PAYLAŞ

Douglas Fairbanks Kimdir ? Hayatı ve Oynadığı Filmler Nelerdir ?

Sinemanın ilk büyük aksiyon kahramanı, seyircinin hala çocuk olduğu bir çağda onlara inanılmaz güzellikte masallar sunan, neşenin ve iyimserliğin hep gelip geleceğini vaat eden sanatçı. Ve Türkçede yıllar yılı geçerli olan ‘’Douglas bıyık ‘’ deyiminin sahibi.

Sessiz sinemanın en ünlü bir avuç aktörlerinden biri olan Douglas Fairbanks, Douglas Elton Ullman adıyla dünyaya geldi, ancak annesinin ikinci kocası Mousian Fairbanks’ın soyadını kullandı. Kısa boyuna karşın müthiş bir enerjisi ve kendini gösterme arzusu vardı. Daha 16 yaşında sahneye çıkması bununla açıklanabilir. Ünü bir tiyatro oyuncusu olduktan sonra, 1915’te,demek ki 32 yaşında ilk filmi çevirdi. Ertesi yıl bir düzineye yakın filmde rol alarak Amerika’nın bu yeni ve gözde sanat alanında varlığını ortaya koyacaktı. Yönetmen olarak ilk filmlerinde John Emerson, daha sonraları Allan Dwan’la iş birliği yapacaktı. Ama o dönemden başlayarak filmlerinin üzerinde söz sahibi olmayı seçecekti: senaryoya katılacak, yapımcılığı yüklenecek, bir türlü yerine getiremediği yönetmenlik tutkusunu filmlerine son biçimini vererek giderecekti.

Fairbanks, 1917-1919 arası Paramount’ta çalıştıktan sonra, tam o tarihte yeni evlendiği eşi, ünlü yıldız, o yıllarda ‘’ Amerika’nın Sevgilisi ‘’ diye anılan Mary Pickford’la birlikte bir film şirketi kurmaya karar verdi. Yönetmen D.W. Griffith ve oyuncu Charlie Chaplin’i de alarak United Artists adlı şirketi kurdular. Fairbanks, o  tarihten başlayarak tüm filmlerini kendi firmasına çekti. Emerson ve Dwan’a eklenen Victor Fleming, Raoul Walsh, Edmond Goulding, Albert Parker gibi yönetmenlerle çekilen ve Fairbanks’ın hep sıkı biçimde denetlediği bu filmler, 1920’de Fred Niblo yönetiminde çekilen The Mark of Zorro- Zorro’nun İşareti ile yeni bir dönemece girdi. Aksiyonla mizahın, serüvenle duygusallığın uygun dozda birbirine karıştığı bu filmde, tarihsel dekorlara ve kostümlere büyük özen gösterilmişti. Fairbanks ise akrobatik ve atletik yeteneklerini sonuna dek kullanarak son derece sevimli, baştan çıkarıcı bir kahramanı ustaca canlandırmıştı. Sonları, değişik dönemlerde Tyrone Power, Alain Delon, Antonio Banderas gibi oyuncuların yeniden hayat vereceği bir fantezi kişilik.

