PAYLAŞ

Aquinolu Thomas Kimdir ? Hayatı ve Eserleri Nelerdir ?

Hıristiyanlık felsefesine hizmet eden düşünürler arasında en bilinenlerden biri olan Aquino’lu Thomas, görüşleriyle bugünkü Katolik inancının temellerini atan bir din bilginidir.

Aquino’lu Thomas ( okunuşu : Akinolu Tomas ) 1225-1274 yılları arasında yaşamış olan ünlü Hıristiyan düşünürdür. Eğitim hayatıan Monte Cassino Manastırı’nda başladı. 1239 yılında ailesinin yanına döndü. Daha sonra Napoli Üniversitesi’ne girip fen, tarih ve felsefe eğitimi aldı. Eğitimi sırasında bir dilenci tarikatı olan Dominikenler’e katılır. Paris ve Köln Üniversitesilerinde de eğitim gören Thomas, Paris’te kendi düşün yaşamında çığır açacak olan Albertus Magnus’tan ( Büyük Albert) dersler aldı. Bu derslerle Aristotales’in yapıtlarına vakıf oldu. 1256 yılında ‘’ hoca ‘’ unvanı aldı ve Paris Üniversitesi’nde açılmış olan, Dominikenlere asit iki kürsüden birinin başına geçti. Hıristiyan teolojisine yaptığı katkılar ve verdiği eserlerle ölümünden yaklaşık 300 yıl sonra, 1567’de Papa V. Pius tarafından Katolik Kilisesi’nin azizleri arasına yükseltilen Aquinolu Thomas’ın öğretilerini Papa XIII. Leo 1879’da Hıristiyan teolojisinin temeli olarak kabul etti. 1914’te ise, onun görüşlerini tartışmak günaha girmekle eş anlamlı kabul edilmiştir.

Aquinolu Thomas şöhretini Tanrı’nın varlığını isbat konusundaki ‘’ Beş Delil ‘’ üzerinde göstererek teistik karakterli kozmolojik kanıtı en iyi şekilde kullanan ve onu sistemleştiren bir düşünür ve teologdur. Bu kanıt Ortaçağ felsefesi ve daha sonraki dönemlerde üzerinde önemle durulan bir problem olma özelliğini kaybetmemiştir. O Tanrı’nın varlığı ile ilgili kanıtlarını ‘’ Sunma Theologiae’’ ( Tanrı Hakkında Her Şey ) adlı eserinde sistemleştirmiş, kendince kozmolojik kanıtı da en güzel şekilde bu eserinde ifade etmiştir. Bu eserde Thomas Tanrı’nın varlığı, onun özü ve sıfatları konusunu işler. Onun ‘’ Sunma Contra Gentiles ‘’ adlı eseri de Tanrı’nın ilk Varlık olarak ‘’ doğa’’sını araştırmak üzere yazılmıştır. Her insanın kavrayış güçleri de eşit olmadığından Tanrı’yı aynı derecede anlaması mümkün değildir. Tanrı’nın  bir kişi tarafından diğer kişiden daha iyi anlaşılması mümkün değildir. Tanrı’nın bir kişi tarafından diğer kişiden daha iyi anlaşılması şahıslardaki zihni gücün bir diğerinden daha iyi olmasındandır. Zihnin, Tanrı’yı sonsuz derecede kavraması mümkün değildir. Tanrı ebedidir, sonsuzdur. Sonlu bir varlık olan insan Tanrı’yı kavrayamaz.

Thomas’ın kozmolojik karakterli kanıtında İlahi Mahiyet, ‘’ Vahiy ‘’ ile bilinebilir. Thomas’a göre, Tanrı’nın varlığı etkiden sebebe hareketle açıklanabilir. Sebeplerden ziyade etkiler tarafımızdan daha iyi bilinirler ki, onlarda bir sebebe dayanmışlardır. Tanrı’nın etkileri, onun Varlığı konusunda bize yardımcı olabilirler. Ancak, onun ne olduğunu kapsamlı olarak bilmemize olanak sağlamazlar. Alemde hareket eden bazı şeylerin var olduğu, durularımızca da idrak edildiği gibi kesindir. Hareket halinde olan bir şey, bir başkası tarafından harekete geçirilmiştir. Bir şeyin de hem hareket ettirici, hem de hareket eden olması aynı anda imkansızdır. Hareket eden başkası tarafından harekete geçirilmiş olmak zorundadır. Bu da sonsuza kadar böyle gidemez. Bir yerde durmalıdır. Aksi takdirde, bir ilk hareket ettirici bulunamayacaktır. Düşünüre göre, bir başkası tarafından hareket ettirilmeyen bir ‘’ İlk Harekete Geçiren’’in varlığı zorunludur ki, o da herkesin idrak etmiş olduğu Tanrı’dır. Buradan anlaşılıyor ki bir ‘’ fail sebep’’in varlığı zorunludur. Bu varlık da Aquinolu Thomas’a göre Tanrı’dır.

Thomas’a göre, Tanrı Zat’ı veya tabiatı ile özdeş bir varlıktır. Alemdeki varlıklarda ise ‘’ mahiyet-varlık’’ özdeş değildir. Görülüyor ki, Thomas Farabi ile İbni Sina’nın da kabul ettiği iki türlü varlık anlayışı kabul etmektedir: Mahiyet’i Varlığıyla özdeş olan ‘’ Zorunlu Varlık’’ ve Mahiyeti Varlığından ayrı olan ‘’ Mümkün Varlık ‘’.

Thomas Tanrı’nın çok mükemmel bir varlık olduğunu kabul ederek, O’nu mutlak kemal sahibi sayar. Mümkün varlıklarda bulunan mükemmelliklerin hepsi Tanrı’nın Zat’ında ‘’ daha büyüğü olmak üzere’’ yüksek ve seçkin bir şekilde bulunur. Etienne Gilson, Thomas Aquinas’ın ‘’ zorunlu varlığı’’nın mutlak ve soyut karakterli bir varlık olduğunu ifade eder. Bu varlık ‘’ilk’’ ve ‘’ en mükemmel’’ dir. Bütün varlık aktivitesinin ilk kaynağıdır. Mümkün varlıklara hiçbir şekilde benzemeyen Tanrı bütün noksanlıklardan da uzaktır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here