PAYLAŞ

Penisilin İcadı : Penisilin Nedir ? Ne Zaman Ve Kim Tarafından Bulunmuştur ?

Penisilin büyük olasılıkla tüm zamanların en ünlü tesadüfi buluşudur. Öyküsü kuşaklar boyunca okul çocukları tarafından öğrenilmiş ve anlatılmıştır ama dikkatinizden kaçmış olabileceği ihtimaline karşı burada tekrar anlatalım.

Alexander Fleming ( 1881-1955 ) bir İngiliz botanikçi, ilaç bilimci ve biyologdur. Londra’da bir nakliyat şirketinde dört yıl çalışan Fleming, amcasından kalan miras sayesinde işten ayrılıp 1903’te Paddington’daki St. Mary’s Hastanesi Tıp Okulu’na kaydoldu. Yirmi bir yaşındaki Fleming’in bilime veya tıbba özel bir ilgisi yoktu. Doktor olan ağabeyi, kardeşini parasını akıllıca kullanması ve profesyonel bir kariyer edinmek için eğitim alması konusunda uyardı. Fleming 1906’da derecesini aldı ve okuldan üstün başarı belgesiyle mezun oldu. Tıp okulundayken St Mary’s atıcılık takımının önde gelen üyelerindendi ve takımda kalmasını isteyen kulüp kaptanı onu tıp okulunun araştırma bölümüne tavsiye etti. Orada, immünoloji ve aşı araştırmaları alanında bir öncü olan Sör Almroth Wright’ın asistanı oldu. 1914’te savaş çıkınca Fleming orduya katıldı ve Kraliyet Ordusu Sıhhiye Birliği’nin komutanı oldu. Bu dönemde dünya, savaşın her iki tarafında yeni otomatik silahların, topçu ateşinin ve hardal gazının kurbanı olan askerlerle ilgili haberler okuyordu.

Fakat genç sahra hekimi modern savaş silahlarından çok daha tehlikeli bir şey fark etti. Fleming, ölümlerin çoğunun batı cephesindeki sahra hastanelerinde tedavi edilen küçük yaraların neden olduğu enfeksiyondan kaynaklandığını fark etti. O zamanlar açık yaralar için en yaygın tıbbi müdahele şekli açık yaraları ucuz antiseptiklerin bolca sürülmesiydi ve Fleming bu uygulamanın yaraları hiç tedavi etmemekten muhtemelen daha tehlikeli olduğunu anlamıştı. Modern tıbbın verimsizliğini kabullenmeye istekli değildi ve kariyerini enfeksiyonları anlamaya ve onlarla mücadeleye adamaya karar verdi. ‘’ Ölümcül ‘’ dediği antiseptikten daha güvenli bir tedavi bulmak öncelikli amacıydı. Savaştan sonra St. Mary’s  Hastanesi’ne döndü ve Sör Almroth Wright’ın teşvikiyle antiseptikler ve istenmeyen yan etkileri üzerine eğitim gördü. 1923’te insan mukusundaki lizozom enzimini tespit ederek büyük bir keşfe imza attı. Fleming, bu kendiliğinden oluşan doğal ajanın insan bağışıklık sistemini belli bakterilere karşı nasıl koruduğunu gözlemledi.

Alexander Fleming 1928’de bir araştırma ekibinin başında kentsel bölgelerde hastalık yayan yaygın bakterileri inceliyordu. Londra Üniversitesi’nde Bakteriyoloji Bölümü profesörü olan Fleming’in örnek bir kişilik olması beklenebilirdi ama aslında tıp dünyasını değiştiren, bulaşıcı hastalıklara karşı insan çabalarını modern hale getiren ve milyonlarca hayat kurtaran şey, onun dağınıklığı oldu. Profesör, o yılın ağustos ayında ailesiyle tatile çıktı ve petri tabakları da dahil tüm araç gereçlerini dağınık laboratuvarında bir köşeye attı. Fleming 3 eylül günü tatilden döndü ve araç gereçlerini yerleştirirken tatile gitmeden önce onları iyi temizlemediğini fark etti. Bunun sonucunda numunelerinden birine mantar bulaştığını ve numunenin çevresindeki bakterilerin hemen imha olduğunu gözlemledi. Onu atmadan önce eski asistanı Merlin Price’a gösterdi ve Price ona ‘’ Lizozomu da böyle bulmuştun,’’ diye hatırlattı. Takip eden haftalarda Fleming küfle deneyler yapmaya başladı ve çoğu bulaşıcı hastalığa yol açan birçok bakteriyi doğal olarak öldürebilecek bir maddeyi kolayca üretebileceğini keşfetti. Fleming o günleri hatırlarken şöyle diyordu: ‘’ 28 Eylül 1928’de gün doğumundan hemen sonra uyandığımda elbette dünyanın ilk antibiyotiğini ya da bakteri öldürücünü keşfederek tıpta devrim yaratmayı planlamıyordum. Ama sanırım yaptığım tam olarak buydu.’’

