Sürüngenler Hakkında Genel Bilgiler

Bu grup yılanları, kertenkeleleri, kaplumbağaları, timsahları ve soyu tükenmiş dinozorları kapsar. Sürüngenler birkaç kilit adaptasyon sayesinde karada tutunmayı başarmışlardır.

Sürüngenler bütün memelilerin ve kuşların atası olan son derece eski bir hayvan grubudur. Yaklaşık 300 milyon yıl önce meydana gelen Permiyen döneminde üç evrimsel soy çizgisi birbirinden ayrıldı: Birincisi su ve kara kaplumbağalarına dönüştü; ikincisinden dinozorlar, kertenkeleler, yılanlar, timsahlar ve kuşlar ortaya çıktı; üçüncüsü ise zamanla memeliler haline girdi.

İki yaşamlıların henüz geliştirmediği çok sayıda adaptasyon, sürüngenlerin karada tutunmasına katkıda bulundu. Derilerindeki pullar kurumaya karşı koruma sağlar.; akciğerleri güçlü ve verimli çalışır; yumurtaların sağlam kabuklu olması hasarı ve sıvı kaybını önler. Sürüngenler metabolizma yoluyla kalori yakarak kendi vücut sıcaklıklarını ayarlayamazlar. Bu bakımdan sıcak havalarda gölgeye kaçarlar ve ısınmak istediklerinde de getirdiği risklere rağmen uzun süre güneş altında kalırlar. Ama aynı büyüklükteki memelilere oranla daha az besine gerek duydukları için, besinin sınırlı olduğu çöl gibi ortamlarda yaşamlarını sürdürebilirler.

Kertenkeleler

Genellikle çok küçük boyda olmalarına karşın, kertenkeleler günümüzün en geniş ve çeşitli sürüngen türüdür. Tipik bir davranışla yumurtalarını gömer ya da örterler ve soğuk havalarda kış uykusu yoluyla bedensel uğraşlarını azaltırlar. Bacaksız türleri hariç, kertenkelelerin hepsi dört bacaklıdır. Kertenkeleler görsel bakımdan en ilginç canlılar arasında yer alır. Bukalemunların renk değiştirmesi son derece etkileyicidir; çıkı gözleri neredeyse 360 derecelik tam bir görüş menzili sağlar. Yeleli kertenkeleleri bir tehlike sezince çarpıcı yelelerini kabartırlar; gekoların vantuzlu ayak parmakları duvar ve tavanlara rahatça tırmanmalarını sağlar.

Kaplumbağalar

Kaplumbağalar ve tosbağalar, karakteristik sırt ve karın kabuklarının sağladığı koruma sayesinde son 150 milyon yılda çok az değişim geçirmişlerdir. Bu kemiksi yapılar deri ve kemik levhalarla kaplıdır. Kara kaplumbağalarının çoğu, başlarını ve bacaklarını kabuklarına tamamen çekebilirken, deniz kaplumbağaları bunu yapamaz.

Bütün su ve kara kaplumbağaları hem ot, hem et yerler ve yumurtalarını karaya bırakırlar. Ne yazık ki, çoğu tür tükenme tehlikesi altında; çünkü insanlar onlara zarar vermeyi ve yaşam alanlarını yok etmeyi sürdürüyor.

Timsahlar

Timsahlar yaşayan en büyük sürüngenlerdir. Dağılım alanları dünyanın sıcak bölgeleriyle sınırlıdır; ömürlerinin büyük bölümünü suda geçirirler, dikey yönelimli burun deliklerinden soluyarak, avlarının yaklaşmasını beklerler. Kıyıya doğru şimşek hızıyla atılır ve kurbanlarını su altına çekerler. Birkaç gün suda kalarak yumuşayan avlarını dişlerini geçirdikten sonra, vücutlarını döndürerek et parçaları koparırlar; çünkü yiyecekleri çiğneyemezler.

Yılanlar

Yılan, mitolojide en sık kullanılan sembollerden biridir; hem bilgeliği, hem de kötülüğü temsil eden bir varlık sayılır. Hint mitolojisi yılanları hayatın taşıyıcısı olarak görürken, Kitabı Mukaddes’te yılanın ilk düzenbaz olarak işlendiği bir hikaye yer alır. Yılanlardan, dünya genelinde yaygın oldukları için korkulur.

Yılanların en belirgin özelliği, kol ve bacaklarının olmamasıdır; bu yüzden kayarmış gibi sürünerek hareket ederler. Başka hayvanları avladıkları için, keskin bir koku duyusuna sahiptirler; ayrıca titreşimleri ve sıcaklık değişikliklerini algılama yetisi kazanmışlardır. Zehirli yılanlar özelleşmiş tükürük bezlerinden saldıkları felç edici ya da öldürücü sinir zehrini aktarmak için içi oyuk iki azı dişini kullanırlar. Boğa yılanı iri avları yutarken eklemlerini oynatarak çenesini açabilir. Yılanlarda deri dökme, sürekli yenilenen en dış katmanı atma yoluyla gerçekleşir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here