PAYLAŞ

Felsefeye Göre Akılcılık ( Rasyonalizm ) Nedir? Filozofların Akılcılık Hakkında Görüşleri Nelerdir?

Akılcılara ( rasyonalist ) göre bizim duyuma indirgenemeyecek birçok bilgimiz vardır. Kant, insan bilgisinin deneyimle başladığını, ama tüm bilgilerimizin deneyimle ilerlemediğini, insan zihninde deneyime indirgenemeyecek, sadece akıldan gelen bilginin olduğunun savunur. Örneğin, ‘’ 25’in karekökü nedir?’’ sorusunu duyuma değil, akla dayanarak buluruz.

Şunu belirtmek gerekir ki, bilginin kaynağı konusunda tüm akılcı filozoflar aynı görüşü savunmaz. Örneğin, Sokrates ve Platon gibi akılcılar tüm bilginin doğuştan insan aklında var olduğunu savunurken, Kant gibi akılcılar tüm bilginin deneyimle başladığını ama bazılarının akılla türetildiğini ileri sürer.

Akılcılık aşağıdaki üç görüşten en az birini, her ikisini veya üçünü kabul eder:

  1. Sezgi/tümdengelim tezi : Akılcı düşünürler, bazı bilgilerimizi herhangi bir deneyim olmaksızın bir tür iç-görü olan akılsal sezgi yardımıyla elde ettiğimizi, bu bilgiye dayanarak tümdengelim yoluyla yeni bilgiler türettiğimizi savunur.
  2. Doğuştan bilgi tezi : Bazı bilgilerimiz, örneğin, mantık ve matematik bilgisi, insan zihninde doğuştan vardır.
  3. Doğuştan kavram tezi : Bazı kavramlar, örneğin Tanrı, sonsuzluk, mükemmellik, adalet gibi insan zihninde doğuştan bulunurlar.

Akılcı düşünürlerin çoğu tümdengelimi akıl yürütmenin, düşünmenin ve bilgi üretiminin bir kaynağı olarak görür. Bilindiği gibi tümdengelim ve tümevarım bilimsel bilgi üretiminde iki genel akıl yürütme yöntemidir. Ne var ki, her iki akıl yürütme konusunda ciddi felsefi tartışma ve itirazlar vardır. Tümdengelim akılcı felsefenin temel bilgi yöntemi olduğu için ona ilişkin açıklamaları sırası gelmişken burada vermek gerekir.

Tümdengelim : bir akıl yürütme yolu olarak tümdengelim, genel ifadelerden özel durumlara ilişkin çıkarım yapmaktır. Öncül adı verilen önermelere dayanarak sonuç adı verilen bir önermenin bilgisine ulaşılır.

Tümdengelimsel bir akıl yürütmenin geçerli olabilmesi için belli kuralların sağlanmış olması gerekir. Bu kuralların neler olduğunu mantık bilimi araştırır. Burada biz bu konuya girmeyeceğiz. Sadece, tümdengelimsel akıl yürütme ile ilgili yaygın bir eleştiriyi dile getirmekle yetineceğiz. Bu eleştiri de, tümdengelimin aslında yeni bir bilgi vermediği, sadece bilinen bir bilgiyi tekrar ettiği iddiasıdır. Felsefe tarihinde bu görüşü ilk kez açıkça dile getiren, aslında kendisi de bir akılcı olan Descartes olmuştur. Descartes, Metot Üzerine Konuşma adlı eserinde bu konuda şöyle diyor:

‘’Gençliğimde felsefe disiplinleri arasında mantığı, matematik bilimler arasında da geometricilerin analizi ile cebiri biraz incelemiştim. Bunlar, tasarımın gerçekleşmesinde işime yarayabilecek üç sanat ya da bilimdi. Ama, yakından inceleyince gördüm ki, kıyasları ( syllogismes ) ve daha bir sürü kurallarıyla mantık, yeni bir şey öğrenmekten çok, bilinen şeyleri başkalarına açıklamak ya da Lullus’un sanatı gibi, bilinmeyen şeyler hakkında bilgi verecek yerde, muhakeme yürütmeksizin söz söylemekten başka bir işe yaramıyor.’’

Gerçekten de tümdengelim yeni bir bilgi vermez mi? Yukarıda Sokrates örneğini yeniden ele alalım. Biz Sokrates’in ölümlü olmasını ‘’ Bütün insanlar ölümlüdür’’ genel önermesine dayanarak çıkardık. Şimdi şöyle düşünülebilir: Aslında ‘’ Sokrates ölümlüdür’’ önermesi zaten ‘’ Bütün insanlar ölümlüdür ‘’ önermesinin içinde vardır. Bir başka deyişle, bütün insanların ölümlü olması, aslında Sokrates2in de ölümlü olmasına bağlıdır. Biz Sokrates’in ölümlü olmasından kuşkulanıyorsak, bütün insanların ölümlü olmasında da kuşkulanırız.

Tümdengelimin yeni bir bilgi vermediği iddiası basit tümdengelimler için söz konusu olabilir. Ancak, öncülleri ikiden fazla olan oldukça karmaşık tümdengelimsel çıkarımlarda, sonucu öncüllerde görmek oldukça imkansızdır. Tümdengelime ilişkin bazı felsefi itirazlar olsa da, tümdengelimsel akıl yürütme  günlük hayatta, matematikte ve kuramsal fizikte en önemli bilgi elde etme yollarından biridir.

Akılcılık açısından asıl tartışma tümdengelimde kullandığımız doğruluğu akıl yoluyla kanıtlandığı kabul edilen temel önermelerin varlığıdır. Örneğin Platon, iyi ideasının doğuştan geldiğini ve herkeste aynı olduğunu kabul ederek devletin de bu ideaya göre yönetilmesi gerektiğini savunur. Demek ki Platon, bir yandan doğuştan bilgilerin varlığını kabul  ederek tümdengelimsel yolla devlete ilişkin diğer bilgileri bu ideadan çıkarmaktadır.

Bir başka akılcı düşünür Descartes ise yönetimsel kuşkuculuk yoluyla önce kendi varlığını kanıtlıyor, sonra da ona dayanarak çevresindeki varlıkları, Tanrı’nın varlığını ve bilimsel bilgilerin doğruluğunu ispat ediyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here