PAYLAŞ

Kahvaltı Gevreği Nedir ? Ne Zaman, Kim Tarafından ve Nerede Bulunmuştur ?

Kahvaltı masamızdaki içi çikolata ve şekerle dolu, cin ve kaplan resimleriyle bezenmiş rengarenk tahıl gevreği paketleri, aslında on dokuzuncu yüzyıl Amerika’sında umulmadık rakipler olan vejeteryenler, suyla tedavi fanatikleri ve Yedinci Gün Adventist Kilisesi arasında geçen tuhaf ve uzun soluklu bir mücadelenin umulmadık kalıntılarıdır.

Her şey  gitgide güçlenen, bedensel işlevleri düzene sokma takıntısıyla başladı. O zamanlar çoğu Amerikalı, domuz eti başta olmak üzere bol miktarda et ve çok az lifli besinden oluşan İngiliz tarzı pişmiş kahvaltıyla besleniyordu. Bu yüzden birçok kişi kabızlıktan ve sancılı mide rahatsızlıklarından muzdaripti.

Ancak 19, yüzyılda adet olduğu üzere bir şeyin ya çok iyi ya da çok kötü olduğu düşünülüyordu. Sağlıklı yiyecek devriminde ilk sözü Rahip Sylvester Graham ( 1794 – 1851) söyledi. Tıbbi eğitimden yoksun bir vejetaryen olan Graham, çarenin kepekli unda olduğuna kanaat getirmişti ve çok karlı Graham ekmeği ve Graham gevreği onun çabalarının ürünüydü. Vejetaryenlik ve ölçülü beslenme bir süre için çok rağbet gördü. Et yemenin sağlıksız olduğu ilan edildi. Nefsi olumsuz yönde tetiklemesi de cabasıydı. Kahve çaydan da zehir oldukları gerekçesiyle uzak durulması telkin ediliyordu. Yaygın kanaatin böyle olduğu bir ortamda, Graham’ın destekçilerinin tahıl temelli ‘’ sağlıklı alternatif besinler ‘’ arayışlarının halkın ortak yararına olduğunu açıklamaları çok uzun sürmedi. Kuşkusuz bazıları da bu süreçte nasıl sağlıklı kazançlar elde edebileceklerinin farkına varmıştı.

1858’te Doktor James Caleb Jackson ( 1811 – 1895) New York’taki başarısız bir suyla tedavi merkezini devraldı ve adını ‘’ hijyenik Evimiz Enstitüsü ‘’ diye değiştirdi. Hastalar rahatsız edici banyo seansları ve sert muamelelerle cezalandırıcı bir rejime tabi tutuluyor, çiftlik hayvanlarınınkine benzer bir şekilde çeşitli tahıllardan oluşan sınırlayıcı bir beslenme tarzına zorlanıyordu. Jackson, 1863’te ilk kahvaltılık tahıl gevreğini yarattı ve ona Granula adını verdi. Ancak bu pek de hazır yemeğe benzemiyordu; taş gibi sert parçacıkların çiğnenebilmesi için bir gece önceden süt içinde bekletilmesi gerekiyordu. Yine de Granula çok rağbet gördü ve Jackson’a Granula için yaptığı yatırımın on katı kazanç getirdi.

Bu arada Michigan Battle Creek’te Yedinci Gün Adventisti Kilisesi, Battle Creek  Sanitarium adlı bir sağlık enstitüsü işletiyordu. Burada beslenme reformundaki son gelişmeler uygulanıyordu. Fakat asıl gelişme John Harvey Kellogg ( 1852 – 1943) enstitünün başına getirildikten sonra gerçekleşti. Dokto Kellogg bu görev için özenle seçilmişti, zira tıbbi ve manevi eğitimi her aşamada Adventistler tarafından takip edilmişti. Yemek pişirmenin imkansız ve inancı gereği beslenmenin vejetarjen yiyecekleriyle sınırlı olduğu yatılı eğitimin ardından aç dolaşan genç adam pişirme gerektirmeyen hazır kahvaltılık tahıl gevreğinin gerekli olduğunu anladı. 1880’de küçük bisküviler şeklinde kızartılmış buğday, yulaf, mısır karışımı bir yiyecek hazırladı. Pervasızca Granola adını verdiği bu ürün bir anda gelen başarılar ülkesinde müthiş bir başarı elde etti.

