PAYLAŞ

Antoine Laurent De Lavoisier Kimdir? Hayatı, Çalışma Alanları ve Eserleri Nelerdir?

Kimya biliminin henüz karanlık çağlarını yaşadığı 18. Yüzyılda bir bilim adamı, yaşadığı ve yaşattığı iki devrimle kimya sanatında yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Onun sayesinde o dönemde ‘’ simya ‘’ olarak bilinen alan, modern adıyla ‘’ kimya ‘’ olarak anılmaya başlandı. Simya bilimi adı altında yapılan çalışmalar, onuna bilimsel bir nitelik kazandı ve ‘’ yanma ‘’ olayı ancak onun çalışmaları neticesinde anlaşılabildi. Büyülü ateşin sırrı onun ile çözülmüştü.

Oksijen ve hidrojeni gerçeğe uygun biçimde tanımlayarak ikisini modern isimleriyle kimyaya kazandıran, yanma olayını açıklığa kavuşturarak element ve bileşik arasında farkı açıklayan, Kimya Bilimine Giriş adlı kitabıyla kimya bilimine sağlamlık, açıklık ve bir yöntem kazandırıp onu modern çağa taşıyan, Avrupa’da kimya biliminin mimarı olan, bugün bilinen 110 elementin 20’sini belirleyen ve 1789 Fransız Devrimi’nde siyası bir rol üstlenen bu ‘’ kimya devriminin ‘’ kahramanı, Fransız Kimyager Antoine Laurent de Lavoisier’di.

26 Ağustos 1743’de Paris’te doğdu. Ailesi dönemin şartlarına göre oldukça zengin olan Lavoisier, ilk eğitimini Mazarin Koleji’nde aldı. Annesini küçük yaşta kaybeden ve babası tarafından büyütülen Lavoisier, bir avukat olan babasıyla aynı mesleği yapmak istediğinden, eğitimini hukuk üzerine sürdürdü. Lakin 1764’te kolejden mezun olduğunda, kafasında hukukun üstünlüğünden ziyade başka şeyler vardı. Ancak okulda fen ilimlerine de ilgi duyduğu için, bu alandaki dersleri de yakından takip etmişti. Aynı yıl Paris sokaklarının aydınlatılmasına yönelik bir projeyle birinci oldu ve Fransız Bilim Akademisi’nden altın madalya kazandı. İlk araştırmasını 1765’te yayınlayan Fransız Kimyager, 1768’de kimya alanındaki çalışmalarından dolayı Fen Akademisi’ne seçildi. Hukuku tamamen rafa kaldırmış olsa da, devlet işlerini kafa yormaktan vazgeçmiş değildi.

Kimyasal Devrimci

Fransa’da yanmaya başlayan devrim ateşi, ülkenin köklü bir reforma ihtiyacı olduğuna inanan genç adamı da yakmış, de Lavoisier, Fransız Devrimi sırasında aktif şekilde siyasetin içinde yer almıştı. Hükümetin özel bir komisyonunda görev alarak siyasi çalışmalara katılan Lavoisier, seçildiği komitelerde devrin sosyal şartlarını ve ziraat sahalarını inceledi. Fransa’nın jeolojik haritasının çıkarılmasına ve tarımda verimin arttırılması için uğraştı. Bu dönemlerde, sonradan çok yaygınlaşacak olan yaşlılık sigortası ve vergi reformu gibi projelere imza attı. Ülkesinin savunmasına yönelik çalışmalarda da yer alarak barutun üretimini üstlendi.

Lavoisier’in çalıştığı kurum olan Ferme Generale, 1789 Fransız Devrimi öncesinde hükümet adına vergi toplayan özel bir kuruluştu. Bu dönemde aynı kuruluşta çalışan birinin kızı olan Marie Paulze’ye aşık oldu ve 1771’de onunla evlendi. Evlendiklerinde Paulze henüz 13 yaşındaydı. Feodal krallıkla yönetilmekte olan Fransa’da o dönemde tacirlerin veya sanayicilerin devlet yönetimine etkisi yoktu. Yasalar, feodal aristokrat kesimin çıkarlarını gözetecek şekilde tasarlandığından güçlü olmak için soylu sınıfa mensup olmak gerekiyordu. Aynı dönemde bu unvanlar parayla da satın alınabiliyordu ve babası 1772’de Lavoisier’e soyluluk unvanını satın aldı.

1789 Fransız İhtilali’nde ülkenin maliyesi ve ekonomik kaynakları hakkında bir rapor hazırlayan Lavoisier, ölçü sisteminde metrik birimlerin kullanılmasında da önemli bir rol oynadı. Bu dönemde, yaptığı diğer işlerin yanında kimya alanındaki çalışmalarında kendi kurduğu laboratuvarda eşiyle birlikte devam etti. Dönemin en geniş laboratuvarlarından birine sahip olan Lavoisier, bu laboratuvarını 1768’desatın aldığı Ferme Generale hisselerini satarak kurmuştu. Ancak Ferme Generale, o dönemde halk tarafından sevilmeyen bir kurumdu. Fakirlerden zorla vergi topluyrdu. Lavoisier, sahip olduğu hisselerden dolayı halk arasında sevilmese de, aynı kurumla başka bir işe daha girişti. Lavoisier’in girişimiyle Paris’in etrafındaki surlar yeniden inşa edildi ve duvarın masrafları Ferme Generale’nin aracılığıyla halktan toplanan vergilerle karşılandı. Bu yüzden halk bu duvarı hiç sevmemiş, devrim başladığı gün ilk yıkılanlardan biri de bu duvar olmuştu. Bütün bunlar, halkın lavoisier’den nefret etmesine sebep oldu.

