir kristal avize ile aydınlatılmaktaydı. Deniz yönünde rıhtım kapısından başka, iki de tören kapısı var. Bunların dışında sarayı dış dünyaya bağlayan 25 kara ve deniz kapısı bulunur. Bugün artık kopup bağımsız hale gelmiş olan bahçeleri de sayarsak, toplam 250 dönümlük bir alana yayılır, ki bunun yaklaşık 65 dönümü binalarla kaplıdır. Günümüzde Swissotel’in bulunduğu noktaya kadar uzayan çayır, saray bahçesinin bir parçasıydı. Bunun hemen yanında, şimi Küçükçiftlik Parkı’nın olduğu yerde ve İnönü Stadyumu’nun kapladığı alanda birçok müştemilat ve bir de kabul salonu bulunmaktaydı. Günümüzde saray on yedi binanın birleşiminden oluşuyor. Burada toplam altı hamam bulunuyor. Bunlardan sultana ait olanında çok frizlerle işlenmiş Mısır alabesteri kullanılmış. Sarayın Beşiktaş’a uzanan harem bölümünün bahçesinde saray tiyatrosu, mutfaklar, fırınlar ve ünlü bayıldım köşkleri bulunurdu. Bina cephesi 600 metre uzunluğunda mermer rıhtıma oturur.

Dolmabahçe Sarayı’nda Hangi Padişahlar Kaldı ?

Sultan Mecit, Batılı değerlere çok yakındı. Genç yaşta tahta çıkmış olan bu padişah, Fransızca bilir, klasik Batı müziği dinler, tiyatroya giderdi.

Sultan Hamit’e kadar padişahlar düzenli olarak Dolmabahçe’yi kullandılarsa da, vesveseli bir kişilik olan 2. Hamit, Yıldız Sarayı’na yerleşti. Denizi ve dolayısıyla sahil yerleşimlerini güvensiz bulan bu padişahtan sonra otuz iki yıl boyunca Dolmabahçe kullanılmadı. Nihayet Sultan Reşat tahta geçince Mimar Vedat Bey’e, kapsamlı bir onarım yaptırmak zorunda kaldı, çünkü geçen süre içinde, onca para ve emeğe mal olan Dolmabahçe içler acısı bir hale düşmüştü. Allah’tan tefrişatı, mobilya ve dekorasyonu fazla zarar görmemişti. Bohemia avizeleri, Lyon ipekleri, muazzam ince işçilik ürünü olan ahşap parkeleri, ipek halıları, şömineleri, tabloları, İngiliz Şamdanları. Toplam 600 kadar orijinal tablo, 140 civarında toplam 4454 metrekarelik bir alanı örten halı, 280 vazo, 581 adet pek çoğu gümüş şamdan, 36 kristal avize, 150’den fazla saat günümüze intikal etmiş durumda. Depolarda çürürken ortaya çıkarılıp restorasyona alınan parçaları da işin içine katarsak, büyük bir servetten de öte, bir sanat tarihi hazinesinden söz ediyoruz demektir.

Sultan Aziz döneminde sarayda 5.300 kişilik bir hizmetli kadrosu olduğu kaydedilir. Dünyadaki en büyük balo salonuna sahip saray Dolmabahçe’dir. Balo salonunu aydınlatan avizede de muayede salonundaki gibi, 4.5 ton ağırlığında.

Sarayın birçok müştemilatı, gazhane ve İnönü Stadyumu’nun inşası nedeniyle yıkılmış olsa da yapının asli binaları ayakta ve gayet iyi durumda. Tiyatrohane-i Şahane binasının son kalıntıları da 1937’de kaldırıldı.

Sırp Kralı Petro, Avusturya İmparatoru Karl ve İmparatoriçe Zeta, Şah Rıza Pehlevi, Kral Faysal, General De Gaulle, Ürdün Kralı Abdullah, Kral Edward gibi dönemin önemli liderleri Cumhuriyet’in ilanından sonra Dolmabahçe’de kabul edilmişlerdir. Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım 1938 tarihinde Dolmabahçe’nin 71 numaralı odasında öldü. Saray 1979 yılında turizme açıldı.

Dolmabahçe Sarayı’nın Ziyaret Günleri ve Saatleri Nelerdir ?

Dolmabahçe Sarayı, pazartesi, Perşembe günleri dışında her gün, 01 Ekim- 28 Şubat arasında 09:00-15:00, 01 Mart – 30 Eylül arasında 09:00-16:00 saatlerinde ziyarete açık.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here