PAYLAŞ

Leonardo Da Vinci Kimdir ?

Ölümünün üzerinden 500 yıl geçen Leonardo Da Vinci (1452-1519) gözümüzde yalnız dahi kişiliğin,doruk noktadaki Rönesans adamının timsali haline gelmiştir.Genel görüş tıpkı Shakespeare gibi,onun eserlerini de çok ayrıntılı bildiğimiz,ama yaşamı hakkında neredeyse hiç bir şey bilmediğimiz yönündedir.Bu bir söylentidir.Aslına bakılırsa aynen Shakespeare için olduğu gibi,Leonardo’ya dair bilgilerimiz çağdaşlarının üyük çoğunluğuna oranla çok daha fazladır.İtalya’nın küçük bir dağ kasabası Vinci’deki bir noterin gayrimeşru oğlu olduğunu ve annesi Caterina’nın ya yerel bir köylü ya da Arap bir köle olduğunu biliyoruz.(Ressamın mürekkepli parmak izleri üzerindeki son analizler ikinci şıkkı doğrular gibi.)Babası Piero başından savmak istediği Caterina’yı çarçabuk huysuz,yerel bir kireç ocakçısıyla evlendirdi ve küçük Leonardo bir anda kendisini terk edilmiş buldu.Sonradan dört kez evlenen babasının on beş çocuğu daha oldu,annesi ile evliliğinden yeni çocuklar doğurdu ve ona oğluymuş gibi davranmaktan kaçındı.Daha beteri ,bir piç olması Leonardo^ya üniversiteye girme ya da hekimlik ya da avukatlık gibi saygın mesleklerden birini edinme şansından mahrum bıraktı.

Leonardo’nun tepkisi gözleme ve buluşçuluğa dönük özel bir dünyaya çekilmek oldu.Dehasını anlamanın anahtarı tabloları değil,defterleridir.Notların,taslak çizimlerin,diyagramların,felsefi gözlemlerin ve listelerin yer aldığı 13 bin sayfalık bu defterlerde,kağıda dökülmüş insan aklının iç işleyişinin en eksiksiz kayıtlarını buluruz.Leonardo’nun bitmek bilmeyen bir merak duygusu vardı.Nasıl işlediğini görmek için çevresindeki dünyaya basbayağı didikledi ve geride bu sürecin kağıtlarda kalan izini bıraktı.Yaptığı şey doğrudan araştırmaydı:Her ne anlama geliyorsa,şeyleri kendi gözleriyle görme gereği duyan biriydi.O dönemde ağır bir cezai suç oluşturmasına karşın,bütün ömründe otuzdan fazla insan kadavrasını bizzat kesip inceledi.Bunun ardında tıbbi bir uğraş güdüsü yoktu;istediği tek şey çizimlerinin doğruluk düzeyini yükseltmek ve vücudun nasıl çalıştığını ilişkin anlayışını derinleştirmekti.(Diğer ressamların insan bedeni asvirlerini alaya alarak ceviz çuvallarına benzediklerini söyledir.)Defterlerden bazıları hayali,ama diğerleri tamamen pratik amaçlı bir dizi icat çıktı.İlk ‘’Tank’’,ilk paraşüt,dev bir kuşatma arbaleti,hendek açmaya yönelik ir vinç,banyo için sıcak su ve soğuk suyun birlikte aktığı bir musluk,katlanır mobilya,bir dalgıç tüpü,otomatik bir davul,otomatik olarak açılıp kapanan kapılar,bir elbise pulu yapım aleti ve spagetti pişirmeye,bıçak bilemeye,yumurta dilimlemeye ve sarımsak ezmeye yarayan daha küçük aygıtlar.Leonardo doğal dünyaya ilişkin ilginç kavrayışlarını yine bu deftere döktü.Ağaç halkalarını sayma yoluyla ağaç yaşının bulunabileceğinin farkına varan ilk  kişi oldu ve gökyüzünün niçin mavi olduğunu Lord Rayleigh’nin moleküler saçılmayı bulmasından 300 yıl önce açıklayabildi.

mona lisa

Defterlerinin her sayfası el yapımı büyük bir görsel ansiklopediden birer alıntı gibi görünür.O dönemde kağıdın çok pahalı olması nedeniyle,her santimi Leonardo’nun düzgün yazısıyla kaplıydı,tersine yazma tekniğinden dolayı yazıları ancak bir ayna aracılığıyla okuyabilirdiniz.Niçin böyle bir yola gittiğini kimse bilmiyor.Belki solak olduğu için sağdan sola yazmak daha kolayına gelmişti,belki de insanların fikirlerini çalmasını istemiyordu.Sebep ne olursa olsun,bu yazım garip dehasının kusursuz maddi yansımasıydı.Leonardo ortama uymaya ya da başkalarının ne düşüneceğine gerçekten hiç aldırış etmezdi.Neredeyse hiç kimsenin öyle olmadığı bir dönemde vejetaryandı,çünkühayvanlara karşı duyarlıydı.(takıntılarından birisi kafesteki kuşları serbest bırakmaktı).Avrupa’daki en güçlü asilzadelerin bazılarından siparişler almasına karşın,başladığı bir projeyi bitirmesi nadırdi.Onun için  önemli olan nokta kendi seçtiği yolda özgür olmak,terk edilmiş bir çocuk olarak kendisinden esirgenen yaşam üzerinde denetime kavuşmaktı.

