PAYLAŞ

Galata Köprüsü Nerede, Nasıl Gidilir, Tarihi Hakkında Bilgi

Kayıtlara göre, eski kentin iki yakasını bağlayan ilk köprü, 5. Yüzyılda Ayvansaray taraflarında kurulmuştu. İustinianus, 518 yılında bu köprüyü kaldırıp aynı noktaya taştan bir köprü yaptırdı. Bunun neye benzediği ve ne kadar süre hizmet verdiğine dair elimizde bilgi ve belge bulunmuyor.

Fetih sonrasında Fatih Sultan Mehmet, bir zamanlar Darius’un yaptığı gibi, kayıkları birbirine bağlayarak ilkel bir köprü kurdu. İki yaka arasında trafik akışını düzenlemekten daha çok, Ceneviz kolonisi denetim altında tutmaya yönelik diplomatik bir girişim olarak düşünmek gerek bunu.

1503 yılında Leonorda Da Vinci, yaptığı taş bir köprü projesini 2. Bayezid’e sunduysa da, henüz iki yakanın bu kadar sıkı fıkı olması fikri için çok erken olsa gerek ki, padişah projeye fazla itibar göstermedi. İstanbul’da Batılaşmaya dair birçok iz olduğu kesin ancak Tarihi Yarımada’yı Pera yakasına bağlayan köprüler, simgesel bir durumu fiziksel kılmak gibi özel bir statüye sahip anıtlardı. 19. Yüzyıl sonuna doğru bu iki yaka arasında geçiş arzusu, ön yargılardan daha öne çıkmaya başladı. Unkapanı-Azapkapı arasındaki Hayratiye Köprüsü yetersiz kalmaktaydı.

1845’te Valide Sultan’ın girişimiyle, dubalar üzerine oturtulan ilk köprü bu noktada kuruldu. Cisr-i Cedid, yani Yeni Köprü birkaç kez irili ufaklı onarımlar görerek, suya bu kadar yakın olan ahşap bir yapının gösterebileceği bütün dirayeti gösterdi ve nitekim 1860’larda yeni bir köprü yapılması gerekti. Bunun halefi dubalara oturtuldu. Bu da ahşaptı ve kısa bir süre sonra İngiliz Wells And Taylor firması tarafından, demir bir köprü yapıldı. Bağlantı noktalarının yeterince sağlam olmadığı gerekçesiyle Unkapanı ile Azapkapı arasına çekildikten sonra, nihayet 1935 yılında köprü emekliye ayrıldı. 1878 yılında inşa edilen bu köprünün ortası yanlara açılarak büyük gemi geçişlerine imkan verebilmekteydi.

Bundan sonraki anlaşma Alman Man firmasıyla yapıldı. 2. Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra yapılan anlaşma yenilenip onaylandı ve yirmi sekiz duba üzerinde, ağır ağır salınan ve kısa sürede İstanbul’un simgeleri arasına giren meşhur Galata Köprüsü inşa edilip 1912 yılında hizmete girdi.

Bu güzel köprüden geçen araçlar, bir dubadan öbürüne geçmekteyken sert, metalik bir tıkırtı çıkarırdı. Kentin rutin sesleri arasında, İstanbulluların artık duyma eşiğinin dışına düşen bu ses, bir yangından sonra susuverdi. Altındaki güzel nargile kahveleri de Tophane’ye taşındı. Bu köprü, Haliç’te su sirkülasyonunu önlediği için çok suçlanmıştı.

1992 yılında STFA ile Tyssen tarafından yeni bir proje başlandı. Bu sırada eski Galata köprüsü de Hasköy ile Balat arasına çekildi. Yeni köprü kazıklar üzerine kuruldu. Selefinden iki şerit daha geniştir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here