PAYLAŞ

Felsefeye Göre Bilginin Koşulları Nelerdir ?

‘’ Bilgi Nedir ? ‘’ sorusu epistemik anlamda bilmenin koşullarını belirtmekle yanıtlanabilir. Hangi durumlarda bir birey için epistemik anlamda biliyor diyebiliriz. Bunun için ‘ bilgi ‘’ ve ‘’ bilmek ‘’ kavramlarımı açıklamamız gerekir. Ülkemizde yayınlanan bazı felsefe kitaplarında temeli Alman filozofu Nicolai Hartman’ın bilgiyi varlıkla olan ilişkisi açısından ele ana bu tanıma sıklıkla rastlamak mümkün. ‘’ bilgi, bilen özne ile bilinen nesne arasında bir ilişkidir.’’ Bu tanıma dayanarak bazen de ‘’ Bilgi özne ile nesne arasındaki ilişkidir.’’ Şeklinde sığ tanımlara da rastlamaktayız. Ontolojik çözümlemeye dayanan bilgi tanımı bilginin bazı gerekli koşullarından söz etse de yeterli koşullarını vermekten uzaktır. Çünkü, özne ile nesne arasında bir ilişki durumu olup da bilgi olmayan bir sürü durumlar söz konusudur. Bu nedenle, bilginin gerekli ve yeterli koşullarını verecek bir tanıma ihtiyaç vardır. Bu amaçla bilgi, bilme sürecinde ortaya çıkan bir ürün olduğuna göre ilkin ‘’ bilmek ‘’ kavramından başlamak gerekir. Günlük dilde ‘’ bilmek ‘’ birçok anlamda kullanılır. Şu üç önermeyi ele alalım:

  1. Ankara’yı çok iyi biliyorum.
  2. İngilizce konuşmayı bililyorum.
  3. Türkiye’nin başkentinin Ankara olduğunu biliyorum

Bu üç cümlede veya önermede ‘’ bilme’’ sözcüğü üç farklı anlamda kullanılmıştır. Buna göre :

  1. Bazen bilmeyi tanıma anlamında kullanırız. Örneğin, ‘’ Yeni evimizi biliyor musun?’’, ‘’ Ankara’yı biliyor musun? ‘’ Ya da ‘’ Ev arkadaşımı biliyor musun ( tanıyor musun)?’’ Eğer yeni evimize gelmiş veya herhangi bir şekilde görmüşseniz ya da ev arkadaşımla bir yerde tanışmışsanız bu sorulara yanıtınız evet olacaktır.
  2. Bazen de bilmeyi beceri anlamında kullanırız. Örneğin, ‘’ Ata binmeyi biliyor musun? ‘’, ‘’ İngilizce konuşmayı biliyor musun?’’ bu anlamda bilme sözcüğü daha çok bir şeyin nasıl yapılacağına veya yerine getirileceğine ilişkin bir deneyimi veya beceriyi ifade eder. Buna yordam bilgisi de denir.
  3. Epistemik anlamda bilme yukarıdakilerden farklıdır. Epistemik anlamda bilmeden önerme türünde ifade edilen yargı ve savları Örneğin P gibi bir önermeyi ele alalım.

P önermesi, ‘’ Türkiye’nin başkenti Ankara’dır’’ olsun.

Doğru veya yanlış, bu önerme herhangi bir özne (kişi) tarafından ifade edilmedikçe tek başına bir bilgi durumu ifade etmez. Ama şöyle bir savda bulunduğumu düşünün:

‘’ Türkiye’nin Başkentinin Ankara olduğunu biliyorum.’’

İşte burada, bilen bir özne ve bu öznenin bir duruma ilişkin doğru veya yanlış olabilecek bir inancı vardır. Demek ki, epistemik anlamda bilmeden söz ederken yanıtı aranan soru ‘’ Nasıl biliyoruz? ‘’ sorusudur. Bu soru, bilginin, kendisi veya bilinen şey hakkında bir soru değil, bilen bir öznenin nasıl bildiği ile ilgili bir sorudur.

Epistemik anlamda bir şeyi bilme açısından bilgi ‘’ Gerekçelenmiş doğru inanç ‘’ diye tanımlanmıştır. Bu tanım çağdaş bilgi felsefesinde yaygın bir şekilde kabul edilen bir tanımdır. Bu tanım Platon’da da yer alır. Platon, Theaitetos diyaloğunda bilginin ‘’ kanıta dayanan doğru sanı ‘’ olup olmayacağını tartışır.

