Bilinmedik Yönleriyle Florence Nightingale Kimdir ?

Florence Nightingale’e (1820-1910) günümüzde çoğu kimse ‘’şifa veren melek’’ ya da ‘’Lambalı Hanım’’ imajının daha karmaşık bir gerçeği gizlediği sezgisini taşır; yine de yaşamının yarısından fazlasını bir hemşire olarak değil,Mayfair şehrindeki dairesinde epeyce süre yatalak halde olmak üzere hastalıklı biri olarak geçirdiğini öğrenmek bir şok yaratır insanda.

Bu hastalığın tam niteliği bir hayli sprekülasyona konu olmuştur.Hastalığı boyunca görünüşü kurtarmak için elinden geleni yapan Florence Nightingale,çoğu zaman yatağa çekilmeden önce yıkanıp süslenir ve kesinlikle gerekiyse günde en fazla bir kişi olmak üzere ziyaretçisiyle görüşmek için hazır beklerdi.Ama çılgınca bir meşguliyeti sürdürmekten de geri durmazdı.Mesaiye sabah saat beşte başlayarak,sürekli yanında bulundurduğu kalem ve kağıtlarla kitaplarını,makalelerini,aile fertlerine ve ünlü dostlarına göndereceği mektupları yazmaya koyulurdu.Ömrü boyunca 14,000’den fazla mektup yazdıysa da,en kişisel olanların birçoğuna ‘’özeldir,Yakınız’’ diye not düşerdi.Şimdi onunla özdeşleştirdiğimiz şeylerin çoğu (Modern hemşireliğin kuruluşu ve hijyen standartlarının yükseltilişi) Kırım’da kaldığı kısa sürenin değil,yatakta geçirdiği yılların ürünüydü.Ölümünden sonraki yüzyılda biyografi yazarları ve tarihçiler ona hastalık numarası yapma,başkalarından yararlanmak amacıyla stratejik bir yatalaklık uydurma,hastalık hastası olma ve hatta nevrozlu lezbiyenlik gibi çeşitli suçlamalar yönelttiler.Daha merhametli bir tutum takınarak,geriye dönük bi incelemeyle ona travma sonrası stres bozukluğu,manik depresyon,şizofreni ve kronik yorgunluk sendromu teşhisi koyanlar da çıktı.

florence nightingale kimdir

Bütün tıbbi bulgular onun adamakıllı hasta olduğuna işaret etmektedir.Gösterdiği fiziksel belirtiler şimdi brusella olarak bildiğimiz (ve o dönemde Kırım ya da Akdeniz humması olarak bilinen) bakteriyel enfeksiyonla tutarlıdır;bunu muhtemelen savaş sırasında askeri hastanede çalışırken pastörize edilmemiş sür içmesinden dolayı kaptı.Brusella tedavi edilmediği zaman Florence Nightingale’in sonraki yıllarında karşılaştığı durumlara den düşen uzun süreli sağlık sorunlarına yol açar.Sağlığı 1861’den 1868’e kadar özellikle kötüleşti ve odadan odaya başkalarınca taşınmak zorunda kaldı.Belirtilerine ilişkin kendi tanımlamaları kısa olmakla birlikte aydınlatıcıdır.1863’te ‘’beyinde aşırı basınç’’tan yakındı,1865’te ‘’omurga ve sağ dirsek romatizması’’ından söz etti ve aynı yıl’’büyük çağlı soluksuz kalma’’ sıkıntısı yaşadı.Derken 1866’da ‘’akciğer spazmları’’ ortaya çıktı,1867’e doğru ‘’otuz gramlık bir şeyi kaldıramayacak kadar takatsiz’’ düştü ve 1868’de ‘’kafasının tepesi uçurulmuş gibi bir his’’ duymaya başladı.1879’da ’’hızlı çarpıntılar’’ ve ‘’doksan saat uykusuz kalma’’ şikayetlerini dile getirdi.

