Emil Jannings (1882-1950) Kimdir ? Hayatı ve Oynadığı Filmler Nelerdir ?

‘’Mavi Melek’’te kabare şarkıcısı Lola Lola’ya mesleğini, onurunu ve yaşamını teslim eden, sinema tarihinin en ünlü ‘’ kadın kuklası’’

Emil Jannings, bir dönemin en iyi oyuncusuydu. Lionel Collier, 1929 yılında şöyle yazıyordu: ‘’ On kişiye günümüzün en büyük sinema oyuncusu kimdir diye sorsanız, dokuzu Emil Jannings diyecektir.’’

Asıl adıyla Theodor Friedrich Emil Janenz, daha 10 yaşında sahneye çıktı. O yıllarda Almanya’da oyunculuğa meraklı hemen herkes gibi, o da artık efsaneleşmiş olan tiyatro adam Max Reinhardt’ın grubuna katıldı ve ilk savaş yılları öncesinin Berlin’inde aranan bir genç oyuncu oldu. Oldukça iriyarı, gösterişli bir adamdı ve bu hali sanki baştan onu otoriter, güçlü ve genelde sevimsiz kişiliklere mahkum etmiş gibiydi. İlk filmini 1914’te çevirdi, ancak 1910’ların sonlarına dek aldığı roller, onu hiçbir yere getirecek gibi değildi. O yılların ünlü yönetmeni Ernst Lubitsch’le olan dostluğu, yavaş yavaş daha iyi rollere kaymasını sağladı ve 1919’daki Madame Du Barry’de canlandırdığı 14. Louis rolü, Jannings’in gerçek oyun gücünü gösteren ilk rol oldu.

1920’li yılların yükselen ve dünyada hemen hemen bir numara olan alman sineması, Jannings’e parlak fırsatlar getirecekti. Çeşitli filmlerde üst üste önemli kahramanlar canlandırdı, gerçek veya düş ürünü: 8. Hnery, Dimitri Karamozov, Deli Petro, Othello, Neron, Mefisto, vs. oldu. Bu filmlerde özellikle iki önemli yönetmenin, Ernst Lubitsch ve Buchowetzky’nin yönetimi altında, genelde oldukça kaba çizgili, dışavurumcu, ama kimi zaman bir bakışı, bir mimiği, bir yüz ifadesiyle günümüz oyun tarzına yaklaşan psikolojik ağırlıklı bir oyun tarzı tutturdu. Ama özellikle iki önemli filmdeki kompozisyonları, o zaman için ulaşılmış en yüksek oyun gücünü simgeliyordu: dahi yönetmen Murnau’nun Der Letzte Mann/The Last Laugh- Son Adam filminde, görevinden alınıp tuvalet bekçiliğine verilen bir büyük otel kapıcısı rolü, yıllara etkisini sürdürdü. Hemen ardından yine sessiz Alman klasiklerinden E. Dupont imzalı Varyete’de, ihanete uğrayan ve intikam peşinde koşan yaşlı koca rolünü başarıyla oynadı.

Bu filmlerde geliştirdiği oyun tarzı oldukça irdelenmiştir. Jannings, yüzünü çok iyi kullanır, kimi zaman o yüze masum, acınası, komik, ürkütücü ya da şeytani ifadeler yüklemeyi başarır. Ama o yalnızca yüzüyle değil, bütün bedeniyle de oynar, bir yede dendiği gibi, kameraya arkası dönükken bile sırtını bir oyun ögesi gibi kullanır. Bu tüm bedeniyle oynama ve perdeyi yalnızca yüzü ve mimikleriyle değil, tüm vücudu ve jestleriyle doldurabilme yetenği, onu biraz da sonraki yılların ünlü The Actor’s Studio yöntemine ve özellikle de o yöntemin bir numaralı temsilcisi Marlon Brondo’ya yaklaştırır: Jannings belki de erken gelmiş bi Brondo’dur.

