PAYLAŞ

Lehçelerin Dillerden Farkı Nedir?

Hong Kong Eğitim Dairesi, Ocak 2014’te internet sitesinde Kanton Çincesinin Hong Kong’un ‘’ resmi dili olmadığı ‘’ iddiasına yer vererek sansasyone yol açtı. Protestonun arkasından yetkililer metni siteden kaldırdı. Peki bu iddia doğru muydu? Kanunda Hong Kong’un resmi dillerinin ‘’ Çince ve İngilizce ‘’ olduğu yazıyor. Bazıları Kanton Çincesinin, Çincenin bir lehçesi olduğunu iddia ederken, diğerleri bunun kendi başına bir dil olduğunu savunuyor.  Peki kim haklı? Lehçelerin dillerden farkı nedir?

Diller ve lehçeleri ayırt etmek için iki kriter mevcut. Biri, sosyal ve politik kriter. Bu görüşe göre, ‘’ diller ‘’ genel olarak prestijlidir, resmi ve yazılıdır. Lehçeler ise genelde sadece konuşulur, gayri resmi ve önemsizdir. Bu görüşle ilgili bilindik ifade şöyle: ‘’ Dil, ordusu ve donanması olan bir lehçedir.’’ Saf lehçeyle konuşanlar, konuştukları şeyi ‘’ argo ‘’ veya ‘’jargon ‘’ olarak adlandırıyor. ( Resmi Çincede Kanton Çincesi, Şanghay dili ve diğerleri fangyan, yani bölgesel lehçe olarak tanımlanıyor. )dilbilimcilerin farklı bir kriteri var: Eğer iki konuşma tarzı, sohbete ve birbirini anlamaya olanak tanıyacak şekilde birbirine yakınsa, bunlar tek bir dilin lehçeleridir. Eğer anlamak olanaksızsa, bunlar farklı dillerdir. Tabii ki anlaşılabilirliğin süreklilik göstermesi ve asimetrik olması lazım. Bununla birlikte, karşıklı anlaşılabilirlik iki konuşma tarzının dil mi lehçe mi olduğunu söyleyebilmek için en temel esası oluşturuyor.

Anlaşılabilirlik kriterine göre, Kanton Çincesi, Çincenin bir lehçesi değil. Bilakis Şanghay ve Pekin Çincesi ve Çincenin diğer çeşitleri gibi kendi başına bir dil. Bu diller birbirleriyle ilişkili olsa da Pekin Çincesi konuşan biri, onları yabancı bir dil olarak öğrenmeden, Kanton Çincesi veya Şanghay Çincesi konuşan birini anlamayabilir ( ya da tam tersi). Batılı dil bilimcilerin çoğu bunların ‘’ Çincenin lehçeleri ‘’ olarak değil, ‘’ Çin dilleri ‘’ olarak sınıflandırıyor. ( Uygurca gibi Çin’deki bazı diller Çin dili değil.) objektif bir bakış açısı olmasına karşın bu kriter, sadece Çin’de değil başka yerlerde de milliyetçileri sinirlendirebilir. Örneğin Danimarkalı ve Norveçliler konuşabilir, hatta bazı dilbilimcileri konuştuklarının tek bir dil lehçesi sınıfına girdiğine ikna bile edebilirler. Öte yandan bazıları bunu kabul etmeyecektir.

Çin’de Çin dillerini konuşanların kullandığı yaz dilinde bir standardı sağlanması gerekince, durum daha karmaşık bir hal alıyor. ( Anakaradakiler Hong Kong ve Tayvan’dakilerin kullandığı yazı karakterlerinin basitleştirilmişini kullanıyor. ) Ancak bu yazı şekli, evrensel Çince değil, Çoğu kişi yazılı dili ‘’ gerçek ‘’ dil, konuşma dilini de gariban akraba olarak gördüğünden karışıklık ortaya çıkıyor. Aynı mantık Arapça için de geçerli. Arapça da tek bir dil olarak sınıflandırılıyor ama bir Faslı ve Bir Suriyeli konuşurken birbirlerini kolay anlayamıyor. Dünya dilleriyle ilgili referans rehber niteliğindeki Ethnologue, ortak edebiyatlarını ve bölgesel çeşitlerinin karşılıklı konuşmalardaki anlaşılma zorluğunu dikkate alarak Çince ve Arapçayı ‘’ makro diller ‘’ olarak tanımlanıyor. Genellikle dilbilimciler konuşma dilini esas dil olarak görüyor. Çünkü konuşma evrenseldir, oysaki dünya dillerinin 6,000-7,000 kadarı yazılı dilden oluşuyor. Bu nedenle, dilbilimcilerin mantıklı açıklaması şu: Eğer iki insan fazla zorluk yaşamadan birbiriyle konuşabiliyorsa, bu ortak dildir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here