Malthus Kapanı Nedir ? Özellikleri ve Sorunları Nelerdir ?

Ekonomideki en popüler, en güçlü ve en kalıcı kuramlardan birinin, nesiller boyunca yanlışlığının kanıtlanmış olması tam bir paradokstur. Fakat insanoğlunun genişleyerek ve gezegenin kaynaklarını hızla tüketerek kaçınılmaz yok oluşa doğru yol aldığı fikri kadar can alıcı başka bir fikir de yoktur. Malthus kapanına dikkat edin.

Biyoloji derslerinden, mikroskobik hücrelerin çoğalması görüntülerine alışıksınızdır. Önce bir çift hücreyle başlarsınız; her biri bölünerek başka bir çift oluşturur, hızla çoğalırlar, saniyeler içinde üreme kabını tıka basa doldururlar. Peki sonra ne olur?

Bir de insanlara bakalım. Onlar da sayıca katlanarak ürerler. Hayatta kalmamızı engelleyecek bir hızda ürediğimiz, gerçek olabilir mi? İki yüz yıl önce İngiliz iktisatçı Thomas Malthus bunun gerçek olduğuna inandı. Onun hesaplarına göre, insanlar besin kaynaklarından daha büyük bir hızla çoğalıyordu. Malthus, insan nüfusunun geometrik biçimde artarken ( yani 2-4-8-16-32 gibi katlanarak artarken ) besin kaynaklarının aritmetik biçimde arttığı ( yani 2-4-6-8-10 gibi eklenerek arttığı ) fikrini ortaya attı.

1798 yılında yayımladığı Nüfüs İlkesi Üzerine Bir Deneme eserinde Malthus insanın hayatta kalabilmek için yiyeceğe ihtiyacı olduğunu ve insan sayısının hızla çoğaldığını söyler. Vardığı sonuç şudur:

Nüfusun gücü, yeryüzünün insanın geçimini sağlama gücüne kıyasla, sınırsız ölçüde büyüktür. Nüfus kısıtlanmadığında, geometrik oranla çoğalır. Geçim araçları ise, ancak aritmetik oranla artar. Sayılarla ufak bir tanışıklık, birincinin ikinciye kıyasla ne denli güçlü olduğunu gösterecektir.

Onun gözünde insanoğlu kaçınılmaz bir darboğaza doğru yol alıyordu. Eğer doğum oranları bilinçli bir şekilde azaltılmazsa ( ki Malthus bunun gerçekleşmesine ihtimal vermiyrdu ), doğa insanoğlunun hayatta kalabilmesi için şu üç nahoş yöntemden birine başvuracaktı: kıtlık, salgın veya savaş. İnsanlar yiyecek bulamayacak, bir vebaya kurban gidecek ya da giderek azalan kaynaklar için birbiriyle savaşacaktı.

Malthus kapanına neden Mlathus felaketi veya ikilemi dendiğini anlamak zor değil. Dünya nüfusunun kontrol edilmesi gerektiğini savunan bazı uzmanlar hala bu önemli sorunu gündeme getirir. İnsan ırkının sürdürülemezliğini vurgulamaya çalışan çevreci grupların da bu görüşü benimser.

Malthus Kapanı-Kuramı’nın Sorunları Nelerdir ?

Aslında Malthus yanılıyordu. Düşüncelerini yazıya döktüğünden beri, kendi zamanında doğal eşiğine geldiğini düşündüğü küresel nüfus, 980 milyondan 6,5 milyara çıktı. 2050’de de 9 milyara ulaşması bekleniyor. Buna rağmen gezegendeki insanların çoğu eskiye göre daha iyi besleniyor, daha sağlıklı ve daha uzun ömürlü. Malthus iki konuda yanılıyordu :

