PAYLAŞ

Biruni (973-1048) Kimdir? Hayatı, Çalışma Alanları ve Eserleri Nelerdir?

UNESCO, kendisi için, 25 dilde yayın yapan Courier dergisi tarafından hazırlanan özel sayıda Biruni’yi şu şekilde sunuyordu: ‘’ 1000 yıl önce Orta Asya’da yaşayan evrensel bir deha: Biruni. Astronom, tarihçi, botanist, farmakolog, jeolog, ozan, filozof, matematikçi, coğrafyacı ve hümanist.’’

Kolomb’dan önce yeni kıtaların, Newton’dan önce yerçekiminden söz eden Biruni, yaşadığı çağın kendi adı ile anılmasını sağlayacak yetkinlikte bir dehaydı. İbni Sina ile aynı dönemde yaşamasına rağmen çağın en büyük bilim adamı olarak nitelendirildi. Bugün matematikten astronomiye, tıptan botaniğe kadar pek çok bilim alanında, insanlık olarak Biruni’ye çok şey borçluyuz. Kimdi peki bu ‘’Biruni Asrı’nın kahramanı?

973 yılında Harezmlerin başkenti Kas (Ket) şehrinde dünyaya gelmişti. Küçük yaştan itibaren devrin önemli alimlerinden dersler aldı. Aynı dönemde babasını kaybetmesine rağmen, Harzemşah hanedanı ve sarayıyla yakın irtibat kurdu. Hayatı boyunca da yaşadığı yerlerde hakim olan iktidarlarla yakın ilişkide bulundu. Ünlü matematikçi Ebu Nasr Mansur Bin Ali Bin Irak, Abdüssamed bin Samet El Hakim ve İbn-i Sina’dan dersler aldı.

Biruni Güneşin Kendisine Bakamayınca Aksine Bakarak İncelemeler Yaptı

17 yaşındayken deney ve gözlemlerine başlayan Biruni, ilme olan ilgisinden dolayı gözlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya geldi. Kas yakınlarında bir köyde incelemek için uzun süre çıplak gözle güneşe bakınca gözleri rahatsızlandı. Yine de pes etmedi ve ilginç bir yola başvurdu. Güneş hakkındaki daha sonraki çalışmalarını, güneşin sudaki aksine bakarak sürdürdü.

Bağdat’ın büyük matematikçilerinden Beü-l Vefa ile beraber çalışarak Kas şehrinin boylamını buldu. Ardından Kas ile Gazne’yi başlangıç kabul ederek meyl-i külli (bir gök cisminin yörüngesinde tam olarak sapması ) ölçümleri yaptı. Bu çalışmalarıyla jeodezi ilminin temellerini atmış oluyordu.

Sarayla ilişkileri öyle kuvvetliydi ki; Kas idarecisi Ahmed bin Irak 995 yılında öldürülünce, olayın etkisiyle ‘’dünya makam ve mevkilerini’’ terk ederek kendini ilme verdi. Daha sonra yine Harzemşahlara bağlı Cürcan idarecisi Memun bin el-Memun’un yanında vezir olarak bulundu. Ardından Kas’tan Rey’e, oradan da Buhara’ya gitti.

Doğu Harezm’in Batı Harezm’i işgal etmesiyle zor günler yaşayan bilginimiz, Harezm’in Gazneliler tarafından ele geçirilmesiyle Gazneli Mahmut’un himayesine girdi. Gazneli Mahmut’ta sonra oğlu Mesut ve torunu Mevdud’dan da büyük destek görecekti. Gazneli Mahmut Hindistan’ı ele geçirdikten sonra, yanına giderek hazinesinin başına geçti. Hindistan’dayken İbn-i Sina ile mektuplaştı. Burada Hind dili üzerine eşsiz çalışmalar yapacaktı.

Biruni Dünyanın Yarı Çapını Ölçtü

Harezm ile Cürcan arasında bulunan Oğuzlar bölgesinde dünyanın yarı çapını incelemek için hesaplamalar yapan Biruni, ilk başta sonuca ulaşamadı. Ancak Hindistan’da Gazneli Mahmut’un yardımlarıyla Nendene şehrinde bulunan bir kalede çalışmalarına devam edince, başarıya ulaştı.

