PAYLAŞ

Sosyalistler bütün toplum katmanlarının kamu yararından eşit pay almasını sağlayan toplumsal dayanışma üzerine kurulu bir sosyal düzene ulaşmaya çalışırlar.

Genelde liberal ekonomik sosyal sistemleri eleştirmeye dönük girişimler ve öğretiler için sosyalist terimi kullanılır. Sosyalistlerin amacı eşitlik ve dayanışma ilkeleri üzerine kurulu daha insanca bir toplum yaratmaktır. Liberalizmin tersine, bireyin sosyal sorumluluğunu vurgularlar. Onlara göre, kapitalizme dayalı ekonomik sistem küçük bir azınlığı zenginleştirmeye yarar ve sosyal eşitsizliği getirir. Bu bakımdan kaynakların adil üretimi ve ortak yarara dönük paylaşımı için şu ya da bu ölçüde devlet denetimi altına alınması gerekir.

Reformculuk ve Devrim

19.yüzyıldaki sanayileşme döneminde, sosyalizmin işçi sınıfının yoksullaşmasına ve siyasal hayatın dışında tutulmasına karşı bir hareket niteliğine büründü. Avrupa’nın her yanında işçiler sendikalarda birleşerek hakları için mücadeleye giriştiler. Sosyalist partiler kitlelerden büyük destek gördü ve parlamentoya temsilciler göndermeyi başardı. Sosyalist düşünce yalnız ABD’de bir taban bulamadı.

Siyasal başarılarla birlikte işçi hareketi içinde reformcu ve devrimci diye anılan iki ana akım belirdi. Bunların arasındaki görüş ayrılıkları gittikçe keskinleşti. Biri daha iyi sosyal koşullar yönünde kademeli bir dönüşüme yönelirken, diğeri hemen sonuca varmak üzere çabuk ve gerekirse şiddet yoluyla bir devrimi savundu.

Sosyal Demokratlar ve Komünistler

İşçi hareketi 20. Yüzyılın başlarında sosyal demokratlar ve komünistler biçiminde temelli bir bölünmeye uğradı. Komünistler 1970’de Rusya’da iktidara geldi ve sosyalizm adına bir rejim kurdu. Lenin’in ve ardından Stalin’in diktatörce yönetimi altında ekonomi devlet denetimine girdi. Totaliter sosyalizm II. Dünya Savaşı’ndan sonra birçok ülkeye yayıldı. Bu ‘’reel’’ sosyalizm’le anlaşmazlığa düşen demokratik sosyalizm akımı ise bireysel yurttaşlık hakları ve bütün sosyal alanlarda demokrasi olmaksızın insanca bir toplumun kurulamayacağını vurguladı.

Avrupa’daki sosyal demokrat partilerin çoğu 1945’ten sonra piyasa ekonomisini temelde benimsedi ve sadece belli alanlarda gelir eşitliğini ve mülkiyet paylaşımını sağlamaya çalıştı. Açık bir sosyal refah devletinin kurulması esas olarak sosyal demokratların eseriydi. Batı demokrasilerin günümüzde yaşadığı sosyal refah devleti krizi, Avrupa’da birçok sosyal demokrat partiyi öne çıkarmış bulunuyor. Büyük Britanya’da ‘’Yeni İşçi Partisi’’nin belirgin bir piyasa ekonomisi çizgisine geçişi başardığı söylenebilir. Buna karşılık, Latin Amerika’da eski sosyalist fikirlerin bir dirilme süreci yaşadığı görülüyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here