Şimdi, bilgiyi gerekçelenmiş doğru inanç olarak aldığımızda, epistemik anlamda bilginin üç koşulu olduğu görülecektir. Doğruluk koşulu, inanç koşulu ve gerekçelendirme ( temellendirme ) koşulu. P herhangi bir önermeyi, X de herhangi bir bireyi ifade etsin. Buna göre;

‘’ Türkiye’nin başkentinin Ankara olduğunu biliyorum ‘’

Cümlesini <X, P’yi biliyor > şeklinde ifade edebiliriz. Epistemik anlamdan gerçekten, ‘’ X, P’yi biliyor ‘’ diyebilmemiz için bu üç koşulu biraz daha açıklayalım.

A-Doğruluk Koşulu

P doğru olmalıdır. Yani P önermesi doğru değilse X’in P’yi bildiğini söyleyemeyiz. Bir başka ifadeyle, epistemik anlamda bir şeyi bilmek onun doğru olmasına bağlıdır. Eğer Türkiye’nin başkenti gerçekte Ankara olmamış olsaydı, X’in ‘’ Türkiye’nin başkentinin Ankara olduğunu  biliyorum ‘’ demesi epistemik anlamda bir bilgi olmayacaktı.

Doğruluk koşulu bilme için gerekli, fakat yeterli değildir. Birçok konuya ilişkin doğru önermeler olabilir. Eğer söz konusu alanların uzmanı değilsek bu önermelerin doğru veya yanlış olduğunu bilemeyiz. Başka bir deyişle bazı önermelerin gerçekte doğru olması bizim onları doğru olduğunu bildiğimizi ifade etmez.

B-İnanç Koşulu

Türkçe’de ‘’ inanç’’ sözcüğü farklı anlamlarda kullanılmaktadır. Bu nedenle ilk önce olası bazı yanlış anlaşılmalara yol açmamak için, bizim burada bu sözcüğü hangi anlamda kullandığımızı açıklamamız yararlı olacaktır. Türkçe’de ‘’ inanç ‘’ denince akla ilk gelen çağrışım ‘’ dini inançlar’dır. Epistemik anlamda inanç ise, dini inançlar da dahil her tür inancı tarif eder. Bilime, deneyime, dine, sanata, estetiğe, siyasete, ekonomiye ve bunlar gibi her tür konuya ilişkin kişisel ya da ortak inançlar veya kanaatler. Bu anlamda aşağıdaki önermelerin hepsi bir inancı ifade eder.

  • Demokrasinin en doğru yönetim biçimi olduğuna inanıyorum.
  • Türkiye’nin başkentinin Ankara olduğuna inanıyorum.
  • Tanrıya inanıyorum.
  • Ahmet’n bu işi başaracağına inanıyorum.

Çoğumuz bu önermelerin bazılarının doğru olduklarını sadece inanıyor, aynı zamanda öyle olduklarını da biliyoruz. Ancak, bir şeyi biliyor olmak onun öyle olduğuna ilişkin inancımızı ortadan kaldırmaz. İnanç, bilgi için gerekli koşuldur. Bir önermenin doğru olduğuna inanmadan, onun ifade ettiği gerçekliği bilemeyiz.

P’nin doğru olmasının yanında, X’in, P’in doğru olduğuna ilişkin bir inancı olması gerekir. Böyle bir inanca sahip olmak bir anlama öznel ( sübjektif ) bir tutumu ifade eder. X’in şöyle söylemesi çok garip olurdu: P’nin doğru olduğunu biliyorum ama buna inanmıyorum. Gerçekte doğru olup olmadığını bilmediğimiz birçok önermeye ilişkin inancımız olabilir. Fakat doğru olduğunu bildiğimiz bir önerme ya da duruma ilişkin inancımızın olmaması düşünülemez. ‘’ P’yi biliyorum ‘’ demek, ‘’ P’nin doğruluğuna kanaat ediyorum veya inanıyorum ‘’ demektir. Demek ki, bilgi için nesnel ( objektif ) bir ölçüt olarak P’nin doğru olmasının yanında, öznel veya bilişsel bir durumu ifade eden bir inancın da bulunması gerekiyor.

Bu iki koşulun yerine getirildiğini varsayarsak ‘’ X, P’yi biliyor ‘’ diyebilir miyiz ? henüz değil. Çünkü öyle durumlar olabilir ki X’in P’ye karşı bir inancı olabilir. P de aynı zamanda doğru olabilir, ama yine de epistemik anlamda ‘’ X, P’yi biliyor ‘’ diyemeyiz.