Hindistan’da bulunduğu süre içinde Sankstritce öğrendi, Hint kültürü, ilmi, örf ve adetleri konusunda incelemelerde bulundu. Birçok alanda çalışmalar yapan biruni, Hindistan’da ayrıca matematik, astronomi, fizik, tabii ilimler ve coğrafya üzerinde çalışmalarda bulundu, tıp ve deneysel fizikle uğraştı. Arkasında 120’den fazla eser bırakan Biruni, 1051 yılında Gazne’de hayatını kaybetti.

Biruni Hangi Alanlarda Çalışmalar Yapmıştı?

Arapça, Farsça, İbranice, Rumca, Süryanice, Yunanca ve Çince arasında bulunduğu birçok dile vakıf olan büyük alim, matematik, astronomi, geometri, fizik, kimya, tıp, eczacılık, tarih, coğrafya, filoloji, etnoloji, jeoloji, dinler ve mezhepler tarihi üzerine araştırmalar yapmış ve otuz kadar önemli eseri insanlığın ortak hafızasına armağan etmişti. Çalışmalarına biraz daha yakından bakarsak, yaşadığı çağa adını vermiş olmasında şaşılacak bir şey olmadığını göreceğiz. İşte Biruni’nin çalışmaları;

Matematik : Trigonometriyi astronomiden ayırıp, yeni kavramlarla zenginleştirerek bağımsız bir ilim haline getirdi. Descartes’e dayandırılan fonksiyonlar fikrini, ilk kez gündeme getirdi. Tahdit adlı eserinde ceyb-i külliyi (sinüs) 60’tan başlattığı halde Karun-ı Mes’udi adlı eserinde sinüsü 1’den başlatarak, yüzyıllar sonra ancak gündeme getirilebilen trigonometrik fonksiyonların sayı olduğuna işaret etti. Trigonometriye sinüs, kosinüs, sekant, kosecant ve kotenjant fonksiyonlarını ekledi. 1 derecenin sinüsünü 18 ondalığa kadar, pi sayısını ise 12 ondalığa kadar doğru bir şekilde hesapladı. Hint-Arap rakamlarıyla ve bir açının üç eşit kısma bölünmesiyle uğraştı. Bir sayının devamlı olarak iki katını almak için yeni bir metot geliştirdi.

Astronomi : Uzmanlık alanı astronomi olan Biruni, dünyanın düz olmayacağını, aksine yuvarlak olduğunu delillerle başarmıştı. Kuzeydeki Bulgar’la (Bulgaristan), Güneydeki Aden’i karşılaştırarak bu iki bölgede güneşin doğuşuyla batışı arasında iki saatlik bir fark olduğunu ortaya koydu. ‘’Dünyanın enlemi boyunca çizilen bir çizgi düz de, içbükey de olamaz. Çünkü Kuzeye giden gözlemciye, yıldızlar az görüneceği yerde aksine artmaktadır. Bu, meridyenin dışbükey olduğunu göstermektedir. Bu enlem için de geçerlidir, boylam içinde.’’ Diyerek Dünya’nın yuvarlak olduğunu ortaya koydu. Bu yuvarlaklığı dağların bozamayacağını savundu. Dünya’nın yuvarlak olduğunu ortaya koyarken, ayrıca dünyanın Ay’a vuran gölgesini de kullanmıştı.

Dünyanı çapını ve çevresini ölçtü. Üstelik bunu yaparken, neredeyse günümüz teknolojisi ile ulaşılabilen sonuçların aynısına ulaşmayı başarmıştı. Bugün 6 bin 338,9 km olarak tespit edilen Dünya’nın yarıçapını, 6 bin 338,8 km olarak hesaplamıştı. Çok az farkla bu hesabı yapmasından dolayı ölçüm yaparken koyduğu kural esas kabul edildi ve ‘’Biruni Kuralı ‘’ adıyla anıldı.

Biruni ayrıca Güneş’in batış anındaki eğimini ölçtü, yıldızların hareketlerini gösteren küreler hakkında eserler yazdı. Gazne Sultanı Mesud’a astronomi tabloları hazırladı.

