Konfüçyus Kimdir ?

Adı en çok bilinen düşünürlerden biri olan Konfüçyus’un özlü sözleri dünyanın hemen hemen her yerinde peygamber sözleri derecesinde saygı görmekte ve kuşaklar boyunca bir insandan diğerine aktarılmaktadır.

Büyük Çin Bilgesi,düşünür,siyasal yönetici ve Çin tarihindeki resmi din olarak kabul edilen öğretilerin kuramcısı Konfüçyus M.Ö 551 yılında Lo kentinde (Şimdiki Shantung eyaletinde) dünyaya gelmiştir.Chou hanedanlığı döneminde (M.Ö 1027-256),Hristiyanlığın doğuşundan yaklaşık beş yüz yıl önce yaşadı.Küçük yaşlardayken babası ölünce,annesi tarafından mütevazi koşullarda büyütüldü.

Konfüçyus’un yaşam öyküsüyle kişiliğinin de ona atfedilen öğrretilerin ayrıntılarının da doğruluğundan emin olmak tarihsel açıdan olanaklı değildir.Kaynaklarda onun ölümünden sonra geliştirilmiş,kuşkusuz pek çok yönüyle izleyicileri tarafından elden geçirilmiş,zenginleştirilmiş,yeniden düzenlenmiş açıklamalar vardır.Mevcut bilgilerdeki kimi iç tutarsızlığa,kimi vurgu farklılığına karşın,bilgi ile ahlaksal erdem arayışına tutkuyla inanan,tüm yaşamı boyunca dürstlüğünü koruyan,kendini sadece öğretmeye adayan bir adama ait bütünlüklü çizgileri seçmek olanaklıdır.Benzer şekilde,Konfüçyus’a atfedilen yazılı özdeyişlerin ona ait olup olmadığını saptamak da pek kolay değildir.Konfüçyus’aatfedilen deyişlerle düşüncelerin çoğu ‘’Konuşmalar’’ diye bilinen bir seçkide toplanmıştr.

Konfüçyus düşüncesi 1583’te Pekin’e yerleşen Cizvit misyonerleri Çin bilgisi ile kültürünü özümseyip bu yeni bilgilerini Avrupa’ya aktarıncaya kadar Batı dünyasında bilinmiyordu.’’Kung Fu-tzu’’ adını latinceleştiren ve ‘’Konfüçyus ‘’ haline getiren de bu Cizvitler olmuştu ve böylece büyük bilge Batı dünyasında Konfüçyus adıyla tanındı.

Ahlaksal iyilik kavramının merkezinde ‘’Jen’’ yani iyilikseverlik ya da insan sevgisi düşüncesi vardır.Çincedeki bu sözcüğün tam karşılığını Türkçe’de bulmak zordur.İnsanlar arasındaki kurulması gereken en iyi ilişki biçimini karşılamak üzere,kimi zaman ‘’ İyilikseverlik’’ kimi zaman da ‘’İnsancıllık’’ diye yorumlanır.Doğuştan gelme bir yeteneğin alıştırmalarla güçlendirilmesiyle değil,kişinin kendini eğitme çabasıyla geliştirilen özel bir yetidir ’’Jen’’.Konfüçyus’’Konuşmalar’’ kitabında ‘’jen’’ ya da iyilikseverlik hakkında şöyle der;’’Eğer gerçekten dilersek olur’’.Konfüçyus’a göre ‘’jen’’,’’efendi’’ ya da ‘’üst insan’’ dediği kimsenin en önemli,biricik sıfatıdır.Bu kişi öğrenmeye öylesine düşkündür ki,içtenlikle öğrenme uğraşı ona ‘’yemek yemeyi unutturur’’,’’o yaşlandığının farkına varmaz.’’

Konfüçyus’un M.Ö 479 ‘da Çiyu-fu’da ölümünden sonra öğrencileri onun öğretisini sessiz sedasız sürdürdü.İki önemli izleyicisi Mensius ile Hsün Tzu Konfüçyusçu düşünceye kendi fikirlerini,kendi vurgularını da katarak,seçkinlerin eğiticisi oldu.

Han hanedanlığı döneminde Konfüçyusçu düşünce yeniden canlandı.Eski yazılardan parçalar derlenip elden geçirildi ve Hristiyanlığın ilk yıllarında Budacılığın da Çin’e ulaşmasına karşın,Konfüsyusçu düşünceler yeniden yaygın kabul gördü.Konfüçyusile izleyicilerine atfedilen özdeyişlerle öğretiler M.Ö 6, yüzyıldan 1911 ‘de Ch’ing hanedanlığının kaldırılışına kadar geçen 2500 yıl boyunca Çin’in ahlaksal,toplumsal,siyasal yapısını biçimlendirdi.Çin İmparatorluğu’nun neredeyse tüm kurumları,gelenekleri,amaçları,özlemleri Konfüçyus’un erdemli birey,erdemli toplum anlayışına dayanıyordu.20. yüzyılın ilk yıllarına kadar Çin’de eğitim,hemen hemen tümüyle,Konfüçyus ilkelerine göre biçimlendirilmişti.1313’ten 1905’e kadar sürdürülen devlet görevliliği sınavları Konfüçyus’un ‘’Dört Kitap’’ diye bilinen yapıtlarını okumayı gerektirdi.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here