Birkaç yıl sonra 1893’te Henry D. Perky ( 1843 – 1906) adındaki Denverli bir avukat hazımsızlığını tedavi etmek için tamamen farklı bir ürün icat ederek ona Kıyılmış Buğday adını verdi. Buğday iyice yumuşayıncaya kadar buharlanıyor, sonra oluklu merdaneler arasında sıkıştırılarak şeritler haline getirilip presleniyordu. Ardından Perky’nin ‘’ benim küçük tam buğday minderlerim ‘’ dediği bisküviler şeklinde kesiliyordu. Ne yazık ki işlem beklenen sonucu vermedi nemli bisküviler çabucak çürüdü. Bunun üzerine Kellogg hayal kırıklığına uğrayan mucidi ziyarete gitti ve Perky’ye hazırladığı gevrekler  için aldığın patentler karşılığında 100,000 dolar teklif etti. Fakat sonra kızıp teklifini geri çekti. Sonradan una pişman olacaktı, özellikle de görüşme sırasında Kellogg ürünlerinin uzun süre taze kalmasının sırrını yavaş ısıtma yöntemi olduğunu Perky’le paylaştığı için. Bu bilgiyi öğrenir öğrenmez Perky makinelerinin ayarlarını değiştirip Kıyılmış Buğday ürününü kuruttu, sonra da arkasına yaslanıp dolarların kasasını doldurmasını seyretti. Perky bu süreçte muazzam bir servete kavuştu. Kellogg doğal olarak onu kıskandı ve uzun süren deneylerden sonra pişirilip düzleştirilen buğdayın kurutulduğu bir yöntem keşfetti.

Kellogg’un Buğday Gevreği diye adlandırdığı ürün, çok geçmeden önemli bir itcari keşif haline geldi ama şifacı doktora yaramadı. Kellogg ticari zihniyete sahip değildi. Çoğunlukla sanatoryumuyla ilgileniyordu ve bir süre için hastaları Kellogg’un yegane müşterileri oldu.

Kahvaltı gevreği ülkedeki marketlere ilk sokan adam Charles William Post’tu ( 1854 – 1914). Tahıl gevreği işine fiziksel çöküntüye girmesine neden olan bir dizi başarısız iş girişiminden sonra atıldı. 1891’de Kellogg’un sanatoryumunda sağlığına kavuşmadı ama sağlıklı yiyeceklerin ve özellikle kahve alternatiflerinin potansiyel altın madenleri olduğunu anladı. Bunun sırf düşüncesi bile onu birazcık keyiflendirmiş olmalı. Sanatoryumdan ayrıldıktan sonra Battle Creek’te kendi sağlık entitüsünü açtı ve dört yıl içinde buğday ve şeker kamışı karışımından mamul bir sıcak içecek olan Postum’u geliştirdi. Satışla ilgili tüm becerilerini kullanan Post, bir reklam kampanyası başlattı ve ürünü başarılı oldu.

Kahvenin boşanma, gençlerde suça eğilim gibi sayısız fiziksel ve manevi illetlere yol açtığını iddia eden Post, bütün bunların ‘’ kanı daha kırmızı yapmayı ‘’ vaat eden Postum sayesinde bertaraf edilebileceğini söylüyordu. İki yıl sonra daha da başarılı bir ürüne imza attı. Üzüm Fındıkları adını verdiği ürün, başlangıçta pazarlandığı şekliyle tahıl içeceği olarak başarısız olmuştu ama kahvaltılık tahıl gevreği olarak yeniden markalandırılıp pazarlanınca en çok satılan ürünler arasına girdi. Ürün, Post’un üzüm şekeri diye nitelendirdiği nişasta şekeriyle tatlandırılmıştı ve fındık tadını andırıyordu. Post yılda bir milyon dolardan fazla kazanır hale gelmişti. Bu rakam bugün bile yüksek bir meblağ ama o günlerde büyük bir servet demekti.

J. H. Kellogg’un küçük erkek kardeşi ve sanatoryumdaki ofis asistanı Wllie Keith ( 1860 – 1951) ürünü biraz daha geliştirip mısır gevreği fikrini buldu. Sonunda iki Kellogg, kardeşin arası açıldı ve 1906’da W. K. ( imzası tescilli marka olarak bugün tüm tahıl gevreği paketlerinin üzerinde bulunuyor) kızartılmış mısır gevreği ile Kellogg’un kahvaltı yiyeceği imparatorluğunu kurdu. Şirketin başlangıçta Battle Creek Toasted Cornflake Compnay olan adı 1922’de Kellogg Company olarak değiştirildi ve ürettiği kahvaltılık gevrek dünyada en çok tüketilen ürünlerden biri haline geldi. Ürünü doğduğu ilk zamanlarda tahıl gevreği üreticiliğine soyunan yüzlerce girişimci sektöre akın etti ve bunların birçoğu işletmelerini kurmak için Battle Creek’in yolunu tuttu. Kısa bir süre sonra çoğu merdiven alt işletmeler olan otuz farklı tahıl gevreği şirketi bu küçük kasabaya üşüştü. Ve Amerikalılar, her biri tüm rahatsızlıklarına deva olmayı vaat eden onlarca tahıl gevreği seçeneğine kavuştu.

Bununla birlikte her ne kadar  kökeni sağlıklı yiyecek akımına dayansa da ham maddesi olan tahılların besin değeri dışında kahvaltı gevreğinin hiçbir özel besin değeri yoktur. Zaten bu yüzden artık pek çok arka ürünlerini yapay olarak ilave vitaminlerle güçlendirmektedir. Aslında, ürünün yoksun olduğu besin değeri, bu gevreklerle birlikte tüketilen süt sağlar.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here