Coğrafya : Batlamyus ve Ceyhani gibi bilim adamlarını karşılaştırarak bir dünya coğrafyası yazmaya çalıştı. Bazı coğrafi bölgelerin enlem ve boylamlarını tespit etti. Ancak bu hesaplamaları Harzem’de kayboldu. Güney Asya’daki sanayi, porselen ve çinicilikten; deniz, altın gibi madenlerin imalatından, çay ve bambu üretiminden bahseden eserler kaleme aldı.

Güney Doğu Asya ve ürünlerinin yanı sıra Malay ve Cava adalarında kullanılan paralar, ölçü birimleri ve dilleri hakkında bilgiler aktardı. Eserlerinde Ümit Burnu’nun varlığından bahseden Biruni, Kuzey Asya ve Kuzey Avrupa hakkında geniş bilgi sahibiydi. Amerika kıtasının ve Japonya’nın varlığından ilk defa söz eden de yine Biruni oldu.

Fizik : Newton’dan asırlar önceyerçekiminin varlığından bahsetti. Dünya döndüğü halde dünya üzerindekilerin etrafa saçılmamasını, ‘’merkezde bir çekim olabileceği’’ teorisine bağladı. On sekiz kadar maddenin özgül ağırlığının yakın bir şekilde hesapladı. Birleşik kapları, hidrostatik prensibinden faydalanarak da kaynak suları ile artezyen kuyularının çalışmalarını açıkladı.

Optikle de ilgilenen Biruni, ışınların görülen cisimden yansıdığını ve göze doğru geldiğini savundu. Işığın da bir hızı olduğundan bahsederek, bunun sesten daha fazla olabileceğinden bahsetti.

Jeoloji : Bugünden yaklaşık on asır önce karaların kuzeye doğru kaydığı fikrini ortaya attı. Ebu Sehl ile birlikte Dünya’nın hareketi ve kara parçaları hakkında eserler kaleme aldı. Bugünkü Arabistan çölünün, denizin çekilmesiyle meydana geldiğini savundu, delil olarak da burada bulduğu taş ve fosilleri gösterdi. İndus Vadisi’nin de alüvyonlarla dolmuş eski bir deniz havzası olduğunu kaydetti.

Botanik : Geometriyi botanik ilmine uygulayan Biruni, bitki ve hayvanlarda üreme konularıyla ilgilendi. Çiçeklerin yapraklarının sayılarını inceledi ve ‘’çiçek yapraklarının 3,4,5,6 yahut 18 olabileceğini; ancak asla 7 ve 9 olamayacağı’’ gibi ilginç teoremler ortaya attı.

Tarih : Kendinden önceki tarihçilerden farklı metotlar kullandı ve Gazneli Mahmut, Sebüktekin ve Harzem’in tarihlerini kaleme aldı. Orta Asya’daki Türk kavimleri, Hint ve İran kültür ve tarihleriyle ilgili bilgiler aktardı. Tarihi olayları, sebep ve benzerliklerine dikkat çekerek objektif bir şekilde inceledi. Kronolojik esaslarla olayların tarihini kontrol etti, doğruluğunu teyit etti. Bilgilerini de ya yazılı kaynaklara ya da şahitlere dayandırdı.

Çalışmalarının çoğu dinler tarihi üzerine olan Biruni, mukayeseli dinler tarihinin temelini attı. Eserlerinde Hinduizm, Budizm, Zerdüştlük, Maniheizm, Sabilik, Eki Yunan Dinleri, Yahudilik, Samirilik, Hristiyanlık ve İslamiyet üzerine bilgiler verdi.

Biruni’nin Eserleri Nelerdir ?

Yüz kırk ile yüz seksen arasında eser yazdığı tahmin edilen Biruni’nin kitaplarından ne yazık ki sadece otuz ikisi günümüze ulaşmayı başardı. Eserlerinin toplamda on üç bin sayfayı geçtiği tahmin ediliyor. Şimdi de günümüze kadar gelen eserlerinden bazılarına göz atalım:

El Asar’ıl Ani- Kurun’il- Haliye : Arapça olan ve Curcan emiri Kabus bin Vsmgir’e ithaf ettiği eserinde eski milletlerden kronolojik bilgiler verdi, astronomiden bahsetti. Eser bugün Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde bulunuyor.