  1. İnsanlar bu tip sorunları çözmek için teknoloji geliştirmeyi iyi becerir. Üreticileri daha iyi ve etkin besin yaratma yolları bulmaya iten arz ve talep kanunu sayesinde, dünya tarihinde bir dizi tarım devrimi yaşandı. Bunların her biri var olan kaynakları önemli ölçüde arttırdı. İnsanlar piyasanın da yardımıyla, insanlar besin sorununu çözmeyi başardı.
  2. Nüfus her zaman geometrik biçimde, katlanarak artmaz. Nüfus artışı hızı belli bir dönem sonra sabitlenme eğilimine girer. Çoğalarak üreme kabını tıka basa dolduran hücrelerin aksine, insanlar belli bir refah düzeyine erişince daha az üremeye başlar. Aslına bakarsanız, insan doğurganlığı yakın zaman içinde düşüşe geçmiştir. Japonya, Kanada, Brezilya, Türkiyeve Tüm Avrupa’daki doğum oranları bile nüfusun azalmasını önlemeye yetmez. Daha uzun ömür, nüfusun giderek yaşlandığı anlamına gelir ama bu başka bir tartışmanın konusudur.

Ekonomi tarhiçisi Gregory Clark, çok tartışma yaratan A Farewell to Alms ( Sadakaya Elvada ) eserinde, insanların 1790’a kadar cidden Malthus kapanına kısıldığını fakat o tarihten sonra gelişen çeşitli etkenler sayesinde İngiltere’nin paçayı kurtardığını savunur. Clark, dünyanın bu deneyimi henüz yaşamayan pek çok bölgenin hala bu kapana kısılmış olduğunu da vurgular.

Yine de Malthus’un kuramının altında yatan fikir olan azalan verimler kanunu, yanlış değildir. Bu, işletmeler için önemli bir derstir. Örneğin küçül bir çiftlik veya fabrika düşünelim. Patron, her hafta yeni birini işe alıyor. Başlarda, her yeni gelen işçi üretimde büyük fark yaratıyor. Lakin bikaç hafta sonra, her yeni işçinin giderek daha az fark yaratacağı bir noktaya erişilecek. Sınırlı miktarda makine ve tarla varken çalışacak ekstra ellerin büyük bir fark yaratması imkansız hale gelecek.

Batı dünyası diye tabir ettiğimiz ülkeler ( Avrupa, ABD, Japonya ve diğer birkaç gelişmiş ekonomi), tarımsal üretkenliği arttırırken, zenginleşen insanların daha az çocuk doğurmasıyla Malthus kapanından kurtuldu. Bunun yanı sıra yeni teknolojilerin icadı, Sanayi Devrimi’ne güç verdi ve servet ile sağlık seviyelerini oldukça yukarı taşıdı. Ancak yine de dünyada hala kapana kısılmış bölgeler mevcut.

Sahra altı Afrika ülkelerinde, toprak o kadar az besin üretir ki insanların büyük çoğunluğu, geçimlik tarım yapmak zorunda kalır. Yani teknolojiler tarımsal üretimi arttırdığında, nüfus patlar ve hasadın kötü olduğu yıllarda baş gösteren kıtlık, nüfusun büyümesini ve zenginleşmesini önler.

Neo- Malthusçular insan yaratıcılığının, kıyameti birkaç yüzyıl ertelediğini fakat şu an yeni bi dar boğazın eşiğinde olduğumuzu savunur. Malthus’un savlarının besin etrafında döndüğünü ama petrol ve enerji kaynaklarının da aynı şekilde ‘’ insanın destek araçları ‘’ sayılabileceğini söylerler. ‘’ Petrolün tepe noktasına ‘’ yaklaştığımız hatta belki de bu kritik noktayı aştığımız şu sıralarda, nüfus sürdürülemez bir seviyeye ulaşacak. Malthus’u haksız çıkaran teknolojik gelişmelerin veya nüfus kısıtlamalarının bu yenilenmiş kıyamet beklentisini de önleyip önleyemeyeceğini göreceğiz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here