Bu fizyolojik belirtiler hiç kuşkusuz sahici olmakla beraber,güçlü bir psikolojik bileşeni maskelemekteydi.Çalışma konusundaki zorlamalı tutumu ve dünyadan saklanma arzusu,derin kökleri çocukluğuna kadar inen bir iç çalkantının dışa dönük ifadesiydi.Anlaşıldığı kadarıyla Florence’ın ilk yılları mutlu ve dengeliydi.Anne babası nazik ve müşfikti.Derbyshire,Hampshire ve Lonra’da evleri bulunan ailenin hali vakti yerindeydi.Büyüdüğü aile yuvası ilahiyatçıları,sosyal reformcuları,tarihçileri ve sanatçıları barındırdan canlı bir entelektüel sahnenin parçası gibiydi.Üniteran mezhebine bağlı Nightingale çifti lütufkâr bir Tek tanrının yanı sıra bilim ve ilerlemeye de inanan liberal Hristiyandı.Willliam Nightingale küçük kızına doğduğu Floransa kentinden dolayı Florence adını vermiş ve böylece o zaman kadar oğlanlara takılan bu adın kızlar için de rağbet görmesine öncülük etmiştir.Bir yıl önce Napoli’de doğan abla da nüfusa kentin Yunanca adıyla Parthenope olarak geçirildi;bu isim (en azından şimdiye kadar) aynı ölçüde revaç bulmuş değildir.William iki kızının eğitimini bizzat üstlendi.Florence’ın akademik yönüyle müstesna olduğu daha baştan belliydi;dil,sanat ve bilim derslerinde çok parlaktı.Ancak bu durum yaşamında sürekli bir gerginlik kaynağı olacaktı.Ömrünün büyük bir bölümünde bulunduğu her ortamda açık ara sivrilen bir kişiydi ve bunun da bilincindeydi.

Pretestan Kadın Diyakozlar Enstitüsü’nden üç aylık temel bir hemşirelik kursu almak üzere 1851’de Almanya’daki Kaiserswerth Hastanesi’ne gitti.Bu kurs gözünü açtı;’’orada hemşirelik sıfırdı,hiyyen korkunçtu’’ diye yazacaktıdaha sonraları.’’Ama bu kadar yüce bir manevi havayı,bu kadar saf bir adanmışlığı daha önce hiç görmemiştim.İhmal diye bir şey yoktu.’’Kursun ardından bir süre Paris yakınındaki Merhamet Rahibelerinin yanında kaldı;ama eve dönüşünde yatağından pek kalkamadığı başka bir depresyona düştü.Aile doktoru anne babayı,ev ortamının dışına çıkmanın kızlarının ‘’asabiyet’’ine iyi geleceğine ikna etti ve böylece Florence 1853’te Londra’nın Harley Sokağı’ndaki Zor Durumdaki Hasta Hanımlara Yardım Kurumu’nun başına getirildi.Soho yakındaki bir kolera salgını büyük çaptaki hasta akınıyla başa çıkmada yerel hastanelere yardım ederken,yöneticilik ve baskı altında soğukkanlılığını koruma becerisi ilk kez sergilemesine olanak verdi.

florence nightingale hayatı

Britanya 1853 sonuna doğu Kırım sorununa bulaşarak,Rusya’ya karşı Osmanlı devletini desteklemek üzere Fransa’nın yanında yer aldı.Gazete haberleri İngiliz kamuoyunda Kırım yarımadasından İstanbul’daki Üsküdar’a nakledilen askerlere yönelik sağlık hizmetinin yetersiz standartları konusunda duyarlılık yarattı.Florence’ın yakın bir arkadaşı olan Sidney Herbert savaş bakanlığına atanınca,savaş alanına gönderilecek bir İngiliz hemşire kafilesine yöneticilik yapı yapmayacağını sordu.Kasım 1854’te otuz sekiz hemşireyle birlikte Kışla Hastanesi’ne varan Florence,burayı tepeden tırnağa yeniden düzenlemeye girişti.Temel ilkeleri taze hava,temizlik,iyi beslenme ve egzersizdi.Kargaşa ve pis koku ortasında hemşireler kusursuzca hizmet verdi ve kayıtlar askeri bir titizlikle tutuldu.Florence her akşam koğuşları gezip yedi kilometreye yakın yol giderek,yaralı aslerlerin evlerine mektup yazmalarına yardımcı olarak ve rahatlarının yerinde olup olmadığını yoklayarak doğrudan işin başında yer aldı.

Üsküdar’daki ilk birkaç ayı feci geçti.Hastanedeki ölüm oranı hızla yükseldi,hemşireler ve doktorlar bir hastalıklara yenik düştü.Ölüm oranı ancak kanalizasyon sisteminin elden geçirilmesi ve enfeksiyon kaynağının bertaraf edilmesiyle düşmeye başladı.

Bununla birlikte şahreti ve nüfusu sürekli arttı.Ailesindeki aksaklıklardan yalıtılmış bir halde tutulduğu Mayfair’deki yatağından,dünyanın her yanında sağlık,hijyen ve temizlik alanlarındaki gidişata yön verdi.Onun adına halktan toplanan 45 bin sterlin Lonra’daki St. Thomas Hastanesi’nde Nightingale Hemşirelik Okulu’nun kurulması için kullanıldı.Kraliyet İstatistik Derneği’ne seçilen ilk kadın oldu.Liyakay Nişanı alan ilk kadın olmasından kısa bir süre sonra,doksan yaşındayken uykuda öldü.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here