Zoro, Fairbanks’ın ideal oyuncu kimliğini saptamıştı. Ardından hep aynı tarz filmler geldi: Üç Silahşörler, Robin Hood, Bağdat Hırsızı, Zoro’nun oğlu, Kara Korsan, Demir Maskeli Adam. Özellikle bir Doğu masalından alınan ve usta yönetmen Raoul Walsh’ın inanılmaz bir canlılık ve fantezi havası kazandırdığı, sonradan müziklendirilmiş kopyası da yapılan Bağdat Hırsızı, sessiz dönemin başyapıtlarından biri ve Fairbanks’ın en ünlü filmi sayıldı. Sinemanın serüvenleri günümüze kadar gelen, her biri bir süre unutulsa da belli bir dönem sonunda yeniden ortaya çıkan bu ölümsüz kahramanları, tarihle fantezinin, gerçekle söylencenin birbirine karıştığı, kimileri gerçekten yaşanmış, kimileriyse ünlü yazarların hayal gücünden fırlamış bu kişilikler, beyazperdede ilk kez Fairbanks’ın kimliğinde canlandılar. 1920’lerin sinema seyircileri, bu kişilikleri ilk kez Douglas Fairbanks’la tanıdı. Onun atletik bedeni, yanık teni, beyaz dişleri, dayanılmaz tebessümü, dur durak bilmez enerjisi, ustaca kılıç kullanması, hep iyilerin yanında yer alıp onların davalarını savunması, o yılları aşıp beyazperdenin kimi temel kurallarıyla adeta ölümsüz bir uyum sağladı. Ve Fairbanks adı serüven ve aksiyon sinemasıyla adeta özdeşleşti. Bu arada, dönemin çok parlak yıldızı ‘’ Amerika’nın nişanlısı’’ Mary Pickford’la yaptığı (ve 15 yıla yakın süren ) evliliği de onun popülerliğini artırdı. Sanatçının kısa kesilmiş bıyıkları ise dünya çapında moda oldu ve bu bıyıklar bizde de uzun yıllar kullanılan, halk deyişiyle ‘’ daglıs bıyık’’ deyimi yarattı.

Sanatçının parlak dönemi, sesli sinemanın gelişiyle sona erdi. Aslında tiyatrodan geldiği için bir ses veya aksan sorunu yoktu. Ama yepyeni bir çağa uyamayacak kadar yaşlanmış hissediyordu kendisini. Belki 15 yılda, özellikle de tüm 20’ler boyunca öylesine aktif olmak onu yormuştu. İlk ve son kez Mary Pickford’la birlikte oynadıkları The Taming of the Shrew – Hırçın Kız, başarılı olmadı. Daha alçakgönüllü, artık atletik numaralar yapmadığı birkaç film çevirdi; Reaching the Moon, Around the World in 80 Munites, kimi kanallarımızda sık sık gösterilen, Mr. Robinson Crusoe. Son filminde ise, artık yaşlanmış bir kahraman tüm hüznünü perdeye yansıtmayı başardı. Özellikle son filmlerinde var olan o acılık ve hüzün duygusu, bu filmle doruğuna çıktı: Don juan’ın Özel Yaşamı.

Sonra, ölümüne dek, yeni eşi, İngiliz soylusu Lady Sylvia AShley’le sessiz biçimde yaşayacağı malikanesine çekildi. 1939 yılının Oscar törenlerinde Amerikan Sinema Sanatları Akademisi ona ‘’ sinema sanatının evrensel gelişimine olan eşsiz katkısı’’ nedeniyle bir özel Oscar heykelciği verdiğinde, Fairbanks artık yaşamıyordu. Ama dünya üzerindeki milyonlarca seyirciye filmleri aracılığıyla verdiği iyimserlik ve mutluluk mesajı, daha yıllarca yaşadı.

Ayrıca Fairbanks adını oğlu, sinema ve TV oyuncusu (( bir aralar Atatürk rolünü oyması da söz konusu olan ) Douglas Fairbanks Jr. (1909-1997) uzun yıllar boyu sürdürdü.

Douglas Fairbanks’ın Oynadığı Fimler

  • The Lamb – 1915
  • The Good Bad Man – 1916
  • The Half Breed – 1916
  • Down to Earth – 1917
  • A Modern Musketeer – 1918
  • Arizona – 1918
  • His Majesty the American – 1919
  • The Mark of Zorro – Zorro’nun İşareti – 1920
  • The Three Musketeers – Üç Silahşörler – 1921
  • Robin Hood – 1921
  • The Thief og Baghdad – Bağdat Hırsızı – 1923
  • Don Q – Son Of Zorro – Zoro’nun Oğlu – 1925
  • The Black Pirate – Kara Korsan – 1926
  • The Iron Mask – Demir Maske – 1929
  • The Taming of the Shrew – Hırçın Kız – 1929
  • Robinson Crusoe – Bay Robinson Cruseoe – 1932
  • The Private Life of Don Juan – Don Juan’ın Özel Yaşamı – 1934

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here