PAYLAŞ

Yeni Dünya Düzeni Nedir ?

Doğu – Batı çatışmasının sona ermesi dünyayı daha barışçıl hale getirmedi. Aksine, tırmanan yerel çatışmalar uluslararası güvenlik politikaları için yeni güçlükler yaratıyor.

Doğu – Batı çatışmasının 1991’de sona erişi bir küresel nükleer savaş tehlikesini azalttı. Ne var ki, kalıcı bir barış sağlama umudu ancak kuzey yarım kürenin ekonomik küreselleşmeden en kazançlı çıkan gelişmiş ülkelerinde gerçekleşti. Birçok bölgede 1990’lardan itibaren silahlı çatışmaların sayısı çarpıcı bir şekilde yükseldi. 2005’te şiddetin şu ya da bu ölçüde devreye girdiği 278 krizin çoğu farklı ülkeler arasındaki anlaşmazlıkladan ziyade ülkelerin içindeki sorunlarla ortaya çıktı.

Şiddetin Özelleşmesi

Önde gelen iki güç ABD ve SSCB’nin küresel kapışması birçok iç sorunun üstünü örtmüştü. Komünizmin 1989/1990’daki çöküşünden sonra, eski kırgınlıklar, etnik-dinsel ayrılıklar ve unutulmuş sınır çatışmaları yeniden alevlendi. Yugoslavya’nın 1990’ların ortalarında dağılmasıyla ilintili savaşlar bu kaosun kanlı örnekleridir. Ruanda, Somali ve Liberya gibi gelişmekte olan ülkelerde merkezi devlet otoritesinin yıkılması bölgeleri anarşiye sürükledi. Şu anda özellikle Afganistan ve Irak’ta zorla sağlanan rejim değişikliklerinden sonra iç savaşa benzer koşullar hüküm sürüyor. Siyasal ve ekonomik bakımdan zaten patlamaya hazır Ortadoğu bölgesi, uluslararası topluluğun istikrarı sağlama çabalarında başarıya ulaşmaması halinde, denetlenemez bir soruna dönüşme tehlikesini barındırıyor. Dahası, devlet yapılarının çöküşü uluslararası suçlara ve terörist gruplara elverişli bir zemin hazırlıyor.

Kitle İmha Silahları

Bu, gelişmelerden dolayı günümüzde nükleer, biyolojik ve kimyasal kitle imha silahlarının çoğalması bir küresel güvenlik sorunu ve siyasal sorun haline gelmiş bulunuyor. Terörist grupların böyle silahları ya da en azından bunları üretmeyi sağlaycak malzemeleri ele geçirebileceği korkusu gittikçe artıyor. Soğuk Savaş sırasında kitle imha silahları esas olarak iki süper güç ABD ve SSCB’nin elinde veya denetimindeydi. Şimdi İsrail, Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore de nükleer güçler arasında sayılıyor, üstelik bunlar BM’nin nükleer silahların çoğalmasını önleme antlaşmasına imza atmamış ülkelerdir. Günümüzde izlenemeyen teknik bilgi ihracı sonucunda başka ülkeler de kısa sürede yıkıcı güçte silahlar üretecek konuma gelebilir. Bu bakımdan genel nükleer silahsızlanma yönünde yeni poltikaların acilen gerekli olduğu söylenebilir.

Ortadoğu Çatışması Bitmeyen Savaş Mı ?

Kutsal topraklar için israillier ve Flistinliler arasında süren çatışma 60 yıldır uluslararası siyasetin odağında yer alıyor. Ama defalarca yaşanan bu kanlı kapışmaların geçmişi 19. Yüzyıl sonlarında Avrupa’dan zorunlu Yahudi göçünün başlamasına kadar iniyor.

BM’nin 1947 planı bu toprakların Yahudilere ve Filistinlilere ait iki develete bölünmesini ön görüyordu. Fakat Filistinliler ve bütün Arap dünyası bu bölünmeyi kabul etmeyerek, başından itibaren plana karşı çıktı. İzleyen savaşlar BM’nin ön gördüğü sınırın ötesindeki bazı toprakların da İsrail’in eline geçmesini getirdi. Filistinliler buna şiddete dayalı bir direnişle tepki gösterdi. Filistinliler ve İsrailliler arasında bir uzlaşma sağlamaya dönük bütün girişimler şimdiye kadar çatışmanın her iki tarafındaki radikal gruplarca kösteklendi.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here