PAYLAŞ

Kantemir Sarayı Nerede, Nasıl Gidilir, Tarihi Hakkında Bilgi

Dimitri Kantemir, Boğdan Voyvadası Constantinus Kantemir’in oğludur. İstanbul’a zorunlu olarak geldi. Boğdan, Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa ve Rusya ile sınır komşusu olan günümüzdeki Moldova ve kısmen Romanya’yı kapsayan bir eyalet olduğu için buraya atanan voyvodalar merkez için gayet önemliydi ve onların ihanet ihtimaline karşı ciddi önlemler alınması gerekliydi.

Kantemiroğlu ya da Dimitri Kantemir, her ne kadar zorunlu ikamet etse de tutsak değildi; payitahtta bulunması voyvoda babasının bir ihanet ihtimaline karşı tedbirdi sadece. Bizans kraliyet ailesi Kantakuzenosların soyundan Kassandra ile evlendi. Aileye ait ve yarım kalmış bir sarayın inşaatını tamamladı. Saraydan günümüze yalnızca Ayia Yorgi Methokhi Kilisesi kalmış durumda.

Kantemir toplam 22 yıl İstanbul’da yaşadı. Ortodoks Patrikhanesi’nin akademisinde eğitim gördü. Dilbilim, felsefe, teoloji ve müzik konularında çalışmalar yaptı. Dönemin İstanbul’unun önde gelen aydınlarından ders aldı. Türkçe haricinde Arapça ve Farsça öğrendi. Musiki alanındaki çalışmalarıyla dikkat çekti ve saray çevresinde girdi. Müzikoloji bilgisini tambur öğrenerek ilerletti. Harflere dayalı bir nota sistemi geliştirdi. Saz semaileri, peşrevler besteledi. Felsefe ve dilbilim konularında eserler kaleme aldı. Yaptığı Şarkiyat çalışmaları dolayısıyla Berlin Akademisi üyeliği aldı. 1710’da Boğdan voyvodası oldu. Osmanlı Devleti, Boğdan’ın stratejik konumu dolayısıyla bu eyaletteki yöneticileri merkezden atamayı tercih ediyordu. Fenerli elitler arasından seçilen bu idarecilerin yerine bu kez Kantemiroğlu gönderilmişti. Oysa Dimitri, bağımsızlık konusunda yaptığı gizli bir pazarlık gereği Rus Çarı Büyük ( ya da Deli) Pedro ile ittifak oluşturmaktan imtina etmedi. Beklentileri gerçekleşmeyip Rus ordusu Baltacı birliklerince bozguna uğrayınca da Rusya’ya kaçmak zorunda kaldı. Sürgün yıllarında ‘’ Osmanlı İmparatorluğu’nun Yükseliş ve Çöküş Tarihi ‘’ isimli bir kitap yazdı. Birçok dile çevrilen bu kitap uzun yıllar, ele aldığı konunun klasiği olarak kaldı.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here