PAYLAŞ

Okçuluk Nedir ? Okçuluk Sporu Hakkında Bilgiler

Okçuluk, oku bir yay yardımıyla belirlenen bir hedefe gönderme sporuna verilen addır. Günümüzde her ne kadar spor dalı olarak bilinmesine karşın, binlerce yıldır insanlığın av ve savaş alanlarında bu okçuluk becerilerini gösterdiği bilinmektedir.

Okçulukta Kullanılan Malzemelerin Özellikleri

Bu sporda kullanılan yaylar, atılmış olan okun daha ileri ve daha güçlü bir biçimde hareket etmesine izin verir. Günümüzde kullanılan yaylar genellikle fiber, ahşap, karbon veya çelikten üretilmektedir. Ok’un atılmasına yardımcı olan gergin madde solar kauçuktan yapılmıştır. Buna mirsin adı verilmektedir.

Yine aynı şekilde bu sporda kullanılan ok, ahşap, metal ve diğer malzemelerden yapılmış, ucu sivri biten bir malzemedir. Okun sonunda bulunan tüyler ok’a yöne vermeye yardımcı olur. Okların genel uzunlukları 60 – 71 cm arasında değişmektedir. Ağırlıkları ise 20 – 28 gram aralığında değişmektedir.

okçuluk-kurallarıOkçuluk Yarışmaları ve Kuralları Neledir ?

Okçuluk yarışmasında kullanılan hedefler, çember çizgilerle beraber beş eşit parçaya bölünmüştür. Bu çizgilerin renkleri içeriden dışarıya doğru sırasıyla sarı, kırmızı, mavi, siyah ve beyaz olarak belirlenmiştir. Bu belirlenen renk şeritleri de kendi arasında ikiye ayrılmıştır. Böylelikle hedef içeriden dışarıya doğru 10’dan 1’e kadar sayılarla numaralanmıştır.

Hedeflerin çapı yapılacak olan yarışmalara göre 4 çeşittir. Bunlar sırasıyla;

  • 122 cm çapındaki hedefler 70, 60 ve 20 metre atışlarında,
  • 80 cm çapındaki hedefler 50 ve 30 metre atışlarında,
  • Salon yarışlarında kullanılan 60 cm çapındaki hedefler 25 metre atışlarında,
  • Yine aynı şekilde salon yarışlarında kullanılan 40 cm çapındaki hedefler ise 18 metre atışlarında kullanılmak için tasarlanmıştır.

 

Atılan her ok hedefte vurduğu yere göre puan almaktadır. Bir ok halkaları ayıran çizginin tam üzerine isabet ettiği zaman en yüksek puanı almaktadır. Uluslararası yapılan yarışmalarda erkek sporcular iki tur sonunda toplam 144 adet ok atarlar. Yarışmanın her turunda sporcular üçer düzine olmak üzere 70, 50 ve 30 metre mesafeden hedefe ok atarlar. Bayanlarda ise 4 ayrı mesafeden 3’er metredir.

Okçular her seferinde vurmuş oldukları sayıları okumadan önce toplam 6 atış yaparlar. 50 ve 30 metreden düşük olan atışlarda ise kazanmış oldukları sayıları okumak için 3 atış yapmaları yeterlidir. Sporcular toplamda 288 atış yaparlar. Yarışmanın birincisi toplanan sayılara göre belirlenmektedir.

okçuluk-tarihiTürklerde Okçuluk Tarihi

Türklerin ünlü sporlarından okçuluk, Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir. Türkler ok atmadaki ustalıklarıyla süratle giden bir atın üzerinden, hedefe isabetli ok atmalarıyla ün kazanmışlardır. Ok, aynı zamanda eski Türklerde milli silah olarak kabul edilmiştir. Gerek piyade, gerekse süvari olarak Türkler okçulukta son derece yetenekliydiler. Anadolu beyliklerinde ve Osmanlıda okçu birlikleri savaşlarda çok mühim rol oynamışlardır. Osmanlılar zamanında okçuluk büyük bir önem taşımış, okçuların yetişmesi ve eğitimi konusu devlet seviyesinde ele alınmıştır.

Üç yüz metreye ok atabilen okçu, ‘’ kemankeş ‘’ unvanını alırdı. Atışlar menzil atışları ve hedefe atışlar şeklinde iki türlü yapılırdır. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u aldıktan sonra Ok Meydanı’nı ok sporu yapanlara ayırmıştı. Ok meydanı’nda kurulan meşhur kemankeşler ocağı, yüksek rekorlar kıran ustalar yetiştirmiştir.

Ok talimleri rüzgarın yönüne göre yapıldığından, her rüzgara açık yer meydan olarak seçilmezdi. Ok meydanlarının bakımıyla uğraşanlara ‘’ ihtiyar ‘’ denilir ve her meydanın üç ihtiyarı olup baş sorumlu ‘’ şeyhü’l – meydan ‘’ diye adlandırılırdı. Bunlar aynı zamanda okçuluk tekkesi şeyhliğini de yaparlardı. Şeyhü’l – meydan, kemankeş pehlivanların en kabiliyetli, zeki ve dürüst olanları arasından seçilirdi. Kemankeşliğe yeni başlayanlar ondan izin alırlardı. Şeyhü’l – meydan, menzil ihtiyarı ve yönetim işleri kurulu, meydanın ve okçuluğun bütün sorunlarını toplanıp çözerlerdi. Burada talim yapanların yarışmalarını yaparlar ve gençleri okçuluğa teşvik ederlerdi.

Okçuluk tekkesi, her sene 6 mayıs’ta ok talimlerine başalamak için açılır; pazartesi ve Perşembe günleri olmak üzere talimler altı ay devam ederdi. Okçuların yarışmalarına ‘’ koşu ‘’ denilirdi ve okçu meydanına öğleden evvel gelip yemekler yenildikten ve namazlar kılındıktan sonra yarışmalar başlardı.

Osmanlı ordusunun ok ihtiyacını cebeci ocağı karşılamakta, bu ocak tarafından imal edilen oklar sandıklarla savaş meydanına götürülüp burada kemankeşlere dağıtılmaktaydı. Savaşta padişahı, dört yüz okçu muhafaza ederdi. Osmanlının son zamanlarına doğru özellikle İkinci Mahmut zamanında ateşli silahların iyice yerleşmesiyle, okçuluk eski önemini kaybetmeye başladı.

Ayrıca eski Türklerde de birçok sosyal etkinlikte yine ok atma veya ok üzerine içilen antlar bilinmektedir. Bu konudaki en eski belgeler M.Ö. 1000 yılında Tibet bölgesinde bulunan kayalara işlenmiş fresklerdir.

5 YORUMLAR

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here