Lavoisier, hayatına mal olacak hatalardan birini de 1780’de yaptı. O dönemde Bilimler Akademisi’nin iki yıllık üyesi olan Lavoisier, akademinin açtığı bir yarışmaya kızılötesi bir dürbünle katılan genç bilim adamı olan Jean Paul Marat’ın bu icadını geri çevirdi. İcadı geri çevrile Marat, ihtilal zamanında devrimin en önemli isimlerinden biri oldu ve Lavoisier’den intikamını, onu idama götüren yolu açarak aldı.

Devrimin Bilim Adamına İhtiyacı Yok

Fransız Devrimi gerçekleştiğinde Lavoisier, liberal ve reform yanlısı kişilerin arasında yer almıştı. Etats-generaux toplandığında yedek halk temsilcisi seçilerek Meclis tüzüğünü hazırladı ve Paris Kömünü’ne de seçilip, 1789 Derneği’ne katıldı. Bütün bunların yanı sıra devlet hazinesinin idari çalışmalarının içinde yer aldı. Ancak devrime yaptığı bu hizmetlere rağmen, ihtilalcilerin hedefi olmaktan kurtulamayacaktı. Halk, Ferme Generale hisselerine sahip olmasını ve kendisinden zorla alınan vergilerle inşa edilen Paris Duvarını unutmamıştı. Bir yandan basın onun aleyhine yayınlar yaparken, diğer yandan da o sırada Fransa Ulusal meclisi üyesi olan, bir zamanlar icadını geri çevirdiği Jean Paul Marat, Lavoisier’in mahkemeye çıkarılması ve idam edilmesi için çalışmalarda bulunuyordu.

Devrimin ardından Ferme Generale 1791’de kapatıldı. Barut çalışmalarına son verilen Lavoisier, barut fabrikalarındaki görevinden alındı ve laboratuvarından çıkarıldı. 1793 yılı Kasım ayında Ferme Generale’nin yöneticileri ile birlikte aralarında kayınpederinin de bulunduğu 31 kişiyle birlikte tutuklanarak hapse atıldı. Bu kişiler 8 Mayıs 1794’te berber, arabacı, kuyumcu, manav ve kasap gibi çeşitli mesleklerden kişilerin oluşturduğu bir jüri karşısında Devrim Mahkemesine çıkarıldı. 31 kişi, bulundukları makamları kullanarak kazanç sağlamakla suçlanıyordu. Savunması sırasında bir bilim adamı olması öne çıkarıldı. Ancak yargıçlardan biri ‘’ Devrimin bilim adamına ihtiyaç yok ‘’ diyerek kimya alanındaki çalışmalarını dikkate almadı. Mahkeme sonunda 8 kişi beraat etti. Geri kalanlar aynı günün akşamında Paris Devrim Meydanı’na götürülerek tek tek giyotinle idam edildi.

Antoine Laurent de Lavoisier’in Çalışmaları Nelerdir?

Antoine Laurent de Lavoisier, hukukçu olmak üzere çıktığı yolda kimya alanındaki ilk çalışmalarını yanma üzerine yapmış ve bilim dünyasında adını ilk kez bu şekilde duyurmuştu. 1770’de yanmayla ilgili çalışmalarına başladığında ve tezini ortaya attığında, Avrupa’da kimya henüz bilim konusu olarak bile kabul edilmiyordu. O, herkesin gülüp geçtiği teorisini ortaya attığında, piyasada geçerli olan görüş; antik Yunan’dan kalma; Aristoteles’in doğadaki dört temel element olarak kabul ettiği toprak, su, hava ve ateş ile yanmaya ilişkin ‘’ Phologiston Kuramı ’’ydı. Buna göre yanma hadisesi, yanan maddenin ne olduğu bilinmeyen ama gizemli bir madde olduğuna inanılan ‘’ ateş maddesi ‘’ ( phologiston ) çıkarmasıyla gerçekleşiyordu. Yanma konusundaki bilgi eksikliği, bu kimyasal olayın o güne dek açıklanamamasındaki en büyük engeldi. Joseph Black’ın 1756’da keşfedecek ‘’ sabit gaz ‘’ adını verdiği karbondioksit dışında bilinen tek gaz havaydı. Phologiston Kuramı, yanan maddelerin ağırlıklarını kaybettiğini savunuyordu. O dönemde oksit bilinmediği için metal maddelerin havayla temasıyla oluşan kızarıklar ise ‘’ calx ‘’ olarak nitelendiriliyordu.

