Kılıç Ali Paşa Camii Nerede, Nasıl Gidilir ? Tarihi Hakkında Bilgiler

Luka Galani adındaki hevesli bir genç teoloji okumak ve papaz olmak için Napoli’ye doğru yola çıkar. Yolda Cezayirli korsan Ali Ahmet Reis gemiyi vurup bütün yolcuları esir alır. Luka Galani uzun yıllar Ali Ahmet Reis’in emrinde çalışır ve kendisini sevdirir. Derken Müslüman olup ustasının ismini alır ve korsan olur. Uluç , arap olmayan korsanlar için kullanılan bir sıfattı aslında. Turgut Reis’in korsan ekibinde görev yaptıktan sonra 2. Selim devrinde, 1571 yılında Kaptanı Derya oluverir. Uluç sıfatı da Kılıç olarak bir unvan halinde adının önüne ekleniverir. Her gece bakire bir cariye ile yattığı rivayet edilir. Hatta ölüm onu bir bakirenin koynunda yakalamış derler.

Esere gelince; Sinan’ın yaptığı son işlerden biri, hatta belki de son tasarımı oluşuyla önemli. Üstelik yakın bir zamanda kanıtlandığı gibi, ünlü yazar Cervantes’in yapı işçisi olarak inşaatında çalıştığı bir cami olması da ona ayrı bir değer katıyor. Bu hikayeyi Rasih Nuri İleri’ye borçluyuz. Caminin inşa defterinde gördüğü Miguel de Saavedra Cervantes ismi ilgisini çekmiş ve araştırmış. 1570 yılında Haçlı ordusuna katılan Cervantes, sakatlandığı için ülkesine dönmekteyken Osmanlılara esir düşmüş. Cervantes bu dönemde Kılıç Ali Paşa’nın köleleri arasındayken bilinmeyen nedenle serbest kalıp ülkesine dönmüş. Acaba yaşlı Sinan bu adamın iyi bir romancı olacağını anlayıp onu azat etmiş olabilir mi? Yoksa kendi hikayesiyle benzerliğinden etkilenerek Kılıç Ali Paşa mı onu özgür bırakmış? Belki de sol elindeki sakatlığı ilerlediği için, kim bilir ?

Koy, zamanla doldurulduğu için maalesef tıpkı Nusretiye Kasrı gibi bunun da denizle ilişkisi kesilmiş. Oysa kaptanıderya için yapılmış bir caminin her zaman suyun kaprisli aynasından yansıması gerekmez miydi ? Diğerlerini bilmem ama bu nefes kesici eser suya nasıl da yakışırdı oysa.

Gerçek olmadığıni bilerek bir de şu hikayeyi bir dinleyin: Kılıç Ali Paşa, sık sık Sinan’ı ziyaret eder ve Ayasofya’ya olan hayranlığını dile getirir, ‘’ Bana da böyle camii yapsana,’’ diye rica eder dururmuş. Sinan’da ‘’ Paran olunca gel ‘’ diye cevap verirmiş. Günün birinde Paşa elinde bir miktar parayla gelmiş ve Sinan bu paranın, gerekenin ancak beşte biri olduğunu görmüş ama Paşa’yı kırmak istememiş ve Ayasofya’nın beşte biri ölçeğinde aynı tasarımda bir camii yapmış. Sürekli anlatılan bu masalın gerçek payı, Kılıç Ali Paşa Camii’nin bir Ayasofya maketi olduğudur. Sinan ölmeden önce, manevi ustası İsidorus’a teşekkür etmek için böyle bir şey yapmış olabilir mi ? Yoksa gerçekten Kılıç Ali Paşa mı böyle bir talepte bulunmuştu ?

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here