Bu iki filmdeki başarısı, önünde daha da geniş ufuklar açar. Üst üste iki Murnau baş yapıtında daha oynar: Moliere’den uyarlanan neşeli bir Tartuffe ve Goethe’den uyarlanan parlak bir Faust. İlkindeki Tartuffe ve ikincisindeki Mefisto komposizyonları, temelde çok farklı kimliklere aktörün nasıl girebildiğinin parlak göstergesidir. Dil engelinin olmadığı o yılarda, Jannings Hollywood’dan davet alır. Paramount şiketiyle anlaşır ve ABD’ye giderek Victor Fleming’in The Way of All Flesh-Şehvet Kurbanı filminde oynar. Tüm dünyayı etkileyen bu filmin etkisi bize dek gelmiş ve Muhisn Ertuğrul, zaten hayranı olduğu sanatçıyı mimiklerine dek taklit ettiği yerli Şehvet Kurbanı çekmiştir. Ardından gelen The Last Command’daki Rus generali rolü de hayranlık çeker ve Jannings, ilk kez 1928 yılında verilen Oscar ödüllerinde heykeli alan ilk erkek oyuncu olur.

Hemen ertesinde gelen sesli film, ağır Cermen aksanı nedeniyle aktörü Hollywood’dan koparır. Ama ülkesine döndüğünde, meslek hayatının en büyük başarısı onu beklemektedir. Hollywood’da çalışan ve bu film için ülkesine dönen vatandaşo Josef von Sternberg’in yönettiği Dar Blau Angel- Mavi Melek’teki Profesör Unrat rolü, ona eldiven gibi uyacaktır. Hem İnglizce hem de Almanca iki kopya olarak çekilen filmde, aktör tüm gücünü gösterir. Lola lola yüzünden her şeyini yitiren ve kabarede palyaçoluğa dek düşen öğretmene, acınasılığı içinde soyluluk, saygınlığı içinde hüzün kazandıran bir kişilik yaratır. Özellikle kabare sahibinin isteği üzerine horoz gibi öttüğü sahne ve sonunda ‘’ çıldırması’’ sinemanın unutulmaz anları arasındadır. Film, Von Sternberg ve Marlene Dietrich’e geleceğin kapılarını açar. 46 yaşında Janning içinse bu, nerdeyse kuğunun şarkısıdır.

Gerçi birkaç ilgin. Film daha çevirir. Ama 1933’te Hitler’in iktidara gelişi işlerin gidişii değiştirir. Jannings, birçok sanatçı vatandaşının aksine, ülkeyi terk etmeyi düşünmez. Kalır ve propaganda bakanı Göbbels’in rejimin resmi sanatçılarından biri olma önerisini kabul eder. O andan başlayarak, çoğu Nazi yandaşı, Yahudi düşmanı filmlerde oynayacaktır: Veit Harlan ve Steinhoff gibi rejim yönetmenlerinin imzasını taşıyan.  Son filmi Wo ist Herr Belling’i çekerken hastalanır, film yarıda bırakır. Hemen ertesinde savaş biter, Hitler rejimi yargılanır. Jannings ise hiç affedilmez ve hiçbir yönetmen, hiçbir yapımcı, bir daha kapısını çalmaz. O, tarihin kritik bir anında yaptığı kişisel seçimin bedelini ödemek zorunda kalan sanatçılardan biridir. Avusturya’daki malikanesine kapanır, anılarını yazar ve savaşın bitiminden beş yıl sonra da 66 yaşında kanserden ölür.

Emil Jannings’in Oynadığı Filmler

  • ım Banne der Leidenschaft (1914)
  • madame du Barry (1919)
  • anne Boleyn (1919)
  • danton(1921)
  • the Wife of the Pharooah (1921)
  • othello (1923)
  • Quo Vadis (1924)
  • Der Letze Man/The Last Laugh-Son Adam (1924)
  • Tartuffe (1925)
  • Faust (1926)
  • Variete (1926)
  • The Way of All Flesh –Şehvet Kurbanı (1927)
  • The Last Command (1928)
  • The Patriot (1928)
  • Der Blau Angel/The Blue Angel – Mavi Melek (1930)
  • The Tempest (1931)
  • The Old and the Young King (1935)
  • Traumulus (1935)
  • Die Entlassing (1942)

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here