Karşılaştırmalı Üstünlük Nedir ? Nasıl İşler ?

Piyasa ekonomisinin dayandığı iki amentü söyle özetlenebilir: İlki, görünmez el, bireysel çıkar arayışlarının toplamının toplum yararına olacağını ifade eder. İkincisi ise, ekonomik büyüme sıfır toplamlı oyun değildir yani bir tarafın kaybı diğerinin kazancı olarak görülmez. Bu iki amentü, özellikle de ikincisi, mantık dışı görülür. İnsan doğası gereği, biri zenginleşirken, şişmanlarken ya da daha sağlıklı hale gelirken, diğerinin fakirleştiğini, zayıfladığını veya hastalandığını düşünürüz.

Portekiz ve İngiltere gibi iki ülkeyi ele alalım. Birbiriyle şarap ve kumaş ticareti içinde olsunlar. Portekiz her ikisinin üretiminde de İngiltere’den daha başarılı olsun. Kumaşı İngiltere’nin yarısına, şarabı da beşte birine mal ediyor.

Ekonomik tabirle, Portekiz her iki malın üretiminde mutlak üstünlüğe sahip. Görünürde işbölümü kuralı yani iyi olduğu konuda uzmanlaşmak burada bir çözüm sunmuyor. İngiltere’nin rekabeti kaybedeceği, yavaş yavaş servetini yitireceğini varsayabilir. Fakat durum böyle değildir.

Bu örnekte, İngiltere tüm kaynaklarını kumaş üretmek, Portekiz de şarap üretmek için kullanırsa, beraber daha fazla kumaş ve şarap üretmeyi başarırlar. O zaman Portekiz fazla şarabını İngiliz kumaşıyla takas edebilir. Çünkü bu örnekte, İngiltere’nin şarap üretimine ( Portekiz’in şarap üretimi çok daha etkindir.) kıyasla kumaş üretiminde karşılaştırmalı üstünlüğü vardır. Karşılaştırmalı üstünlüğün babası David Ricardo, 1817’de yayınlanan çığır açan eseri Ekonomi Politiğin ve Vergilendirmenin İlkeleri’nde bu örneği kullanır. İlk başta bu fikir mantıksız görünür, çünkü insanlar rekabete girince, kazanan ve kaybeden taraflar olur. Fakat karşılaştırmalı üstünlük kanuna göre, ülkelerin birbiriyle ticareti iki taraf için de kazançlı olabilir.

Karşılaştırmalı Üstünlük Nasıl İşler ?

İki eş büyüklükte ülke ele alalım: A ve B. Ayakkabı ve mısır ticareti yapıyorlar ve A ülkesi he rikisinde de daha verimli. A ülkesi saatte adam başı 80 kilo mısır üretirken, B ülkesi 30 kilo üretiyor; A ülkesi saatte adam başı 25 ayakkabı üretirken, B ülkesi 20 üretiyor. O halde B ülkesinin ayakkabı üretiminde karşılaştırmalı üstünlüğü vardır. İki ülke iki ürünü de üretirse aşağıdaki tablo elde edilir:

  A Ülkesi Adam Saat A Üretim B Ülkesi Adam Saat B Üretim
Mısır 600 48.000 ( 600×80) 600 18.000
Ayakkabı 400 10.000 ( 400×25) 400 8.000

Toplam üretim : 66.000 kilo mısır ve 18.000 ayakkabı

Eğer A ülkesi mısır üretimine, B ülkesi de ayakkabı üretimine yoğunlaşırsa aşağıdaki tablo ortaya çıkar:

  A Ülkesi Adam Saat A Üretim B Ülkesi Adam Saat B Üretim
Mısır 1.000 80.000 0 —-
Ayakkabı 0 —- 1.000 20.000

Toplam Üretim: 80.000 kilo mısır ve 20.000 ayakkabı

İki ülke de fazladan çalışmadan, sadece karşılaştırmalı üstünlüğü olan ürüne yoğunlaşarak toplamda daha fazla üretmiş olur ve ikisi de kazançlı çıkar.

Karşılaştırmlı üstünlüğün işleyemeyeceği tek durum, bir ülkenin hem iki ürünü daha verimli olarak ürettiği hem de ikisinin üretiminde de aynı oranda daha verimli olduğu zaman gerçekleşir. Pratikte ise bu olasılık dışıdır.