El Kanun’ül Mesudi : Biruni, en büyük eseri olan bu kitabını Sultan Mesud’a ithaf etti. Astronomi- astroloji ansiklopedisi türündeki eser, kronoloji, astronomik coğrafya, jeodezi, meteoroloji konusunda birçok yenilik ve buluşu içermekte. Bu eser bugün İstanbul Veliyyeddin Efendi Askeri Müzesi ve konya Yusuf Ağa Kütüphanelerinde bulunuyor.

Kitab’ül Tahkik Mali’l Hind : 1030’da tamamladığı Hint kültürü, coğrafyası ve tarihi hakkındaki kitabı. Eserini Hindistan’ı 40 yıl gezdikten sonra kaleme almıştır.

Tahdid-ü Nihayat-i Emakın Li Tashih-i Mesafeti’l Mesakın : Biruni bu eserinde şehirler arasındaki enlem ve boylamları bulma, kıbleyi tayin etme ile ilgili bilgilerin yanında, tarihi, coğrafi, astronomiki astrolojik, jeolojik bilgilere de yer verdi. Eser İstanbul kütüphanesinde bulunuyor.

Kitab-ül Cemahır Fi Ma’rifeti Cevahir : Sultan Mesud’un oğlu Mevdud’a ithaf ettiği bu eserinde psikoloji, fizyoloji, sosyoloji, tıp, tarih, ahlak, fıkıhla ilgili bilgilere yer verdi. Ayrıca mineraloji, madencilik, fizik, kimya, tıp, tarih, etnoloji gibi enteresan konuları işlemekle kalmamış, yirmi üç katı cismin ve altı sıvının özgül ağırlıklarını günümüzdeki değerlerine çok yakın bir şekilde tespit etmiştir.

Kitab’üs-Saydale Fi’t-Tıb : Biruni, üzerinde uzun yıllar çalıştığı ve 80 yaşında tamamladığı bu eserinde tıp ve eczacılıkla ilgili bilgiler verdi. İlcaların ve şifalı otların isimlerini Arapça, Farsça, Türkçe, Harzemce, Süryanice ve Sanskritçe kaydetti. Eser, 1930’da Bursa’nın Kurşunlu Cami Kütüphanesinde bulundu.

Kitabı-ı İstihrac El Evtar Fi’d-Dare Bi Kavsil Hatt’il Müntani-il Vakı Fiha : Biruni, bu eserinde çember yaylarıyla kirişlerden bahsetmiş, yeni teoriler ve problemler ortaya koymuş, çözümlerini göstermişti.

Kitab’ül- İstab Fi Sanat’il-Usturlab : Usturlabın (Yıldızların Dünya’ya olan uzaklığını ölçmeye yaraan alet) şekli ve çalışması hakkında uzun bilgi verdiği bu kitabın el yazma bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunuyor.

Kitab’ül-Tefhim Evalli Sınaat’it-Tencim : Soru-cevap şeklinde yazdığı ve 1209 yılında tamamladığı yıldızlar hakkındaki eserinin Arapçasını Harzem emirlerinden Ebu-l Hasan Ali’ye ithaf etti. Kitabın Farsça bir nüshası Nuruosmaniye Kütüphanesi’nde bulunuyor.

Çalışmaları ile Batı dünyasına ilham kaynağı olan Biruni, bilimsel çalışmalarından hurafeleri ayıklamaya çalışması ve bu tür boş inançlara prim vermemesiyle de, Orta Çağ bilgini olmaktan ziyade bir Yeni Çağ bilgini olarak kabul edildi. Özellikle Kitabü’l Camahir fi Marifeti’l Cevahir (Cevherlerin Özellikleri Üstüne) isimli eserinde, doğa olaylarını açıklamak için kullanılan klasik hurafeleri eleştirerek, İslam dünyasının daha o çağlardan itibaren bilim be hurafe arasına net bir çizgi çekmiş olmasının en güzel örneğini sergilemişti.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here