Bağışıklık Sistemi Nedir ? Özellikleri ve Görevleri Nelerdir ?

Buraya kadar bedenimizi hayatta tutan, onun yaşamsal devamlılığı sağlayarak faaliyetlerini yerine getirmesine yardım eden sistemleri anlatmaya çalıştık. Son olarak bedenin bütün bunları yapabilmesi için gerekli olan, görevlerini tam ve eksiksiz yerine getirmesini sağlayıp onu koruyan bir sistemi anlatacağım size. Bağışıklık sisteminden bahsediyorum tabii ki.

Bağışıklık sistemi, timüs, dalak, karaciğer, kemik iliği, bademcikler ve lenf nodları gibi birçok organ ve dokuyu kadrosuna dahil eder. Bu güçlü kadro, vücudumuzu milyonlarca bakteri, mikrop, virüs, toksin ve parazite karşı korumakla görevlidir. Bağışıklık sistemini vücudumuzu koruyan bir ordu olarak ele alırsak, sistemin askerleri sırf savunma işleri için eğitilmiştir. Bu askerler hastalık üreten toksik yapılan hemen tanıyıp bütün sistemi seferber ederek bu zararlıların vücuttan uzaklaştırılması için uğraşır.

Bağışıklık sistemi, vücuda giren her yabancı maddeye aynı şekilde davranmaz. Bazı maddelere daha toleranslı ve hassas davranır. Bunu yaparken bu maddelerin vücutta oluşturdukları yük ve zararları göz önünde bulundurur. Vücuda giren zararlı maddelerin yük derecesi, o maddelerin cins, büyüklük, vücuttan atılma hızları ve vücuda giriş şekilleriyle belirlenir.

Yabancı Maddeyi Tespit Eden Vücut Ne Yapar ?

Vücudumuz yabancı yapılar tarafından istilaya uğradığında müthiş bir uyarı sistemi devreye girerek savunma sistemini haberci moleküller aracılığıyla uyarır. Bunun üzerine bağışıklık sistemi hemen savunma faaliyetlerini devreye sokar. Vücut yabancı maddelere karşı üç aşamalı bir koruma engeli oluşturur. Birinci engeli geçen ikincide ikinciyi geçen ise üçüncüde imha edilir. Birinci engel yüzey engelleri olarak adlandırılan deri, gözyaşı, solunum ve sindirim sistemi gibi doku ve organlarımızdan oluşur. Flora bakterileri de birinci bölümde aktif görev alır. İkinci aşamada kemik iliği, timüs, lenf bezleri ve dalak gibi organize merkezlerde yer alan fagoist, makrofaj ve lenfositler gibi savunma hücreleri devreye girer. Üçüncü aşamada savunmayı oluşturan T lenfositleri ilk planda devreye girerken B lenfositleri de kazanılmış savunmayı oluşturmak için antikor üretimine başlar. Oluşturulan antikorlar antijenleri etkisiz hale getirir. Üçüncü savunma sistemi sonucunda oluşan kazanılmış bağışıklık hücreleri antikorlar, hafızalarına yabancıdan kayıt ederek daha sonraki karşılaşmalarında da devreye sokabilir.

Tanıma işleminin ardından yabancı yapıların yüzeyinde bulunan tanıtıcı proteinler, bu yapıların beden için dost mu yoksa düşman mı olduğunu belirler. Tanıyıcı ya da tanıtıcı yapılar çok önemlidir. Kanser hücrelerinin yayılması ve çoğalmasındaki en büyük etken, bu hücrelerin yüzeyinde tanıyıcı proteinlerin olmayışıdır. Bunu göremeyen savunma hücreleri karşılarında duran hücreyi tanıyamadıkları için ne yapacaklarını bilemezler. Kanser hücresi de pervasızca yayılarak vücudu istila eder.

Stres ve düzensiz beslenme gibi birçok etken bizim için büyük öneme sahip olan bağışıklık sistemimizi olumsuz etkiler. Bu gibi durumlarda halsiz, yorgun ve enfeksiyonlara yatkın oluruz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here