Bunun sebebi, her ülkenin sınırlı sayıda vatandaşı olmasıdır. Ülkenin vatandaşları belli bir göreve ancak sınırlı bir zaman ayırabilir. Teoride Portekiz bir şeyi İngiltere’den daha ucuza üretiyor olsa bile, her şeyi daha ucuza üretemez. Kumaşı üretmeye harcayacağı zaman, şarap veya başka bir şey üretmekte kullanacağı zamana mal olur.

Karşılaştırmalı üstünlük genelde uluslararası ekonomide kullanılsa da, küçük ölçekte de önemli bir kavramdır. İş bölümü ile ilgili olan kısımda yönetimden binayı temizlemeye kadar her işte, elemanlarından daha becerikli bir iş adamı örneğinden bahsetmiştik. Karşılaştırmalı üstünlük kanunu sayesinde zamanını neden kendisine daha çok para getirecek göreve harcayıp, daha az karlı işleri elemanlarına bıraktığını açıklayabiliriz.

Her zaman Serbest Ticaret Mi ?

Ricardo’nun karşılaştırmalı üstünlük kuramı, serbest ticaret savlarını yani ithal mallara uygulanan vergi ve kısıtlamaların kaldırılmasını desteklemek için kullanılır. Sınırları kapamak yerine diğer ülkelerle, hatta mal ve hizmet üretiminde çok daha etkin olanlar bile, serbest ticaret yaparak daha fazla kar edileceği düşünülür.

Hillary Clinton ve ünlü iktisatçı Paul Samuelson’un da aralarında olduğu bir grup insan, Ricardo’nun fikirlerinin bugünün sofistike ekonomik dünyasına kolayca uygulanamayacağını savunur. Özellikle, Ricardo’nun kuramını geliştirdiği 19. Yüzyılda, insanların sermayelerini ( varlık ve nakitlerini ) bir yerden başka bir yere taşımasını kısıtlayan mekanizmalar olduğunun altını çizerler. Bugün durum farklıdır: bir iş adamı klavyesindeki tek bir tuşla milyarlık varlığını dünyanın bir tarafından diğerine taşıyabilir.

General Electric şirketinin eski başkanı Jack Welch, ‘’ her fabrikanın bir duba üstünde ‘’ olmasını gerektiğinden bahsederdi. Yani fabrikalar insan, malzeme ve vergi masrafının en düşük olduğu yerlere kolayca taşınabilmeliydi. Bugün, bu senaryo gerçek oldu.  Şirketler, Ricardo’nun zamanının aksine, belli bir millete bağlı değil, insanları ve nakitleri istedikleri yere nakledebilir. Bazı iktisatçılar, bunun ücretlerde hızlı bir düşüşe yol açtığını ve bu yüzden bazı ülkelerin vatandaşlarının diğerlerinden daha kötü durumda yaşadığını savunur. Buna karşı sav ise, işleri başka ülkere yollayan ülkenin, şirketlerin elde ettiği karın yatırımcılar arasında paylaşımı ve dükkanlardaki fiyatların düşmesi sayesinde yine kazanç sağladığını savunur.

Diğerleri karşılaştırmalı üstünlüğün basit bir teori olduğunu, her şeyden öte piyasanın gerçekten kusursuz biçimde rekabetçi olduğunu ( gerçekte yerel ekonomi politikaları ve tekeller rekabeti engeller), tam istihdam olduğunu, işleri kaybeden işçilerin kolayca üretken olabilecekleri başka işer bulabileceklerini varsaydığına dikkat çeker. Bazıları, ülkelerin, karşılaştırmalı üstünlük kuramının önerdiği gibi, belli bir endüstriye yoğunlaşmasının ekonomik çeşitliliği azaltacağından yakınır. Çeşitlilik azalınca, ülkeler herhangi bir değişime karşı hassas hale gelir. Mesela ürettikleri mala olan talebin azalması durumunda zor duruma girerler. İhracatın yüzde 60’ını kahvenin oluşturduğu Etiyopya’nın ekonomisi, azalan talep veya kötü bir hasat durumunda zayıflayabilir.

Yine de pek çok iktisatçı, karşılaştırmalı üstünlüğün en temel ve en önemli ekonomik fikirler arasında yer aldığını savunur. Dünya ticareti ve küreselleşmenin altında bu fikir yatar. Milletlerin içe kapanmak yerine dışa açılarak daha zenginleşeceğini kanıtlar.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here