Liberalizm Nedir ? İlkesi ve Özellikleri Nelerdir ?

Liberalizmin en önemli ilkesi devletin müdahalelerine karşı bireyin özgürlüğünü korumaktır. Başta gelen liberal talepler modern demokrasilerde yerine getirilmiştir.

Liberalizm bireyin özgür gelişimini odak alır ve dışsal zorlamaya karşı olumsuz bir tutum takınır. Devletin esas görevini her kişinin kendi yaşamını belirlemesini sağlamak olarak görür. Libeallerin üzeriden durduğu ana noktalar devlet karşısında bireysel yurttaşlık haklarının korunması ve siyasal iktidara anayasal kısıtlamaların getirilmesidir.

Liberalizmde Anayasal Devlet

Aydınlanma fikirlerine dayanan bu siyasal düşünce 18. Ve 19. Yüzyıllarda sosyal bakımdan esas olarak yükselen orta sınıftan destek gördü. Bu kesim mutlakiyetçi iktidar savına karşı koymak için, insanların bütün alanlardaki özel yaşam hakkının ve siyasal katılımının devletçe korunmasından yana bir tutum takındı. Temel hakların ve yurttaş katılımının bağlayıcı ve uygulanabilir bir biçimde belirlendiği bir anayasayla devletin gücünü sınırlamak gerekiyordu.

Liberal anayasal devletler ABD’deki 1776 ve Fransa’daki 1789 devrimlerinden doğdu. Bu devlet biçimi 19. Yüzyılın sonuna doğru bütün Avrupa’da geçerlilik kazandı. Güçler ayrılığı ve hukukun üstünlüğü modern yönetim sistemlerinin ilkeleri haline geldi.

Kapitalizm ve Sosyal Liberalizm

Klasik ekonomik liberalizm 18. Yüzyılda yaşayan İskoç filozof Adam Smith’in öğretilerine dayanır. Ona göre, zorunluluğun yanı sıra bencilce kazanç güdüsü de ortak yarara yöneltici ir unsurdu. Zenginliği ve ekonomik ilerlemeyi sadece serbest rekabet sağlayabilirdi. Devletin ekonomiye ilgili tek görevi özel mülkiyeti korumak olmalıydı.

Nitekim 19. Yüzyılın liberalleşen ekonomisi sahiden olağanüstü zenginlik yarattı; ama sosyal bir saatli bombayı da gizledi. Sanayideki üretim araçlarının sahipleri işçilerin yoksulluğu pahasına çok büyük karlar elde etti. Bunun sonucunda gelişen işçi hareketlerinin atılımlarına tepki olarak, 20. Yüzyılda ekonomide devlet müdahelesini savunan güçlü liberal sosyal akımlar ortaya çıktı. ABD’de ‘’liberal’’ terimi yurttaşlık haklarını gözetmenin dışında, öncelikle ekonomik güçler üzerinde devlet denetiminden ve sosyal yapıyı düzeltmekten yana bir tutumı belirtir.

Liberalizm’in  Sonu Mu Geliyor?

I.Dünya Savaşı’ndan sonra hukukun üstünlüğü ve şu ya da bu ölçüde dizginlenmiş ekonomi neredeyse bütün demokratik partilerin başlıca kaygıları haline geldi. Örgütlü liberalizm gittikçe etkisini kaybetti. Günümüzde sadece Kanada ve Avustralya’da hala büyük partiler vardır. Halen modern liberalizm dünyadaki çeşitli devletlerin gittikçe artan düzeyde sosyal, kültürel ve ekonomik etkileşime girmesiyle birlikte küreselleşen bir ekonomide özgürlük değerlerinin ve iktidar üzerindeki denetimin nasıl sağlanabileceği sorusuyla karşı karşıyadır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here