Fleming keşfini penisilyum ( çürük küfü ) familyasının bir parçası olarak tanımladı ve ona aylarca küf salgısı dedikten sonra 7 Mart 1929’da yayınladığı raporla ‘’ penisilin ‘’ tanımını yaptı. Ernst Chain ( 1906-1979) adlı bir Nazi mülteci ile Avustralyalı Howard Florey ( 1898-1968 ), Fleming’in bulduğu penisilini daha da geliştirerek etkisini kısa sürede gösteren bir ilaç üretti. Ancak tedarik sınırlıydı ve ilaç pahalıydı. 1940’da İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Amerikan ilaç şirketleri penisilini seri üretinceye kadar beklemeleri gerekecekti. Alexander Fleming bu tesadüfi buluşuyla uluslararası bir üne kavuştu ve 1943’te Kraliyet Cemiyeti üyeliğine seçildi. 1944’te tıbba hizmetlerinden dolayı şövalye ünvanını aldı ve 1945’te Nobel İlaç Ödülü’nü Florey ve Chain ile paylaştı. Hayatı değiştiren keşfi gerçekleştirdiği laboratuvar, Londra Paddington’daki St. Mary’s Hastanesi’nde Alexander Fleming Laboratuvarı Müzesi olarak muhafaza ediliyor.

Alexander Fleming ile savaş döneminin cesur İngiliz başbakanı Winston Churchill arasında bağlantı kuran müthiş bir öykü var. Bu arada, öykünün doğru olduğuna inanmadığımı belirtmek isterim. Fakat yine de bir öykü ve aşağı yukarı şöyle;

Hugh Fleming ( 1816-1888 ) ailesine yiyecek ve giyecek temin etmek için tarlada çalışan yoksul bir İskoç çiftçiydi, ama onlara daha iyi bir gelecek ve kendi çileli hayatından daha iyi bir hayat sağlamayı hayal ediyordu. Bir sabah yakındaki bir tarladan yardım çığlıkları duydu ve elindekileri bırakıp sesin geldiği yöne doğru koşmaya başladı. Bir İskoç bataklığında beline kadar çamura gömülmüş ve gitgide dibe batan dehşet içinde bir çocukla karşılaştı. Kendi güvenliğini hiçe sayan Fleming doğruca bataklığa girdi ve çocuğu çekerek kesin bir ölümden kurtardı.

Ertesi gün büyükçe bir araba mütavazi çiftlik evinin önünde durdu ve inen soylu bir lord çiftçiyi selamladı. Fleming’in kurtardığı çocuğun babası olduğunu söyledi ve ne kadar minnettar olduğunu göstermek için ona ısrarla ödül vermek istedi. Fakat Fleming kim olsa aynı şeyi yapardı, deyip teklifi geri çevirdi. Bu noktada çiftçinin oğlu da babasının yanına geldi. Soylu adam, ‘’ Bu senin çocuğun mu? ‘’ diye sordu. Fleming gururlu bir ifadeyle doğruladı. Lord, ‘’ O halde sana bir söz vereceğim,’’ dedi. ‘’ Çocuğun paranın satın alabileceği en iyi eğitimi alması için masraflarını karşılayacağım. Eğer babası gibiyse büyüdüğünde ikimizin de gurur duyacağı bir adam olacaktır’’

Oğlunun bu yoksul hayattan kurtulması için bir şans olduğunu düşünen çiftçi bu teklifi kabul etti ve sonra çocuk en iyi şekilde eğitim alıp, Londra’daki St. Mary’s Hastanesi Tıp Okulu’ndan mezun oldu. Sonraları tıbba katkılarından dolayı şövalyelik ünvanı aldı ve penisilini icat eden adam olarak Sör Alexander Fleming diye anılmaya başlandı. Birkaç yıl sonra soylu adamın oğlu ağır bir zatürreye yakalandı. Onun hayatını kurtaran ve böylece Lord Randolph Churchill’in hayırseverliğini geri ödeyen iey, çiftçinin oğlunun bulduğu penisilindi. Oğlu, bataklıktan çekilip alınan ve Fleming ailesi tarafından ikinci kez hayatı kurtarılan, Sör Winston Churchill’di.

Bu, çok yaygın bir öyküdür ve uzun yıllardır anlatılır. Ne yazık ki görünüşe göre bu öykü gerçek değildir ve Fleming bizzat kendi kitabı Penicillin Man – Alexander Fleming and the Antibiotic Revolution ( Penisilin Adam- Alexander Flemin ve Antibiyotik Devrimi ) öyküyü ‘’ harika bir masal ‘’ diyerek reddetmiştir. Churchill’in 27 Haziran 1946’da, penisiline dirençli olduğu anlaşılan bir stafilokoksik enfeksiyonla ilgili olarak Sör Alexander Fleming’e danuştığı biliniyor. Ancak genç bir Churchill’in İskoçya’da boğulmaktan kurtulduğuna ya da Lord Randolph Churchill’in Fleming’in eğitim giderlerini karşıladığına dair hiçbir kayıt mevcut değil. Ama yine de kim bilir ?

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here