Şu örneği ele alalım: Bütün gazete ve dergiler başbakanın Antalya’da bir açılış töreninde olduğunu bildirirken, bir kahin, tam da gazete ve televizyonların bu haberleri verdikleri sırada, gerçekte başbakanın Antalya’da değil de Ankara’da olduğunu söylüyor. Şimdi, söz konusu kahinin başbakanın Ankara’da olduğuna ilişkin sübjektif bir inancı var.  Bu durumda bilgi için gerekli olan inanç koşulu sağlanmış oluyor. Ama bilginin diğer koşulu olan doğruluk koşulunun da bulunması gerekiyor. Bu koşulun da sağlanmış olduğunu varsayalım. Gerçekten de Başbakan Ankara’daymış da, çok muhtemel bir suikasti önlemek için yetkililer veya polis, bilinçli olarak başbakanın Ankara’da olmasına rağmen, Antalya’dadır. Diye gazete ve televizyonlara yanlış bilgi vermişlerdir.  Böylece epistemik anlamda bilmenin diğer koşulu olan doğruluk koşulu da yerine gelmiş oldu. Peki şimdi, ‘’ Kahin başbakanın Ankara’da olduğunu biliyordu ‘’ diyebilecek miyiz? Burada felsefecinin vereceği yanıt hayırdır. Çünkü, söz konusu kahinin söylediği bilgi olarak kabul edersek, birçok durumda rastlantılarla gerçek bilgiyi birbirinden ayırt etmiş olmayız. Kahine, ‘’ Peki nereden biliyorsun? ‘’ diye sormamız gerekmez mi ?

Demek ki, bilginin olabilmesi için daha başka koşulların da bulunması gerekir. Böylece bilginin üçüncü koşuluna gelmiş bulunuyoruz.

C- Gerekçelendirme ( Temellendirme ) Koşulu

Yukarıda ifade ettiğimiz gibi inanç bilgi için gerekli koşuldur, fakat yeterli değildir. Birçok insan, kahinlerin de bazı şeyleri bildiklerini söyler. Bir kahin, bilinmesi akla uygun düşmeyecek bazı şeyleri bildiğini iddia ederken de belli bir inanca sahiptir. Ama kuşkucu bir insanın, kahinin bilgisinin nereden geldiğini araştıracaktır. Kahinin ne söylediğinin yanı sıra söz konusu bilgiyi nasıl elde ettiği de önemlidir. Demek ki, bilgi için sadece bir inanca sahip olmak yetmez, aynı zamanda bilginin güvenilir olması da gereklidir.

Bu nedenle, X’in P’ye inanmasını gerektiren yeterli kanıtları olması gerekir.

Türkçe’de gerekçelendirme ve temellendirme sözcükleriyle bir şeyi haklı çıkarma, kanıtlama, kanıt gösterme, nedenini belirtme gibi anlamlar ifade edilir. Biz, bu sözcüklerden ‘’ gerekçelendirme ‘’ sözcüğünü kullanacağız. Şimdi ‘’ X, P’yi biliyor ‘’ diyebilmemiz için, X’in P inancına ilişkin bir kanıtı olması gerekir. Yani X, neden P’ye inandığını kuşkuya yer vermeyecek şekilde gerekçelendirebilmelidir. Ancak, bilgi felsefesinde en önemli görüş farklılıkları burada çıkmaktadır. Bir inancı temellendirebilmek için ne kadar kanıt bulmamız gerekir? Bazı kanıtlara sahip olmak, bilgi için yeterli olabilir mi? Örneğin, yarın havanın güneşli olacağını gösteren bazı kanıtlar olabilir, bu kanıtlara sahip olan bir meteoroloji uzmanı yarın havanın güneşli olacağını biliyor mu? Belki de ertesi gün, aynı meteoroloji uzmanı yine de önlem olsun diye sabahleyin evden çıkarken şemsiyesini yanına alabilir.

Peki, inanmayı gerektirecek kadar kanıtın olması yeterli olur ? ama böyle bir koşul, ne kadar kanıt gerektirdiğini belirtmekten uzaktır. Ayrıca, kanıtın niteliği de önemlidir. Bazen sayısız kanıt bir şeyi bilmek için yeterli olmazken, bazen de tek bir kanır yeterli olabilir. Demek ki, bir iddiayı veya savu temellendirebilecek gerekli ve yeterli kanıtların bulunduğunu kabul etmek bir anlamda göreceli bir karardır. Hatırlanacağı gibi, bu nedenle bazı kuşkucu filozofların, bizim aslında bir şeyi bilemeyeceğimizi iddia ettiğini belirtmiştik. Bir şeyi bilmek için elde edilebilecek bütün kanıtlara sahip olmak imkansız olduğu için, kuşkucuya göre kanıtlama her zaman eksik kalacaktır. Epistemolojide kuşkucuya bir bilginin doğruluğunu kanıtlamak veya gerekçelendirmesini yapmak hemen hemen imkansızdır. Bu nedenle epistemik gerekçelendirme ( temellendirme ) çağdaş felsefenin önemli ve tartışmalı konularından biridir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here