Çoğumuz hayalinde onu doğruluğu onaylanmış tek otoportresindeki görüntüsüyle canladırır;Altmış yaşında,dazlak ve sakallı bir bilge,yalnız bir adam.Oysa genç Leonardo oldukça farklıydı.Biyografisini yazan çağdışıGiorgio Vasari’nin (1511-1574) anlatımı çok çok açıktır:’’Bedensel güzelliği mukayesini ötesinde’’ bir adamdı.Sadece o kadar da değil,olağandışı ölçüde güçlüydü.

Fakat ona karşı çıkan biri’’zekadan ve hafızadan destek alan müthiş tartışma gücü’’yle uğraşmak durumunda kalırdı.İşte bu Leonardo aynı zamanda ismi verilmeden oğlancılıkla suçlanmış(Sonrasında Aklanmıştı),delikanlı öğrencisive ahbabı Salai(Şeytan bacağı) olarak bilinen şen Floransalı zamparaydı.Çağının ilerisindeki bu ressamın pornografik çizimler koleksiyonu,sanat eleştirmeni Brian Scwell’in aktardığına göre,daha sonraları Windsor Şatosu’ndaki Kraliyet Koleksiyonu’ndan seçkin bir Alman sanat eleştirmenince çalınarak Sherlock Holmes tarzı bir pelerin içinde kaçırılmıştır.

son akşam yemeği

Gerek yaşlı bilge,gerekse tez canlı genç Adonis aynı özgüvenin ürünüydü.Kişiliğine yön veren şey kurcalamakı,kendince cevaplar bulma uğraşıydı,saper vedere(Görmeyi Bilmek) olarak adlandırdığı süreçti.’’Öğrenmek zihni asla tüketmez’’ diye yazmıştı bir keresinde.Çocukken hayata tutunmasını sağlayan şey buydu ve ona hala çocuksu bir zevk verdiği anlar vardı.Bir ara Vatikan’a gittiğinde,yaptığı bir kanat ve boynuz takımını gümüşe boyadıktan sonra bir kertenkeleye yapıştırdı ve küçük bir ejderhaya dönüştürdüğü bu yaratıkla papanın maiyetindeki insanları ürküttü.Başka bir olayda,bir öküzün bağırsaklarını boşalttıktan sonra bir demirci körüğüne bağladı ve körüğü pompalayarak pis kokulu kocaman bir balona çevirdi,kısa sürede demirci dükkanını dolduran balon şaşkına dönmüş izleyicilerin dışarı kaçmasına neden oldu.

 

Leonardo zekiydi,ama yanılmaz değildi.Sıklıkla iddia edildiğinin aksine,makası,helikpopteri ya da teleskopu icat etmedi.Matematikte çok kötüydü,temek geometriyi ancak öğrenebildi. Ve aritmetik hesaplarıçoğu kez yanlıştı.Gözlemlerinin bir çoğu zamanla çürütüldü.Ay yüzeyinin suyla kaplı olduğu ve bu sayede güneş ışığını yansıttığı,semenderin sindirim organlarından yoksun olduğu ve ateş yiyerek beslendiği kanısındaydı.En iddialı tablosu Son Akşam Yemeği’ni doğrudan kuru alçı üstünde yapmanın iyi bir fikir olduğunu düşünmüştü.Ölümünden sonraki yıllarda şöhreti neredeyse yalnız otuz bitmiş tablodan oluşan küçük bir koleksiyona dayandığından bilimin ilerlemesine az daha hiç katkısı olmayacaktı.Defterleri içindeki devrimci görüşler ancak 19. Yüzyılda tam çözülebildi.

Leonardo Fransa’da altmış yedi yaşında öldü.Efsanye göre,yeni hamisi Kral 1.François başucunda oturarak,son nefesini verdiği sırada başını kucağında tutuyordu.Terk edilmiş çocuğun küçüklüğünde asla tadamadığı ebeveyn sevgisini nihayet bulması açısından,böyle bir görüntü simgesel bir çekicilik taşır.Ama yoksun kaldığı ne varsa,bu açığı fazlasıyla gidermişti.Kralın dediği gibi;’’Dünyaya Leonardo kadar bilgli bir adam hiç gelmedi.’’

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here