Lavoisier ise ürünlerin ağırlığının, reaksiyona giren maddelerin ağırlığına eşit olması gerektiğini söylüyordu. Yani kimyasal değişim sırasında madde yoktan var edilemeyeceği gibi varken de yok edilemezdi! Lavoisier, bu konudaki çalışmalarıyla Kütlenin Korunumu Yasası’nı deneysel olarak kanıtladı. Hava dolu bir tüpte yakılan fosforun kütlesinden meydana gelen artışın tüketilen hava miktarına eşit olduğunu buldu. Aynı deneyin tersini de gerçekleştirdi ve kapalı bir kap içindeki HgO’nun (cıva oksit ) ısıtılmasıyla kabın içindeki hava kütlesinde meydana gelen artışın, tepkimeye giren maddelerin kütlesindeki azalmaya eşit olduğunu belirledi. Lavoisier, böylece ‘’ Tepkimeye giren maddelerin kütleleri, tepkime sonucu oluşan maddelerin kütleleri toplamına eşit olmalıdır.’’ Şeklindeki yasayı özetleyerek, bu alandaki tabuları yıkmış oluyordu.

Çalışmalarını sürdüren Fransız kimyager, solunum sırasında oksijen alınıp, karbondioksit verildiğini belirledi. Nefes almanın karbon ve hidrojenin yavaş yanmasıyla meydana geldiği ve bunun mum veya gaz lambasındaki yanmanın benzeri olduğunu ortaya çıkaran Lavoisier, kullandığı kalorimetrelerle kimyevi reaksiyonların ısısını ölçtü. Bunlara da kalmadı ve calx adlı kızarıklıkların da hava-metal birleşimiyle oluştuğunu keşfetti. Calxların oluşuğu reaksiyonlar sırasında sonradan oksijen ismini verdiği bir gaz çıktığını tespit etti. Daha önce oksijeni keşfederek ona ‘’ yetkin gaz ‘’ adını veren ünlü kimyager Priestley’le Paris’te buluştu. Ondan sonra cıva üzerindeki deneyleri sırasında bulduu bu yetkin gazın özelliklerini dinledikten sonra, Priestley’in deneylerini sürdürdü. Ancak Lavoisier, yanmdan sonra oluşan cıva oksidi tarttıktan sonra Priestley’den bir adım daha ileri giderek cıva oksidi daha fazla ısıttı. Kora dönüşen kırmızı oksidin giderek yok olmaya yüz tuttuğunu, geriye cıva taneciğiyle bir miktar ‘’ elastik akacı ‘’ kaldığını saptadı. Elde kalan bu madde, Priestley’in yetkin gaz diye isimlendirdiği maddeydi. Kapta kalan bu maddenin ağırlığının, civanın ilk aşamada ısıtılmasından azalan hava ağırlığıyla eşit olduğunu belirledi. Oksijenin keşfi de yanma – ositlenme olayının bilimsel olarak açıklanmasını sağladı : ‘’ Yanma, yanan maddenin phologiston salmasıyla değil, oksijenle birleşmesiyle gerçekleşir.’’

Başta, önemsenmeyen bu kuram, Cavendish’in, suyun iki hazın birleşmesiyle oluştuğuna ilişkin deney sonuçlarını açıklamasıyla, bilim çevelerinin dikkatini çekti. Cavendish, deneylerinde asitlerin metal üzerindeki etkisi neticesinde ‘’ yanıcı ‘’ bir gaz elde etmiş, bunu phologiston sanmıştı.

Bu açıdan oksijeni ilk keşfeden Lavoisier değildi; ama bu gazın gerçek önemini ilk kavrayan kişi oydu. Lavoisier, ulaştığı sonucu Bilim Akademisi’ne bir bildiriyle sunduğunda da Priestley ve Cavendish’in katkılarından tek kelime dahi söz etmedi.

Lavoisier, ayrıca bir maddenin mıtlaka katı, sıvı ve gaz hallerinden birinde olduğunu ilk ortaya atan kişiydi. Deneylerinde havayı analiz ederek azotla- oksijeni ayırdı. En gelişmiş laboratuvarında hidrojeni yakmayı başaran Lavoisier, bunun neticesinde de su elde etti. Kimyevi İsimlendirme Metodu’nu geliştirdi.

Aslında bakılırsa Lavoisier, ne yeni kimyasal bir nesne, ne de yeni kimyasal bir olgu keşfetmişti. Yaptığı sadece başkalarının bulduğu nesne ve olguları açıklamak,  kimyasal bileşime açıklık getiren bir kuram oluşturmak, kimyasal nesneleri adlandırmada yeni ve işler bir sistem kurmaktı.

Ancak 1789’da yayımlanan ‘’ Kimyanın Elementleri ‘’ ( Traite Elementaire de Chimie ) adlı yapıtı, kendi alanında, Newton’un Principia’sı oldu. Newton modern fiziğin temelini atarken,  o da kimyanın temelini atmış oluyordu.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here