Türkiye’nin Yenilenemez Enerji Kaynakları Nelerdir ? Özellikleri Nelerdir ?

Türkiye’nin yenilenmeyen enerji kaynakları potansiyeli bakımından sadece linyit rezervleri fazladır. Gerek Taş kömürü ve gerekse petrol rezervleri bakımından pek fazla zengin değildir.

Türkiye, maden kömür rezervleri ( yeraltındaki mevcut maden stoku) sınırlıdır. Sadece Batı Karadeniz bölgesinde yer alır, ancak linyit rezervleri, hemen hemen her bölgemizde vardır. Kuzeybatı Anadolu’da yer alan Zonguldak kömür havzasında 1.5 milyar ton taş kömürü rezervi bulunmaktadır. Ancak üretim sınırlı olup, yıllık üretim 4-5 milyon ton civarındadır ve ülke taş kömürü ihtiyacını karşılayamamaktadır. Buna rağmen Türkiye linyit rezervleri ve üretimleri bakımından zengin sayılır. Türkiye’nin linyit rezervleri 8.3 milyar ton, yıllık üretim 40-50 milyon ton kadardır.

Türkiye’nin en önemli taş kömürü havzası Zonguldak yöresinde, batıda Ereğli’den başlayarak doğuda Söğütözü’ne kadar 200 km uzunluğunda bir kuşak üzerinde yer almaktadır. Burası Kuzey Batı Anadolu Karbonifer Havzası olarak da bilinmektedir. Bu yörede kanıtlanmış kömür rezervi, görünür 428 ve muhtemel 449 milyon tondur. Ayrıca Antalya – Kemer ve Diyarbakır – Hazro yörelerinde rezervi 20 milyon ton kadar ve önemli ekonomik değeri olmayan iki küçük taş kömürü yatağı bulunmaktadır. Zonguldak havzasındaki taş kömürü alanının tamamı Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) elindedir.

Türkiye’nin enerji kaynakları arasında linyitin çok önemli yeri vardır. Ülkede 1960 yılına kadar yapılan aramalarda, daha çok yüksek ısıl değerli linyit alanları üzerinde durulmuştur. 1960’lı yıllarda ise düşük ısıl değerli linyitlerin termik santral yakıtı olarak değerlendirilmesi gündeme gelmiştir. Bu bakış açısı ile aramalara da yeni bir yön verilmiştir. Bu aramalarda 117 ekonomik linyit alanı bulunmuştur. Toplam rezerv 8,075 milyon tona ulaşmıştır. Bu değerin 7 milyon 339 milyon tonu görünür rezervdir. Üretilebilir rezerv ise 3,900 milyon tondur. Toplam rezervin 3,300 milyon tonu Elbistan alanında bulunmaktadır.

Türkiye petrol ve doğalgaz bakımından pek fazla zengin sayılmaz. Sadece Güneydoğu Anadolu’da petrol çıkarılır. Marmara bölgemizde doğalgaz kaynaklarına rastlanmıştır. Ancak petrol ve doğalgaz aramaları devam etmektedir. Petrol rezervleri bakımından Türkiye sınırlıdır ve rezerv olarak 50 milyon ton ile 1 milyar ton arasında tahmin edilmektedir. Ayrıca Türkiye, 10-12 milyar metreküp kadar doğalgaz rezervine sahiptir.

Türkiye, uranyum ve toryum rezervleri bakımından zengin olmasına rağmen nükleer santraller kurulamamıştır. Türkiye’de artan enerji ihtiyacını karşılamak için, nükleer santral kurulması, en uygun alternatiflerden birisidir.

Türkiye’de nükleer santral bulunmamasına rağmen, 5300 ton uranyum, 380 bin ton toryum rezervlerine sahiptir. Araştırmalara göre Nükleer Enerji Santralleri’nde kullanılabilecği 1993 yılında kanıtlanan toryumun bugüne kadar dünyadaki kesinleşen miktarı, 1 milyon 754 bin ton. Bu miktarın 380 bin tonu Türkiye’de bulunuyor. Dünya’daki toplam toryum miktarı ise 4 milyon 106 bin ton olarak tahmin ediliyor. Türkiye tahmini olarak sahip olduğu 880 bin tonluk rezerv ile 1 milyon 306 bin tonluk rezerve sahip Brezilya’dan sonra ikinci sırada yer almaktadır. Enerji dışında elektronik tüpler, kimya endüstrisi, özel optik cam üretimi ve dişçilikte kullanılan toryumun kilogram fiyatı ise Maden Tetkik Arama (MTA) verilerine göre 80 dolardır. Yani Türkiye’nin sahip olduğu toryumun toplam değeri yaklaşık 70 trilyon 400 milyar doları aşmaktadır. Bu rakam ise Türkiye’nin iç ve dış borçlarının toplamı olan yaklaşık 200 milyar doları 350 kez ödeyebilecek miktardadır. Söz konusu bu rezervlerini kullanacak nükleer santraller kurulsa, enerji satan bir ülke konumuna gelecek ve bölgede çok güçlü bir ülke haline gelecektir. Türkiye’de nükleer santrallerinin kurulmasına karşı çıkan grupların çoğunun arkasında Yunanistan ve Ermenistan lobilerinin bulunması, gerçekten düşündürücüdür.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here